Bir kişiyi “bilmek” sadece adını öğrenip, bir süre hayatına eşlik etmek olmamalı. Bir insanı bilmeye başladığımızda ister istemez onun derinliklerine dahil oluruz. Kişi kendisini açtığı kadarıyla, kişi ne kadar kendisinin bilinmesini istiyorsa o ölçüde öğreniriz o kişiyi. Bu noktada alışırız insanlara. Varlıklarını kabulleniriz. Kendisini bilen bir insan içinde kabullenmek o kadar zor bir eylemdir ki.. Peki hayatınıza ortak ettiğiniz insan bir anda çekip giderse.. Evet evet hem de bir bahanesi olmadan ya da bir şeyler saçmalayarak..

Yalan şeylere inandıran ile doğru şeyleri yansıtan insanı nasıl ayırt edeceğimiz konusunda hala bir fikrim yok. Sanırım da bu çok karakterize edilip bir algoritma çıkarılacak bir konu değil. O kadar fazla değişken var ki..


Belkide ebedi gidişlerin olduğu bir dünyada hayatımızdan bir şey demeden çıkıp gidenlere teşekkür etmeliyiz..

Arkasından “iyi bilirdik” demeden önce tartılması gereken düşüncelere saygılarımla.

Like what you read? Give iko a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.