İçerik Okuyucusunun Kalbine Giden Yolu Bulmak

Zamanınız kısıtlı! Hatta sadece 30 saniyeniz var.

Bir içerik okuyucusunun dikkatini yakalamak, oradan zihnine giriş yapmak, zihninden kalbine inmek için adeta zamanla yarışıyorsunuz. Okuyucunun sizin içeriğinizle karşılaştığı o ilk 30 saniye onun ne yapacağını belirleyen zaman dilimidir. Eli bilgisayarının faresi üzerindeyken, ya bir sonraki çarpıcı içeriğe geçmek ya da elini yavaş yavaş farenin üzerinden kaldırarak, içeriğinizi sindire sindire okumaya hazırlanıyordur.

Yani içeriğinizin ömrünü aslında siz belirliyorsunuz.

Her içerik yazarı biraz çalışarak, uğraşarak içerik okuyucusunun kalbine giden yolu pekala bulabilir. Tüyoları vermek bizden, daha çok içerik üreterek bu yolda deneyim kazanmak sizden olsun…

İçeriğiniz özlü, objektif ve hızlıca göz gezdirilebilir olmalı:

Bir içeriğin okunma oranını en çok bu unsurlar belirler. Gereksiz kelimelerin metinden çıkarılması, objektiviteye zarar veren yoğun sıfat kullanımının azaltılması bir içeriğin okunma oranını %58 artırmaktadır.

Ne yapabilirsiniz?

Metni önce yazın, sonra editleyin. Editleme esnasında kendi kendinize hafif yüksek sesle okursanız, gereğinden fazla uzun cümleleri ya da anlatım bozukluklarını daha kolay fark edersiniz. Öncelikle uzun cümleleri kısaltmakla işe başlayın. İçeriğin objektifliğine zarar verecek kelimeleri ve sıfatları ortadan kaldırın.

Metne “bullet” eklemek, yani maddeler halinde yazmak, içeriğin okunma oranını % 47 artırır. Özellikle blog içeriklerinde okuyucunun dikkatini ayakta tutmak için bazı başlıkların altını maddelenmiş şekilde doldurun.

Aksi talep edilmedikçe, uzun metinleri mutlaka ara başlıklara ayırın. Örneğin, 350 ilâ 400 kelimelik bir içerikte en az 2, en fazla 4 başlık içeriğinizin hızlıca göz gezdirilebilir olmasını sağlayacaktır. Tek bir ana başlık altında toplanan uzun metinler okuyucuyu yorar. Bir metinde beyaz alanın fazla olması metni daha okunur kılar.

İçeriğiniz hem bilgi vermeli, hem okuyucuda motivasyon oluşturmalı:

Okuyucunun içeriğinizle karşılaştığı ilk 30 saniye yani ilk bakışta içerikte görebildikleri onun ne yapacağını belirler. Eğer metin içerisinde yoğun bilgi varsa okuyucunun üstüne baskı oluşur ve okuma motivasyonu azalır. O “yoğun” bilgiyi almayı reddeden içerik okuyucusu hemen bilgi akışı yoğun olmayan, bilgilerin aralara serpiştirilerek verildiği bir sonraki içeriğe tıklayacaktır.

Ne yapabilirsiniz?

Kaliteli İçerik Üretmek İçin İpuçları başlıklı yazımızdan da hatırlayacaksınız, okuyucunun beş duyusuna hitap eden anlatımlar daima kazanır. Örneğin, seyahat konulu bir içerik hazırlarken, adı geçen destinasyondaki tarihi yapıların kaç yılında inşa edildiği veya şehrin neresinde ne var gibi bilgileri arka arkaya sıralarsanız okuyucu verdiğiniz bilgileri almakta zorlanır. Oysa, bu bilgilerin aralarına okuyucunun hislerini hedef alan cümleler yerleştirirseniz, onun kalbine giden yolu bulmuş olursunuz. “Şehrin kuzeybatısında yer alan X Kanyonu’nun içerisindeki daracık patika yolda yürürken tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz.” gibi.

