Masanız Cenazenize Gelmeyecek

Babamın dolabında bir taş parçası bulmayı beklemiyordum.

Beyaz çoraplar mı? Tabi ki.

Beyaz iç çamaşırları mı? Tabi ki.

Gri bir taş parçası. Bu biraz sürpriz oldu.

Ben küçükken, evin her yerini kurcalardım. Ailem tarafından fark edilmeden, kediyi ve (tabi ki) kardeşimi korkutmadan odalar arasında gizlene gizlene ne kadar dolaşabileceğime bakardım.

Bu kurcalama merakım, iç çamaşırlarıyla dolu bir çekmecenin başında, büyümenin taş parçaları biriktirmek anlamına gelip gelmediğini sorgulamama yol açmıştı şimdi.

Merakım, gizli kalma isteğimi bastırınca, ganimetimi aldım ve babamın oturduğu oturma odasına koştum. Taş parçasını elimden aldı, gülümsedi ve hikayesini anlattı.

Görünüşe göre, bu taş parçası, zamanın birinde evin penceresinden içeriye fırlatılmıştı. O ve annem, eve döndüklerinde kırık bir cam ve halının üzerine saçılmış cam parçaları arasında bu taşı bulmuşlardı.
 Hırsızlar, bir video kayıt cihazını, babamın işten eve getirdiği bir kaç ekipmanı ve taşınması kolay birkaç başka malı alıp kaçmışlardı.

Bunca yıldan sonra babamın taşı neden sakladığını anlayamadım. Neden berbat hatıralar taşıyan bir cismi atmamıştı? Neden 3 ev değiştirmiş olmasına rağmen, bu taşı yanından ayırmamıştı?

Cevabı çok basitti:

“İnsanların eşyalardan daha önemli olduğunu hatırlamak için saklıyorum.”

Gerçekten de, hırsızlar oldukça pahalı şeyler çaldıysa da, babam o anda annemle kendisinin evde olabileceğini hatırlamayı tercih ediyordu. Böyle bir durumda, küçük bir hırsızlık, çok daha kötüsüne dönüşebilirdi.

Bugünlerde bu dersi sıkça hatırlamak durumunda kalıyorum. Bu kültürde, insanlar genelde geri plana atılıyor.

Eşyalar çok seviliyor.

Arabalara isimler veriliyor.

İşe ömürler adanıyor.

Üretkenlik kavramına methiyeler düzülüyor.

“Meşgul olmak”, bir statü simgesi olarak kullanılıyor.

Kimin insanlara ayıracak zamanı var ki?

Bu öncelik sıralamasında kritik bir kusur var: Masanız cenazenize gelmeyecek. Facebook hesabınız da… Aslında, çok yakın olmadığınız sürece, patronunuz bile cenazenize gelmeyecek.

Son kez gözlerinizi kapadığınızda, bir zamanlar yaşadığınız bir hayatın kalıntıları, boyutu ve tarzı değişen bir kutu ve olumlu yönde etkilediğiniz insanlar olacak.

Cihazlar, kanepeler, evler, arabalar ve cihazlar gizemli bir şekilde ortada olmayacak.

Harcamakta olduğunuz her saniye, geleceğinize bir yatırımdır.

Bu yatırımın getirisi sadece eşyalar mı olacak?

Yoksa insanlar mı?


Bu yazı, Todd Brison tarafından yayınlanan Your Desk Will Not Attend Your Funeral yazısından, izniyle tercüme edilmiştir.

This post is the Turkish translation of Todd Brison’s Your Desk Will Not Attend Your Funeral post. Permission was granted by the author.


İlk olarak Opereyşın’da yayınlanmıştır.