Tarihin Hangi Tarafında Yer Alacaksınız? Kölelikten yana mı, Köleliğe karşı mı?

Geçtiğimiz günlerde bir düşünce dergisi olan Jacobin Mag’te, özgürlükçü bir düşünür olarak bilinen John Locke’un köle sahibi olması ve köle ticaretiyle uğraşıyor olmasıyla ilgili çıkan bir makale, konu hakkında bilgisi olmayan pek çok okur tarafından hayretle karşılandı. Pek çok kişi Locke’un köle ticaretiyle uğraşmasının fikirleriyle çeliştiğini düşündü.

Oysa bundan 200 yıl önceye kadar böyle bir makale şaşkınlık yaratmayacaktı. Çünkü köle ticareti, ticaretin başka herhangi bir biçiminden farklı görülmüyordu. Pek çoğuna göre şeker ticaretiyle uğraşmak ile köle ticaretiyle uğraşmak arasında bir fark yoktu. Bugün, köle ticaretinin ahlaken kabul edilemez bir eylem olduğunu biliyoruz. Tıpkı hayvan kullanımının ahlaken kabul edilemez bir eylem olduğunu bildiğimiz gibi.

Bu makale bundan yüz yıl sonra günümüzün ‘özgürlükçü’, ‘adaletten yana’ düşünürleri ve aktivistleri hakkında çıkacak makaleler hakkında bir ipucu veriyor:

Hayvan kullanımının ahlaken kabul edilemez bir eylem olduğu gerçeği toplumun geniş kesimleri tarafından kabul gördüğünde, geçmişe dönüp bakanlar 21. yüzyılın başında adalet savunucularının çoğunun ölü hayvan bedenlerini ve köle hayvanların beden çıktılarını zevk için tükettiklerini öğrendiklerinde bunu hayretle karşılayacak, nasıl olup da böyle fikirler savunan kişilerin gözlerinin önündeki istismarın sürdürücüsü olduklarına anlam veremeyecekler.

Örneğin, geleceğin vegan toplumunda bir bireyin, Karl Marx’ın Alman İdeolojisi kitabında komünist toplumu tarif ettiği bölümü okuduğunu düşünün:

”Oysa herkesin bir başka işe meydan vermeyen bir faaliyet alanının içine hapsolmadığı, herkesin hoşuna giden faaliyet dalında kendini geliştirebildiği komünist toplumda, toplum genel üretimi düzenler, bu da, benim için, bugün bu işi, yarın başka bir işi yapmak, canımın istediğince, hiçbir zaman avcı, balıkçı ya da eleştirici olmak durumunda kalmadan sabahleyin avlanmak, öğleden sonra balık tutmak, akşam hayvan yetiştiriciliği yapmak, yemekten sonra eleştiri yapmak olanağını yaratır.”

Bu paragrafta insanların zevk için hayvanları avladığı, yetiştirdiği ve yediği ve arkasından da tartışmalar gerçekleştirdiği bir toplumu tarif ettiğini görecektir!

Tarih 1944 yılında başlayan başka bir hareketten de bahsediyor olacak, insan harici hayvan köleliğini sona erdirmek üzere başlayan vegan hareketten.

Adaletten, özgürlükten, haklardan yana olan görüşlerinizle tutarlı bir yaşamınız olmasını istiyorsanız, adaleti sadece insanlar için istemeyin. Aksi taktirde 21. yüzyılda Locke’un köle tacirliğinden nasıl bahsediyorsak, geleceğin toplumu da günümüzün naveganlarından yani sizden öyle bahsedecek.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz istismarı telafi edemezsiniz ama şu andan itibaren doğru tarafta yer alabilirsiniz. Hayvanları kullanmayı bırakın. Köleliğe karşı çıkın. Vegan olun.

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor…


Originally published at ilgablog.wordpress.com on July 10, 2015.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.