Günümüz Dünyasından Black Mirror Enstantaneleri

Herkese merhaba. Yazın dayanılmaz sıcakları kıyı bölgeler kadar olmasa bile Ankara’yı da vurmuşken; keyfimizi yerine getiren şeyler: Ofiste yaptığımız Inbound Ice Coffee’ler , Inbound Cookie’ler, bir de blog yazmak… İçimiz dışımız Dijital Pazarlama olmuşken, bir durup nefes alma anlarımız da bunlar oluyor, n’apalım. Demem o ki, konu epey ilgi çekici; keyifle okuyun.

Netflix’in başarılı yapımlarından Black Mirror dizisinin, özellikle teknoloji tutkunu çevrelerce büyük ilgi gördüğü malum. Dizinin büyük bir kısmı bilim kurgu zeminine otursa da gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi öngörülen uygulama ve teknolojileri de içinde barındırıyor. Artık sık sık “Black Mirror gerçek oluyor!” haberleri okuyoruz, heyecan yapıyoruz, hatta bazen geriliyoruz

Ne de olsa dizinin felsefesi “The Dark Side of Technology and Life”. İzlerken iyi hoş da, bu karanlık tarafla tanışmaya kaçımız hazır ve bu denli büyüyen, evrilen teknolojinin insan ilişkilerimize ve hayatımıza olumsuz etkilerine karşı alternatif bir planımız var mı, pek emin değilim.

Hakkında her gün yüzlerce yeni haber okuduğumuz, teknoloji ile ne kadar iç içe olsak bile hayran olmanın ve desteklemenin dışında pek çaktırmasak da bazen tedirgin olup “Neler dönmüş Serhat ya?” dediğimiz Yapay Zeka (AI), Sanal Gerçeklik (VR), Arttırılmış Gerçeklik (AR), Nesnelerin İnterneti (IoT), Bulut Teknolojileri ve Büyük Veri gibi kavramlar, hızını hiç kesmeden bizleri şaşırtmaya devam edecek, bu çok açık. Gerçekleşen ya da gerçekleşeceği üzerinde konuşulan ve her biri buram buram Black Mirror esintisi taşıyan haberleri sizler için derledim.

Dikkat! Ağır spoiler içerir.

3. Sezon 1. Bölüm: Nosedive

Sosyal skorunu arttırıp ev kredisi almak uğruna yaşadıklarını sinirlerimiz harap olarak izlediğimiz turuncu saçlı kızın macerası hiç de uzak bir ihtimal değil. Dizinin bu bölümünde kullanılan, sosyal ağlardan aldığımız skorların reel hayatımız ile entegre olduğu ve yüksek puan almanın bize birtakım haklar sağlayıp, düşük skorlu olmanın birçok haktan mahrum bıraktığı, hatta cezai yaptırımlarının olduğu bu sistem; 2020 itibarıyla Çin’de hayata geçecek. Mobil cihazlara yüklenecek bir eklenti ile çalışacak olan sistemde, vatandaşların birçok konuda değerlendirilmesinde sosyal skorları büyük önem taşıyacak. A’dan D’ye 4 kategorisi bulunan skorlama sisteminde “ahlaksız ve güvenilmez” insanlar D kategorisinde yer alacaklar. İzlenimler vatandaşların sanal dünyadaki paylaşımlarından alınırken, sanal ortamda yalan beyanda bulunmak, uygunsuz açıklama ve görsel gibi paylaşımlar puan kesintisine sebep olacak. Gerçek hayattaki davranışları da aynı şekilde izlenen halktan yüksek puan ile A sınıfına girenler seçkin ve ayrıcalıklı insanlar olarak çeşitli haklardan faydalanabilecekler. D sınıfındaki insanlar ise kara listede yer aldıkları için sanal ve gerçek hayatta çeşitli zorluklarla karşılaşacaklar.

3. Sezon 2. Bölüm: Playtest

Bu bölümde Cooper Redfield adlı karakter köstebek vurma oyununu arttırılmış gerçeklikle oynuyordu. Microsoft HoloLens ekibi diziden mi esinlendi bilinmez, bu fikri bilim kurgudan çıkararak gerçeğe dönüştürdü.

Tıpkı dizinin söz konusu bölümünde izlediğimiz oyundaki gibi, HoloLens‘in mekân haritalama ve elle takip işlevinin birleştirilmesiyle oyuncu karşısına çıkan köstebeklere eliyle vurabiliyor.

2. Sezon 1. Bölüm (Be Right Back)

Kocasını genç yaşta bir kazada kaybetmenin şokunu tek başına atlatmaya çalışan Martha’nın yapay zekâ sayesinde ölen kişi hakkında gerekli bilgiler verildiği takdirde söz konusu kişi gibi davranan bot hesapla kocasıymış gibi konuşmasını ve hatta bunu bir adım ileriye götürerek kocasının benzeri olan bir Droid satın almasını hatırladınız mı? Bu her iki teknoloji de gerçek hayatta var ve kullanımda.

Rus bir mühendis ölen arkadaşının ardından geliştirdiği yazılım ile, Luka adlı uygulama sayesinde eski dostuyla yazışabilirken; Hong Kong’da Scarlett Johansson’a benzeyen android yapan adam da bahsi geçen Droid kurgusuna selam çakıyor.

3. Sezon- Final Bölümü (Hated in the Nation)

Bizleri korkutmak ve silkelemek anlamında belki de en güçlü şekilde kurgulanan bölümdü otonom arıların yer aldığı bölüm. Şimdi otonom arılar Japonya’da gerçekleştirilen bir teknoloji ile gerçek oluyor, fakat misyonları dizidekinden (neyse ki) farklı (elbette şu an için). Her biri böcek büyüklüğünde drone’lar olacak bu arıların görevi polen taşımak. Anlaşılan doğanın dengesini kendi elleriyle baltalayan insanoğlu, yine kendi ürettiği teknolojiyle bu dengeyi yeniden kazanmayı hedefliyor.

Görünen o ki, Black Mirror’un senaristleri müthiş bir öngörü ile, her an gerçekleşebilecek senaryoları incelikle işlemişler. İnsan ilişkileri ve sosyal yaşamın teknolojinin bu denli evrilmesiyle nasıl olumsuz etkilenebileceğini gerçek dışı felaket senaryoları ile değil, sık sık gerçekleştiğini gördüğümüz haberlere bakarsak oldukça hayatın içinden olan nokta atışları ile vermişler.

Hala izlemeyenler varsa bu muhteşem diziye mutlaka başlasın. Biz ekipçe yeni sezonun yolunu gözlüyor, her çıkan söylentiyle heyecanlanıyoruz.

Sevgiyle.