“Benim için en büyük macera bu ülkede tiyatro yapmak!” ve “Radikalliği kaybettim g*tü kaybettim…” Diyor sevgili Uğur ULUDAĞ…

Geçen haftalarda blog’da oyunundan bahsetmiştik,bu hafta kendisi ile röportaj yapmak nasip oldu bizlere,onu şimdi “Filinta” dizisinde ki “Şehzade Murad” olarak tanıyoruz lakin Uğur Uludağ’ın harika maceralarla dolu bir hayat hikayesi var ve her şeyden önce tiyatrosu… Şimdi biraz daha onu tanıyalım ama önce her çarşamba Profilo AVM’de “EX S” oyunu ile karşınızda bulabilirsiniz !

- Sevgili Uğur Uludağ kendinizden biraz bahseder misiniz ve de ilk tiyatroya ne zaman başladınız?

- Merhaba öncelikle, ben nasıl başladığımı anlatayım böylelikle sizde beni tanımış olursunuz.Biz arkadaşımızla karete filmlerine giderdik,karete filmleri de insanların kendi kendilerine canlı bölmelerde karete yaptıkları yerlerdir. Bakırköy’de Santral diye bir mağaza vardı,ikinci katı boştu,her yeri de aynalıydı. Gittik oraya aynalarda “Bruce Lee” oluyorduk, tam çıkarken bir gün bir tabela gördüm. Üst katı işaret ediyor, “Biroy” Sanat Merkezi, arkadaşıma dedim ki “bak şimdi nasıl dalga geçiyorum.” Üst kata çıktım ve alaylı bir tavırla “Tiyatro kursu veriyormuşsunuz.” dedim. Onlarda “Evet,veriyoruz” dediler. Ben tekrar uslübumu bozmadan “Nedir koşulları falan” dedim. Gerisini hatırlamıyorum…

-Nasıl yani sonra neler oldu ?

- E, bu güne geldik işte… (Gülüyoruz) yani onlar mı benle dalga geçti yoksa ben mi onlarla bilemiyorum.

Sonra oraya kayıt yaptırdım,Hayati ASİLYAZICI teorik dersleri ve Salih KALYON’da pratik dersleri veriyordu ve bir tiyatro kursu yani. O kursun sene sonu gösterisi , “ŞAN Tiyatrosu” da oldu ve ben sahneye çıkma şerefine nail oldum.Daha sonra ertesi sene Salih KALYON,bir oyun yapıyormuş,turneye çıkacakmış,babama ulaşmış. Ben de 14- 15 yaşında ve hobbit boylarında biriyim. Bodrum’a Turneye gittim. Benim ilk profesyonel olmam Bodrum’a , Ankara Çocuk Tiyatrosu ve çeşitli amatör kumpanyalara gitme birleşimi ile oldu. Bodrum Festivalin de iki ayrı rol de oynuyordum,biri baş rol biri yan rol ve şanslı bir başlangıçtı.

Orada ilk sevgilimi edindim, bunu özellikle yazmanı istiyorum. İsmi “Belda” hala unutamıyorum onu. (Gülüyoruz)

Bu arada sohbetimize sevgili Eylem ŞENKAL’da eşlik ediyor ve daha da harika bir sohbete doğru ilerliyoruz bu konuşma üzerine Eylem ŞENKAL şöyle bir kaç soru soruyor Uğur ULUDAĞ’a…

- Şaka mı gerçek mi ?

- Gerçek…

- E kız üstüne alınacak.

- Alınsın.

- Ona haber göndermiş oluyoruz o zaman

- Evet

Gülüyoruz…

-Peki Uğur ULUDAĞ’ı kendi yapan şeyler nelerdir?

-Başlangıçta bu sorulardan yola çıkarsak adı ve soyadı. (gülüyoruz) Yani nedir,ona cevap verebilecek olan ben değilim ama tek bildiğim şey kendi bildiğimi okumam ve insanların kendi bildiğini okumasına fırsat yaratacak atmosferi yaratıyor olmam olur herhalde. O yüzden bizim tiyatroya gelen herkes kendi bildiğini okur yani. Zeki bir insanımdır ama beni ben yapan şey zeki olmamdır diyemeyeceğim çünkü dönüp baktığımda beni çokta iyi bir yere taşımadığını görebiliyorum.

-Neden şimdi böyle bir cümle kullandınız ?