İçerik pazarlamasının amacı okuyucuyu bilgilendirmek, eğlendirmek; ona aradığı bir konuda yardımcı olmak ve onda ilgili ürün / hizmete yönelik motivasyon oluşturmaktır. Ürün / hizmete yönelik yönlendirme de metnin herhangi bir yerine yerleştirilen markanın tanıtımları ile yapılır. Okuyucunun motivasyonunu koruması için metninizin -deyim yerindeyse- buram buram reklam kokmaması gerekir. Böyle bir metin okuyucunun içeriğinize yönelik sempatisini azaltır.

Metinde görsellere yer verilmeli:

Çoğu içerik talebinde içeriğe görsel eklemesi de yazardan istenir. Görsellerle verilen mesaj yazılı bir metne kıyasla beyne 60 bin kat daha hızlı iletilirler.

Ne yapabilirsiniz?

Beynimize iletilen bilgilerin %90'ı görseldir. Talebe uygun ve mutlaka içerikle uyumlu fotoğraflar / resimler seçin. Uyumlu görsel kullanımı okuyucunun bilgiyi daha çabuk almasını sağlar.

Görsel kullanımını da abartmamanız gerekir. Çünkü metnin sık sık görselle bölünmesi okuyucunun dikkatini dağıtır.

İçerik dikkat çekici olmalı:

(Bir balığın dikkat süresi 9 saniye, insanın dikkat süresi 8 saniye)

Bir kitap okuyucusu ve bir İnternet okuyucusu aynı değildir. Kendinizi düşünün: Kitap okurken hiç kelimeleri atlar mısınız? Oysa İnternet’te bir şey okurken hızlı hızlı geçer, çoğu kez sadece ilginizi çeken bölümleri okur, bırakırsınız. Microsoft tarafından gerçekleştirilen “Teknoloji dikkat süresini nasıl etkiliyor” konulu araştırma sonuçlarına göre, ortalama bir kişinin ekran başındaki dikkat süresi 2013 yılında 8 saniye. Bu süre 2010 yılında 12 saniye imiş. Bunun yanı sıra, teknolojiyle daha erken yaşta tanışan kişilerin dikkat sürelerinin daha kısa olduğu belirlenmiş. Dolayısıyla, dikkat süresi bu kadar kısa olan bir içerik okuyucusunun kalbine ulaşmak için süreç zorlu.

Ne Yapabilirsiniz?

İçeriğinize arama motoru aracılığıyla veya sosyal medyadaki herhangi bir link vasıtası ile ulaşan okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmamak ilk hedefiniz olmalı. Bunun için dikkat çekici bir giriş önemlidir. Daha ilk satırdan okuyucuya bu içeriğin onun aradığı içerik olduğunu hissettirmelisiniz.
Kaliteli, faydalı bir içerik üretin. Özgün bilgi sunun. Eğer pek çok yerde zaten verilmiş bilgileri derleyeceksiniz de bunu kendi ifadelerinizle ve kendi bakış açınızı ekleyerek yapın. Eğer siz okuyucunuza özgün ve kaliteli bir içerik sunarsanız, o da zamanını ve dikkatini içeriğinize vererek sizi ödüllendirecektir.

İçeriğinizde, özellikle blog yazılarında imkanınız varsa örnekler verin, veriler kullanın. Yazdıklarınızı bu şekilde somutlaştırın. İçeriğiniz bilgilendirici, öğretici olsun ama bunu eğlenceli, sıkmayan bir şekilde yapın.
İlginizi çekebilecek önceki yazılarımızdan bazıları:

Dijital Nomad Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
Freelance Çalışanların En Çok Kullandığı Online Araçlar
İçerik Yazarının Pratik Yazım Kılavuzu

Bizi takip edin:

https://twitter.com/icerikbulutu

https://www.facebook.com/icerikbulutu