Celâli İsyanları

Devlet-i Âliyye’nin buhran içinde geçen yıllarında halk, yönetimdeki haksızlıklar, rüşvet ve iltîmaslar nedeniyle ayaklanır. Kimi fert eline tüfek alır dağa çıkar, kimisi de göçer gider…


Celâli adı nasıl ortaya çıktı?

Yavuz Sultan Selim zamanında meydana gelen bir isyan bütün Osmanlı târihine damgasını vurdu. Bozoklu Celal adlı bir tımarlı sipâhi şeyliğini îlan edip, etrâfına binlerce adam toplamıştı. Tokat’ın Turhal ilçesinde bir mağarada yaşayan Celal’in etrâfındaki insan sayısı 20 bine ulaşmıştı. Celal, yanındakilere kendisinin Mehdî olduğunu söylüyordu. Şah Veli ünvânını alan Bozoklu Celal, Tokat-Sivas havâlisinde hâkimiyet kurunca Osmanlı yöneticileri harekete geçti.

Merkezden Celal’in üzerine Vezir Ferhad Paşa gönderildi. Dulkadir beyi Şehsuvaroğlu Ali Bey’e de ona katılması emredildi. Üzerine gönderilen kuvvetlerle başa çıkamayacağını anlayan Bozoklu Celal, Sivas’a doğru hareket etti. İran’a kaçıyordu. Ferhad Paşa’nın Celal’e yetişememesi üzerine, onu kaçırmamak isteyen Şehsuvar Ali Bey, âsilerin Erzincan civârında önünü kesti. 1519'da meydana gelen savaşta âsiler mağlup edildi, Bozoklu Celal de öldürüldü.

İsyan bitmişti. Ama adı yâdigâr kaldı. Bozoklu Celal’in isyânı Osmanlı literatüründe isyancı yâhud eşkiyâ kelimesine yeni bir değer kattı. Bu târihten sonra Anadolu’da isyân edenlere Celal’e nispetle celâli denildi. Celâliler için, ayrıca eşkiyâ, türedi eşkiyâsı adları da kullanılmıştır.

Büyük Celâli isyanları ne zaman meydana geldi?

Bozoklu Celal’in isyânından sonra Kânûnî döneminde benzeri ayaklanmalar olduysa da Celâli İsyanları adı ile anılan asıl eşkiyâlık faaliyetleri 1596–1610 yılları arasında meydana geldi.

1593'te Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya ile 13 yıl sürecek bir savaşa girişmişti. Avusturya ile yapılan 13 yıl savaşlarının asıl sebebi Eflak ve Erdel gibi Osmanlı iâşesinin önemli bir kısmını karşılayan toprakların kaybedilmemesi içindi. Ancak bu dönemde askerî sistemde meydana gelen değişiklikler Avusturya ile savaşmayı artık pahalı ve zor bir hâle getirmişti. Bu savaşlar sırasında özellikle ekonomik açıdan zor durumda olan Osmanlı İmparatorluğu, piyâde asker ihtiyâcını Anadolu’daki işsiz gençlerden sağlamaya başladı. Yeni askerî sistem gereği ok ve kılıçla savaşan süvârinin yerini tüfekli piyade almaktaydı. Bu yüzden tımarlar azaltılıp, tüfekli asker istihdâmına yönelindi. Ayrıca tağşiş (paranın değerini düşürme) ve tımarların zengin kişilere satılması yüzünden de birçok tımarlı sipâhi tımarını kaybetmişti. İşsiz kalan tımarlı sipâhiler 25–50'şer kişilik gruplar hâlinde levend denilen haydut çeteleri oluşturup, eşkiyâlığa başladılar.

Cığalazade Yusuf Sinan Paşa

Büyük Celâli isyanları Haçova Savaşı’ndan sonra (1596) meydana geldi. Bu zaferden sonra veziriazam olan Cığalazâde Sinan Paşa orduyu disiplin altına almak için çadırının önüne gelmeyecek herkesi asker kaçağı sayacağını ilân etti. Asker kaçakları yakalandıklarında idâm edilecek, malları da hazîneye kaydedilecekti. Savaşa gelmelerine rağmen düzensizlik yüzünden ordudan ayrı düşmüş olan ve sayıları 25–30 bin kişiye ulaşan askerler, bu emir üzerine korkudan kaçarak Anadolu’da eşkiyâlık yapan gruplara katıldılar.

Celâliler, Karayazıcı Abdülhalim gibi yetenekli bir lider bulunca oldukça tehlikeli hâle geldiler. Karayazıcı, savaşa gitmek istemeyen ve asker kaçağı olan grupları etrâfında topladı. 1598'den itibaren büyük celâli toplulukları kasaba ve şehirlere saldırmaya başladılar. Orta Anadolu ve Maraş civârında hâkimiyet kurdular. 1602'de Karayazıcı’nın öldürülmesinden sonra bütün Anadolu’ya yayıldılar.

Celâli isyanlarının sebepleri nelerdir?