- Bak şimdi normalde insanlar önce düşünür sonra konuşur. Ben önce konuşup sonra ne dedim diye düşünürüm. O yüzden bu sorunun cevabını daha sonra düşüneceğim. (Gülüyoruz)

- E.S.E.K Tiyatrosundan bahsedelim biraz da…

- E.S.E.K tiyatrosu bakırköy’lü çocukların boş vakitlerini değerlendirmeleri üzerine kuruldu,şöyle ki rahmetli Grup Vitaminden tanıyacağınız “Gökhan SEMİZ” ile ben bir kafe de oturuyorduk, ismi “Kristal” büfe, orada menünün arkasını çevirdik arka kısmı boş ya ve “Tükürür Kaçarım” diye bir oyun olsa ne komik olur diye düşündük sonra “psikolog sahneye girer” diye bir şey yazdık. Daha sonra dedik ki bu bir tiyatro oyunu olsa ve bizim ekip “ekip” derken bizim arkadaş grubumuz oynasa kim neyi oynar dedik. Oradan çıktık her zaman gittiğimiz “Karya” kafeye gittik bizimkilere gösterdik e herkes de boş gezenin boş ustası olduğu için, kabul ettiler. Aralarında Tiyatro ile ilgisi olan tek ben varım diğerleri sanat,edebiyat ve tiyatro ilgili ama oyunculuk yapan bir tek ben varım. Bakırköy oyuncularından Cem YALIN’la konuşmaya gittim. Bu arada emeği çoktur. Ve ona ben ayrılıp kendi ekibimi kuracağım dedim. O da bıyık altı gülerek “iyi bakalım,hadi” dedi. Sonra biz “The E.S.E.K”i kurduk.

The koymamızın sebebi o zaman amatör tiyatro çevresinde ki herkes sol tandans-lıydı. Bizde düşünce olarak ona yakındık zaten. Tamamen çıkıntılık olsun diye koyduğumuzu hatırlıyorum. Herkes soruyordu tabi bu ne amerikan özenti gibi diye, tabi hepsine verdiğimiz cevap şuydu:

E.S.E.K of koyacaktık ama olmadı kusura bakmayın oldu. (Gülüyor)

O çıkıntılık öyle kaldı. Daha sonra Gökhan “Grup Vitamin” yaptı ben Mücdat Gezen Sanat Merkezine girdim. Araya bir dört sene girdi sonra ben kendi tiyatromu kurmak istedim,Gökhan’da destek oldu buna. Sonra The çıkartalım çok ta abartmayalım diyerek , Espri Standartları Enstitü Kurumu olarak devam ettik. Enstitü ve Kurum Türkçe de aynı cümle de olmayacağı için biz de kurumlaşmaya olan gıcıklığımızdan dolayı bu ismi koyduk. Bu yüzden E.S.E.K’ den sonra nokta yok. Ve işte E.S.E.K böyle başladı şimdi de görkemli bir şekilde ilerliyor diye düşünüyorum. Görkemli olması şundan kaynaklı,amatör kuruluşumuzu 1990 sayarsak eğer on altıncı seneye girdik, geldiğimiz noktada bu arada emeği geçen bütün şuan yanımızda olmayan ya da olamayan dostlarımıza teşekkürü şuan ki ekip adına borç biliyorum.Çünkü onlar olmazsa bu günlere gelemeyecektik. Derken şimdi geldiğimiz nokta da “NECMİQ” diye bir oyun var Hakan BİLGİN,Eylem ŞENKAL,Pervin DURMAZ,Yeliz USTAOĞLU ki Pervin ve Yeliz bizim genç ekibimizden. Onlarla beraber oynuyoruz.

Eylem iki sene boyunca taciz etti beni,hadi tiyatro yapalım hadi tiyatro yapalım diye.Ben de bu kadar büyük bir tiyatro aşkını uzun zamandır herhangi birince görmediğim için,Hadi yapalım dedim. Derken tiyatro aşkı bulaşıcı bir şey olsa gerek Eylem’de diğer genç tayfaya ulaşmış olacak ki “EX S” diye bir oyun çıkardılar şuan gençler yaşlılar ki yaşlılar olarak Uğur ULUDAĞ,Eylem ŞENKAL,Hakan BİLGİN olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.(Gülüyor)

- Peki “EX S” hakkında ne söylemek istiyorsunuz ?

