dSon yıllarda Google ve Microsoft gibi teknoloji tabanlı şirketlerin yanı sıra teknolojiye daha az odaklanan şirketler de -Coca Cola, Unilever, BMW, Accor Hotels gibi — yeni teknoloji girişimleriyle farklı işbirlikleri yapmaya başladı. Dünyadaki bir takım gelişmeler de büyük şirketlerin farklı kanallar kullanarak yeni girişimlere sistematik şekilde ulaştığını gösteriyor;
- Kurumsal girişim sermayesi (KGS) büyüyor; 2014 yılında global KGS yatırımlarının sayısı %59 oranında büyüme göstermiş ve toplamda $ 48.5 milyar dolar değerinde 1.734 adet yatırım gerçekleşmiş.
- Global alanda girişim satın alma oranı artıyor; Avrupa’nın en büyük 130 şirketi yaptığı satın alımlarının %80’inde erken aşama teknoloji girişimlerini tercih etmiş.
- Kurumsal iş hızlandırma programları popülerleşiyor; Avrupa’daki iş hızlandırma programlarının üçte biri (103 programdan 32’si) kurumsal bir şirket tarafından yönetiliyor veya destekleniyor. (Ocak 2015 itibariyle)
Türkiye’de de benzer bir durum söz konusu. Core Strateji olarak müşterilerimizin de içinde bulunduğu Multinet, Eureko Sigorta, Vestel, Turkcell, Türk Telekom, TEB, Garanti Bankası, Doğuş Grubu ve Akbank gibi büyük şirketlerin de girişimci işbirliğini artırmak ve rekabet avantajı sağlayabilmek adına farklı çalışmalar yürütmekte olduğunu görüyoruz.
Girişimcilerin kurumsal firmalardan gözleri korksa da doğru adımlar atıldığında kazan-kazan durumu yaratan işbirlikleri çıktığı görebiliriz. O zaman kurumsal ve yeni girişim işbirliğinin neden önemli olduğuna iki taraf açısından bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Kurumlar Ne Kazanabilir?
Büyük kurumsal şirketin küçük bir girişimle işbirliği yapmasının nasıl bir getirisi olabilir diye düşünebilirsiniz. Ancak son yıllarda sektörlerin bir alana odaklı girişimler tarafından parçalandığını (unbundling) görmekteyiz. Örneğin bankacılık sektöründe girişimlerin ödeme sistemi, mikro kredi gibi daha alt alanlara odaklanması gibi. Bir sektörün birçok ayağında aynı anda faaliyet gösteren kurumsal şirketlere oranla yeni girişimler, bu alanlardan birini seçerek o alanda daha pratik, ucuz ve yenilikçi çözümler sunabiliyor veya sektörden hizmet alamayan tüketici gruplarına odaklanabiliyorlar. Square’in taksicilere kredi vererek tüketici kredisine girmesi gibi… Durum böyle olunca kurumların girişimlerle işbirliği yapması kaçınılmaz hale geliyor.
Bir kurumun iş modelini yeni bir pazar veya müşteri kitlesi için geliştirmesi veya yeni bir teknoloji test edebilmesi için, o pazarda faaliyet gösteren bir girişimle işbirliği yapması kurumu önemli bir ar-ge yatırımdan kurtarıyor ve zamandan tasarruf etmesini sağlıyor.
Erken aşama girişimlerle yakın çalışan kurumların, girişimlerin esnek ve hızlı çalışma kültürlerini kendi iç yönetimlerinde de benimsemeleri uzun ve bürokratik süreçleri sadeleştirmelerini sağlıyor.
Kurumların son zamanlarda en çok üzerinde durduğu konulardan biri olan girişimci gibi çalışan iş gücüne ulaşım ve potansiyel girişimci adaylarıyla yetenek kazanımı (talent acquisition) da kurum-girişim işbirliğinin yan faydaları olarak ortaya çıkıyor.
Son olarak girişimlerle yakın çalışan kurumsal firmaların diğer kurumlar arasındaki imajı olumlu yönde etkileniyor ve işbirliği mekanizmalarıyla kurum kültürüne yenilik getiriliyor.
