Bir yerlerin/Bir şeylerin Tam Ortası

Bir garip bahar akşamındayız, bir rüzgar alıyor saçlarını, bir sessizlik düğümlerken bedenimizi, martılar göğü fethediyor, bu arada kimse de nisanın mı, şehrin mi, denizin mi tam orta yerinde olduğumuzu bilemiyor. Yolculuklardan çok ulaşılan limanların önemli olduğu bir dönemdeyiz, kahretsin olabildiğince de gerçekçi bir çağdayız. Nefes alıyoruz da yaşıyor muyuz? Yaşıyorsak da bundan birşey anlıyor muyuz, bu kadar çok soruya nasıl cevap buluyoruz? Sorular , cevaplar ortasından deniz geçen bir şehrin iki yakası arasında mekik dokuyan vapurlar gibi ister soru olsun ister cevap, ikisi de ulaşacağı yere kadar gidiyor. Bir yaşanmışlık arıyoruz en sakin limanında şehrin. Bir yalnızlık alıyor, bir yalnızlık oluyor tüm limanlar.
Her geçen gün azalan, tükenen ve tükenen şeylere inat, bir sevdayı büyütüyoruz seninle, yudum yudum içilen sigara gibi ağır ağır öğreniyoruz, biraz da hırıltılı. Çatlamış bir alın kemiği gibi liman da duruyor ya gemi, demir atacak sığ sular arıyoruz.

Sen utancını alıp duvara asıyorsun, bir şiir oluyor, bir şair ölüyor. Hatırasına okunan bir iki mısra, bir iki damla gözyaşı, şerefine kaldırılan bir iki kadeh. Kimseler şaşırmıyor ya da çaktırmıyor. Bir bahar akşamındayız, Nisan’ın mı denizin mi , şehrin mi tam ortasındayız haberimiz yok, kimselerin haberi yok. Ben sadece senin kulağına fısıldıyorum seni nice sevdiğimi, kimselere belli etmeden. Her şey böyle başlıyor önce, herşeyin bittiği yerde.

18.04.2015

Like what you read? Give İbrahim M Tataroğlu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.