- Ben ne bileyim onu gençlere sorun.(Gülüyor) Yani bir oyunu yazdıktan sonra ben den çıkıyor artık harfler kullananların oluyor. Kullananlar oyuncular onlara sormak gerek,benim açımdan genç bir iş oldu,hatta benden beklenmeyecek kadar genç. Bunun üzerine “NECMİQ”i de koyabilirim,bundan önceki oyunlarda dünya ile çevremde ki insanlar ile birlikte olduğum kadınlarla sürekli bir kavga içindeyim. Biraz da yaşın getirdiği bir şey “NECMİQ” oyununda daha kendisi ile barışmış bir Uğur ULUDAĞ var diyor çevrem,bu benim tanımlamam değil özellikle Eylem ŞENKAL. Daha duru bir iş yaptığımı söylüyor ve dönüp baktığımda onu söylediği bu cümleyi,başka insanlar da bizim dışımızda ki insanlar da ortak olunca evet “NECMİQ” çok daha duru ve ben “sanatım” diye bas bas bağıran ki bu konuda tevazu göstermeyeceğim,Eylem ŞENKAL’ın dediği gibi daha kült olmaya müsait bir iş. Her kült iş gibi de değerini sonra bulacak eminiz…

-Yani bu oyun sakinlik döneminize denk geldi diyebilir miyiz?

-Eylem ŞENKAL cevabını veriyor sorumuzun ve “Ustalık Eseri” diyor. ve diyor Eylem ŞENKAL diye devam ediyor Uğur ULUDAĞ, ben söylemeyeyim onu diyor (Gülüyoruz)

Eylem ŞENKAL katılıyor ve ;

-Herkes yabancı yazarların oyunlarını oynuyor,diyor

Uğur ULUDAĞ;

-Eve,herkes beşinci sınıf , Amerikan , İngiliz , Fransız ,oyunlarını alıyor ve allayıp pullayıp ve sanki bir tarz imiş gibi insanlara sunan tiyatrolardan tiksinme geldiği için, yani Şövanist bir adam değilim ama Türk yazarlarının oyunlarının oynanması taraftarıyım, Türkiye de çok iyi yazarlar var “Genç Yazarlar” buna dahil, bence Türkiye’nin en iyi yazarı “Mehmet BAYTUR” ve çok çok iyi işler yapılıyor.Bizim de saplantımız o burada şimdilik yazdığım oyunlar oynanıyor ama yeni yazarlar da yetişiyor umarım bir gün onun oyunlarını izlerim ki en büyük hayallerimden biri bu,bizim tayfadan gençlerden birinin yazdığı bir oyunu biz yaşlılar bir gün oynayalım istiyorum. Hatta bizi de gençlerden biri yönetsin mesela…

-Peki geleceğin Tiyatrosu ve Sanatı hakkında ne düşünüyorsunuz ? Çünkü en son yazdığında şu ana yönelik problemleri içerisinde barındıran bir oyun yazdın bundan sonrakiler için ne düşünüyorsun ?

-Bence EX S de NECMİQ de şuanın problemi değil geleceğin problemi yani ben geleceğin durumunu şu andan gösterdim. Evin dekoru içinde özellikle Facebook,İnstagram İphone den bir masa yani bunlar bu gün değil gelecekte olacak şeyler ki E.S.E.K genelde geleceğe ışık tutması ile bilinir. Planım bu değil yazarken tabi ama görüyoruz ki biz bir şey yazıyoruz beş ay sonra gerçek oluyor.Söz gelimi NECMİQ oyununda olduğu gibi. Oyunda “8 milyon yıl yaşında bir kemik bulunuyor.” diye bir şey yazdım. Aradan beş ay geçti Kırşehir’de bir kemik bulundu 8 milyon yaşında…

Eylem ŞENKAL hemen bir ekleme yapıyor;

Ve bulan kişi de arkeoloğun, büyük annesinin ismi de “Necmiye” oyun da “NECMİQ” den geliyor. Bu kadar şaşkınlık veren bir şey olamaz hepimiz arasında.