Celâli isyanları genellikle Haçova savaşından sonra askerden kaçanlann cezalandırılmasına bağlanırsa da, bu doğru değildir. 16. yüzyılın sonlarında İran (1578-1590) ve Avusturya (1593–1606) ile girişilen ve uzun süren harpler Osmanlı düzenini iyice yıpratmıştı. Ayrıca 16. yüzyıldaki aşın nüfus artışı ve enflasyon Osmanlı düzenini tamamıyla alt üst etti. 16. yüzyıl son-
larında bu bahsettiğimiz sebeplerden meydana gelen buhran ortamı celâliliği ortaya çıkardı. İşsiz sekban ve leventler, tımarını kaybetmiş sipâhiler, geçinemediğinden köyünü terkeden gençler ve sistem çöktüğünden okullarını bırakmak zorunda kalan medrese öğrencileri (suhteler) celâli oldular.

Celâli isyanlarının genişlemesinin önemli bir sebebi de tüfeğin yaygınlaşmasıdır.

Bu isyanlar yalnız Osmanlı’ya mahsus değildir. 16. yüzyıl sonlarında Avrupa’nın birçok yerinde geleneksel düzenin ve ekonomik yapının bozulmasıyla bu tür isyanlar görülmüştür. Ayrıca dünya ikliminde meydana gelen değişiklikler, uzun süreli kuraklıklar yaşanması bu isyanların çıkmasında önemli rol oynamıştır.

Celâli ayaklanmaları nasl bastırıldı?

Osmanlı yönetimi celâlileri ya kuvvet kullanarak ya da makam, mevki vererek ortadan kaldırma yoluna gitmiştir. Bazı Türk târihçileri, Osmanlılar’ın eşkiyâları affedip, devlet kademelerinde görev vermesini acizlik olarak yorumlarken, Karen Barkey isimli bir Amerikalı sosyologun, Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu’nu mukâyese ederek yaptığı incelemede eşkiyâların affını ve bir makam verilmesinin, devleti aczini değil, kuvvetini ve idâresini sürdürme kâbileyitini gösterdiği sonucuna varılmaktadır. Fransa’da merkez-kenar dengesindeki ciddî kaymalardan dolayı isyanlar meydana gelmiş ve bu isyanlar zorla bastırılmıştır. Osmanla İmparatorluğu ise içtimaî sınıfların çoğunu idâre ederek, çok büyük isyanların çıkmasını engellemiştir. Eşkiyâları affederek, devlet kademelerinde görevlendirmiş, böylece kenardaki kuvvetlerin merkez içerisinde erimesini sağlamıştır. Osmanlıların tarzı hem daha insânî, hem de daha devlet menfaatinedir.

Celâli isyanları bir halk ayaklanması mıydı?

Celâli ayaklanmalarını kimileri mezhep, kimileri ise ezilen halkın yöneticilere isyânı olarak gösterir. Bazen ise Türk kimliğinin mücâdelesi olduğu iddiâ edilir. Ancak bunların hiçbirisinin aslı yoktur. Bazı ayaklanmaların İran’la ilişkisi varsa da tımarı elinden alınmış sipâhiler ve savaş bitince işsiz kalmış sekbanlar bu isyanlarda faâl rol oynayan en önemli unsurlardı. Meslekleri askerlik olan bu kişilerin işsiz kaldıklarında yapacaklar iş yoktu. Çoğu eşkiyâlıkla geçinme yolunu aradılar. Tımarları iâde edildiğinde veya başka bir yolla orduda istihdâm edildiklerinde celâlilerin çoğu devletin yanına geçmiştir.

Celâliler nasıl örgütlenmişlerdi?

Küçük celâli grupları büyük kalabalıklar hâline süratle gelebiliyorlardı. Bir lider etrafında toplanabilmek, varlıklarını devam ettirebilmenin en önemli yoluydu. Ancak şuursuz kalabalıklar çabucak bir lider etrâfında toplanabildikleri gibi, kısa sürede bu birliklerini kaybedebiliyorlardı. Karayazıcı gibi askerî yetenekleri olan birisinin etrâfında toplandıklarında oldukça tehlikeli olmuşlardı.

Celâliler kendi aralarında bölük esâsına göre örgütlenmişlerdi. Her bölüğün bir zorba başısı ve bayrağı olurdu. Bayraklarda zorba başının adı yazılıydı. Celâliler arasında yalancı kapıkulları adı verilen bölükler de vardı. Bunlar kapıkulu ocağından uzaklaştırılan levendler ve taşra yöneticilerinin yanındaki devriye bölüğü mensuplarıydı.

Celâliler halk arasında garip isimlerle şöhret bulmuşlardır. Ağaçtan Pîrî, Gün Uğrusu, Baldırı Kısa, Tanrıbilmez, Dağlar Delisi, Kabre Sığmaz, Kâfir Murad, Deli İlâhi, Yularkıstı, Kilindir Uğrusu, Domuzoğlan, Şekloz Ahmed, Kekeç Mehmed gibi isimler taşıyorlardı.