Özetle, aşağıdaki başlıkları kurum-girişim işbirliğinden kurumların sağlayacağı temel faydalar olarak sayabiliriz;
- Yeni Pazar/ Müşteriye Ulaşma
- Yeni Teknoloji/Ürün
- Süreçlerin Geliştirilmesi
- Girişimci İş Gücüne Ulaşım
- Şirket Kültüründe Yenilik
- Finansal Getiri
Kurumsal firmalar etkinlik, iş hızlandırma programları ve kurumsal girişim sermayesi gibi kanallarla girişimlere ulaşarak iş ortaklığı, yatırım ve satın alma gibi yollara gidebilirler.
Burada önemli olan kurumun iş modelini ve ihtiyaçlarını doğru analiz ederek ve kurumun kültürüne, bulunduğu sektöre uygun stratejik yöntemleri tasarlanmasıdır.
Girişimciler kurumlarla neden işbirliği yapmalı?
Kurum-girişim işbirliğinde kurumun daha avantajlı olduğu yönünde genel bir yanılgı olsa da girişimlerin de bu işbirliklerinden birçok kazanımı olabiliyor. Bunlardan birkaçı şu şekilde özetlenebilir;
- Erken aşama girişimlerin para kazanabilmesi, girişimin yatırım alması, bir diğeri de satış yapması şeklinde gerçekleşmektedir. Bir girişimin çok sayıda müşteriye ulaşması her zaman kolay olmuyor.
- Girişimin bir anda var olan bir müşteri kitlesine doğrudan ulaşım sağlayabilmesi kurumsal bir firmanın kaynaklarını kullanması ile mümkün olabilir.
- Bir girişimin her konuda bilgi sahibi olan bir mentorla çalışması yerine, faaliyet alanında uzman bir mentordan destek alması girişimin başarısında önemli rol oynar.
- Kurumların sektörle ilgili yasal düzenlemelerden haberdar olması, girişimlerin regülasyona aykırı hareket etmesinin önüne geçiyor.
- Kurumların girişimlere sunduğu fiziksel ve ayni kaynaklar onları hızlandırıyor. Bu kaynaklara örnek olarak; Çalışma alanı, laboratuvar kullanımı, alıp, ekipman gibi teknik materyaller, örnek müşteri verisi veya API kullanımı gibi teknolojik altyapılar verilebilir.
Son dönemde gerçekleşen kurum-girişim işbirliklerine örnek olarak AVIS araç kiralama şirketinin, saatlik araç kiralama olarak ortaya çıkan Zipcar’ı satın almasını gösterebiliriz. BMW‘nin araç paylaşım sektöründeki yatırımı olan ReachNow’ın başarılı şekilde faaliyet gösterebilmesinin en büyük sebeplerinden birinin trafik durum kontrolü yapan yazılım girişimi Ridecell ile yaptığı işbirliği olduğunu söyleyebiliriz. Accor Hotel zincirinin ise müşterilerine daha farklı bir deneyim sunabilmek adına, Airbnb’nin daha üst düzey ve lüks versiyonu olarak görülen Onefinestay girişimini satın alması, büyük kurumların girişimlerle işbirliğine ciddi yatırımlar yaptığını gösteriyor.
Bu doğrultuda, girişimlerin de kendilerini iyi kurgulayıp kurumsal şirketin iş modelini iyi anlamaları kritik başarı faktörlerinden biridir. Diğer önemli nokta da girişimlerin kurumlarla yaptıkları işbirliği anlaşmasının şartlarına dikkat ederek kazan-kazan dengesini korumaya çalışmalarıdır. Karşısındaki kurumun ihtiyaçlarını ve iletişim tarzını anlayan bir girişim hangi departman ile nasıl iletişim kurabileceklerini daha iyi analiz edeceğinden kurumların gücünü arkasına alabilir.
Günümüz dünyasında rekabetten çok rekabetle işbirliği (coopetition) öne çıkıyor, bu yeni dalganın farkına varan girişim ve kurumların bu avantajı kullanması da kaçınılmaz.