Uğur ULUDAĞ;

Ben yazıyorum oluyor değil bu durum, ki ilk de değil daha önceki oyunlarda da benzeri şeyler oldu.Fakat ben sanatçı dediğin adam,kendimi onlarla bir tutmalı mıyım ona karar verecek olan ben değilim ama sanatçı dediğin farkında olmadan zamanda yolculuk yapıyor aslında gördüğü şeyi yazıyor ve onun adı da ilham ve ya aklıma geldi oluyor. Bunu ben hangi ara yapıyorum bilmiyorum çünkü “world of warcraft” oynuyorum. (Gülüyoruz)

- Peki bunca ilginç olay arasında bu maceranın içinde sizi şaşırtan başka şeyler oldu mu ?

- Yani hangi birini anlatayım,o kadar çok ki…

- Peki bu yaşınıza kadar kesin olarak taşıdığınız bir anı ve ya bir an-ı var mıdır Uğur ULUDAĞ’ın ?

- Böyle belli başlı bir şey çok gelmiyor aklıma ama Mexico’da geçirdiğim 24 saatin 12 saatini hatırlamıyor olmam ve hala hatırlamıyorum, üstelik sadece kahve içmiştim. Los Angels’da çok ilginç insanlarla beraber bir iki buçuk hafta geçirdim ki bunlar İrlanda mafyasıydı. Hayatımın en en en ilginç anısı ve sonra zaten korkumdan kaçtım. Onun dışında benim için en büyük macera bu ülke de tiyatro yapmak zaten…

Ama bu macerada yalnız değilim ki haliyle bu biraz da toplu intihara dönüyor… (Gülüyoruz)

Bizim biraz bağımsız ve federi durumumuz var.Devlet yardımı almıyoruz, kurulduğumuzdan beri başvurumuz yok. Resmi olarak kurulduğumuz günden beri dilekçemiz yok. İstemiyorum,ben hükümetin ve devletin tiyatroya karışmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda da radikal bir tutumumuz var yani özetle, illa ki bir başlık kullanacaksan bu yazıya şunu kullan lütfen ki gerçekten öyle “Radikalliği kaybettim,g*tü kaybettim.” (Gülüyoruz)

Yani sisteme karşı olan her şeyi yitir, sevdim ben bunu…

Keza ekibimde ki herkesin bireysel olarak böyle bir duruşu var,bizim genç arkadaşlarımız yaşıtları gibi yaldır yaldır komedi dizilerinde oynamaktansa ve köşeyi dönmektense ,tiyatro yapacağız biz diye aslan gibi buradalar ve yirmili ve otuzlu yaşlarda ki tüm genç arkadaşlarımız ülkenin bu durumunda hala tiyatro yapacağız diye buradalarsa biz yıkılmayız.

Bizim tiyatromuz “Alamut Kalesi”…

Bir şey olmaz bize…

- Peki E.S.E.K’e katılmak isteyenler neler yapmalı ?

- Bir şekil bize ulaşacaklar,biz tiyatro yapmak istiyoruz diyecekler ki kapımız herkese açık, bir testten geçirmiyoruz,geliyorlar iki sene arkada takılıyorlar çay getiriyorlar çorba getiriyorlar,ütü yapıyorlar sohbet ediyorlar bizimle bu iki sene içinde onlar bizden memnun kalırsa,bir şeyler yapmaya çalışıyoruz kimseye bir şeyin sözünü vermiyoruz. Ama “EX S” oyununda ki “Ayhan” karakterini canlandıran Şükrü Çetin,” Hamza” Karakterini canlandıran Özgür Şenyer ve “Kutlu” karakterini canlandıran Muhammer Tali, keza “NECMİQ” De bizimle oynayan Pervin ve Yeliz, bizimle yedi senedir bizimle varlar. Ve ilk işleri “EX S” ve bu yedi sene bizimle beraber arkada kuliste aklınıza gelebilecek her yerde bulundular. Şuan gördüğün gibi görkemli bir şey yapıyorlar.Bizde biraz daha usta çırak ilişkisi var.Haliyle kapı o kadar açık ki girmesi çok kolay çıkması daha kolay. Kapı açık çünkü. Tiyatroyu sevsin yeter.

diyor ve biz sohbetimize devam ediyoruz hayatınızda görebileceğiniz belki de en tatlı en samimi insanlardan biri sohbetin devamı için sizde gidin kendisi ile tanışın diyorum. Oyunlara da gidin kendinize tiyatroya gitmedi dedirtmeyin.

Like what you read? Give İki Kıta Arası a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.