Karşı çıktığınız hangisi? Baskı mı, baskıya uğrayan tarafta olmak mı?

Pek çoğumuz elinde güç olanların üzerimizde uyguladığı şiddet ve baskı karşısında güçlü bir tepki duyarız.

Örneğin, devlet aygıtları barışçıl gösterilerimizi şiddet kullanarak susturmaya çalıştığında öfkeleniriz. Patronumuz veya yöneticilerimiz bulundukları mevkiden yararlanarak üzerimizde ya da diğer işçilerin üzerinde baskı kurduğunda bu bizi rahatsız eder.

Ancak, bu tepkimizin tutarlılığı ve manası ancak bizden zayıf olanlar karşısındaki tutumumuzla ölçülebilir, örneğin insan harici hayvanlar karşısındaki tutumumuzla.

Eğer, iktidarı elinde bulunduranların üzerinizde uyguladığı baskıya tepki duyuyor, ancak sadece bunu yapabilme gücünüz olduğu için insan harici hayvanları damak zevkinizi tatmin edecek bir kaynak olarak kullanıyorsanız, bu ne anlama geliyor?

Karşı çıktığınız hangisi? Baskı mı, baskıya uğrayan tarafta olmak mı? Şiddet mi, yoksa şiddet uygulama gücünü elinde bulunduran taraf olamamak mı? Sömürü mü, yoksa sömürüden faydalanan kişiler olamamak mı? Tepkiniz ve mücadeleniz, baskıyı, sömürüyü ve şiddeti ortadan kaldırmak için mi, yoksa bunları uygulayan mekanizmanın el değiştirmesi (daha doğrusu elinize geçmesi) için mi? Baskılayan, sömüren, şiddet uygulayan tarafta olmak için mi?

Bunların cevabı, bugün sizden daha güçsüz olanlara karşı tutumunuzda yatmıyor mu?

Eğer adaletten bahsediyor ve elinde ne örgütlenmek ne de mücadele vermek için bir imkan bulunmayan, sistematik olarak köleleştirilmiş ve toplumdaki genel ahlak anlayışı tarafından mal olarak konumlandırılmış insan harici hayvanların köleliğinden kendinize fayda sağlamakta beis görmüyorsanız, bu durum elinize iktidar geçtiğinde bu iktidarla ne yapacağınızı anlatmıyor mu?

Eğer, sadece elinizde bunu yapabilmek için yeterli güç bulunmasını, damak zevkiniz ve giyim alışkanlıklarınız için milyarlarca hayvanı köleleştirmek ve yaşamlarını ellerinden almak için yeterli bir sebep olarak görüyorsanız, üzerimizde baskı kuranlara, haklarımızı çiğneyenlere, şiddet ve korkuyla hükmedenlere karşı çıkma gerekçenizle çelişmiyor mı?

Dahası, var olan baskı ve iktidar mekanizmalarına karşı çıkarken, amacınızın baskıyı ortadan kaldırmak olduğuna neden inanalım ki? Bunun böyle olmadığını, bir önceki öğününüzde köleliğinden fayda sağladığınız inekler, tavuklar, koyunlar ve arılar söylüyor zaten.

Ağzınızdan adalet, şiddetsizlik ve özgürlüğe dair sözler çıkarken, ağzınıza attığınız lokma adaletsizlik, şiddet ve kölelikten ibaretse bu kavramlardan ne anladığınız üzerine bir daha düşünün.

İnsan harici hayvanlar, etik topluluğumuzun en güçsüz kesimi. Hakları çiğneniyor, köle olmak üzere dünyaya getiriliyor, çekilmez bir köle hayatı yaşayıp insanların geçici zevkleri için öldürülüyorlar.

Eğer bu kölelikten fayda sağlıyorsanız, bu türcü kölelik düzeninin bir parçası olarak yaşamak kolayınıza gidiyorsa, türcülüğün önünüze gıda diye sunduğu beden çıktılarından zevk almakla övünüyorsanız, adalet bunun neresinde? Bunu, doğru bulduğunuz değerlerin neresine koyuyorsunuz?

Dünyayı, şiddetin failinin el değiştirmesi için değil, şiddeti kaldırmak için değiştirelim.

Dünyayı, adaletsizliğin fayda sağladığı kişilerin rol değiştirmesi için değil, adaletsizliği yeryüzünden silmek için değiştirelim.

Köleliğe karşı çıkarken, geçmişte ten rengi farklı olanların köleliğini kabul edilebilir görenlerin hatasına düşüp türü farklı olanların mülk statüsünü kabul eder bir konuma düşmeyelim.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz istismarı telafi edemezsiniz ancak şu andan itibaren buna son verebilirsiniz.

Vegan olun. Veganlık, hayvan kullanımını hayatımızdan çıkartmak demektir. Hayvan kullanımı daima adaletsizdir, daima köleliktir, daima şiddettir ve baskıdır.

Veganlığı savunun, çünkü köleliği kabul edilebilir bulan toplumu dönüştürmekle yükümlüyüz.

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor…


Originally published at ilgablog.wordpress.com on July 30, 2015.