YENİ HAYATIMIN İLK ADIMLARI

Öncellikle şunu belirtmeliyim ki az sonra üç yıl öncesini okuyacaksınız.

Hazırsanız başlayalım.

Doğduğundan beri İstanbul’da yaşayan -ki bu 19 yıla tekabül eder- bir gencin hayatının nasıl değiştiğini anlatmaya çalışacağım size. Her şey o çok stresli üniversiteye tercih yapmayarak gitmediğim hayır canım ben tekrar hazırlanıp İstanbul’u tutturacağım dediğim gün başladı. Efendime söyleyeyim eve kapanmalar, test kitaplarını bitirmeler, baş ağrıları, stresten zayıflamaklar derken geldi yine sınav günü. Sınava eşit ağırlıktan girip matematikle asla barışamayan birinin ruh haliye girmek o sınava nasıldır şimdi üç saniye düşünmeye davet ediyorum sizleri. Evet düşündüyseniz devam edelim. Matematikle bu sınavda da barışamadık tabi seviyeli bir uzaklık bir mesafedir ki aramızda öyle bir uzaklık yok dünya üzerinde. Omuzlarımdan attığım sınav stresi bu defa kendisini ikinci aşama strese bıraktı. İstanbul olacak mı? Olmadı. Ben büyük bir cesaretle hayır hayır tekrar çalışacağım dedim. Çok sevgili aile bireylerim eşim dostum sen kendine dayanabilirsin ama biz sana dayanamayız dedikten sonra hayat baya baya güzel bir tokat daha yapıştırdı yüzüme. Tercihlerin bitmesine son iki gün ben halâ herhangi bir araştırma içerisine girmemişim. Sonunda babam bu işe bir el atarak tercih sitesine girdi ve Allah ne verdiyse yazdı. Türkiye’nin en ücra köşesine kadar yazıldığından bahsediyorum burada. Eh tabi o zamanlar epey bir gözümüz yaşlı tercihler açıklanana kadar da sustuğumu söyleyemem. Açıklandığı anı nasıl ve hangi kelimelerle anlatabilirim bilmiyorum lakin şunu söyleyebilirim neresi olursa olsun hangi bölüm olursa olsun başarmak mükemmel bir his. Kendi mutluluğunuzdan çok çevrenizi mutlu ettiğinizi görmek paha biçilemez bir his. Pamukkale Üniversitesi — Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları. Daha önce Pamukkale travertenlerini sadece coğrafya kitaplarında görmüş ya da belgesellerde izlemiş biri olarak önce şehri araştırdım. Nerede ne vardır nesi meşhurdur, üniversitenin etrafı güzel midir? Kafamda bir sürü soru, yalnız olacak olmanın verdiği o muazzam korku, Rusça mı? O da nesi diyerek ders programına baktığımda ki endişe hepsini şimdi düşündüğümde yine aynı hisleri yaşıyor olmam çok mu tuhaf? Kayıt günü üniversiteyi gördüğümde bir İstanbullu olarak haliyle sevindim çünkü etrafı dağlarla çevrili yemyeşil bir kampüs. Kayıtlar yapıldı, kalacak yer ayarlandı ilk kez uzun bir yolculuğa çıkmışım, yurt kayıt sırasında belki beş saat beklemişim, üstüne ayağımı incitip davul gibi şişirmişim İstanbul bileti bulamamışım. Kaos ! en son hatırladığım ben artık dayanamıyorum diyerek otogarın ortasına oturmuş babama sımsıkı sarılmış ağlar halde buldum kendimi. Sonunda İzmir aktarmalı 13 saat süren bir yolculukla kendimi İstanbul’da buldum. İki günde kalabalığı bile bu kadar özlenebilir bir şehrin.

Sevdiklerini arkanda bırakıp yeni bir hayata başlayacak olmanın ağırlığı dört bir yanımı sarmıştı. Üstelik gideceğim şehri sevmemiştim. Belli ki uzun bir müddet de sevemeyecektim. Ne kadar gezersen gez sabahtan akşama kadar sokakta ol insanın istiyor ki günü evimde bitireyim annem çayımı yapsın yatağım hep mis gibi koksun. Tek başına yaşayınca o işler pek de öyle olmuyormuş. İlk gittiğim gün tüm aile beni bırakmaya gelmiş ama herkes gergin, birimiz bir şey söylese hemen ağlanacak. Ben can atıyorum artık gitsinler rahat rahat ağlayayım belki bir nebze alışayım diye ama onlar da bir o kadar beni bırakmak istemiyorlar. En sonunda onları yollamayı başardığımda annem ve babam yurt kapısının önünde arkamdan bakıyorlar eğer döner son bir kez bakarsam biliyorum ayrılamayacağım o yüzden bakmadım. Keşke baksaydım..

İnanılmaz sancılı dönemler geçirdim benden daha kötüsünü yaşayanlar vardır eminim ama şimdilik buna deyinmeyeceğim. İsterseniz daha sonra bundan bahseder sizi birazcık sıkarım.

Şimdi söyleyeceğim son birkaç şey var ki o da şu: Hayat feci zor bir şey. Tek başınaysan, sevdiğin insanlar yanında yoksa, hasta olduğunda nazını çekecek biri yoksa, markette bak bu daha uygun bunu alalım diyen biri yoksa hayat cidden zor. Bir anda yaşam dediğiniz şey çok farklı ikinci bir yola saptırıyor sizi. Bu sizin isteğiniz dışında oluyor. Evet önünüze çok güzel bazı şeyler çıkarıyor en önemlisi sizi büyütüyor. Eğer aranızda birileri başka bir şehre gideyim de hayatımı yaşayayım diyorsa o hayatı yaşamıyorsunuz emin olun. Oturun oturduğunuz yerde sonra ülkenin ağlama eşiğini düşürüyorsunuz. Şaka bir yana insanın en güvende olduğu yer benim kanaatimce sevdiklerinin yanı. Bu benim biraz sahiplenici, sevgi arsızı oluşumdan da kaynaklanıyor olabilir. Birazcık öyleyim ne yapalım.

Buraya bu hoş geldin yazısını bırakıp gidiyorum. Ki bu hoş geldin kendimedir. Bundan sonra canım sıkıldıkça buraya çiziktirip başınızı şişireceğim doğrudur. Tekrar görüşene kadar güzel kalınız efenim.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.