Vegan Olmayanların Soruları Üzerine

İnternette bulunan bir görselde vegan olmanın zorlukları sıralanmış ve en büyük zorluk olarak vegan olmayanların sordukları sorulara sürekli cevap vermek zorunda kalmak olarak işaretlenmiş.

Bu her ne kadar mizah amaçlı bir görsel olsa da düşmememiz gereken bir tuzağa işaret ediyor. Veganların çok azınlıkta olduğu ve hayvan kullanımının norm olduğu bir toplumda sürekli sorularla karşılaştığımız, aynı sorulara tekrar tekrar cevap vermek zorunda kaldığımız doğru: “Peki ya bitkiler?”, “Aslanlar da hayvanları yiyor?” vs. Ve bundan sıkılıyor olabiliriz.

Fakat birkaç istisna hariç bu soruları soran kişiler bu soruları ilk defa soruyorlar ve sorma amaçları konuyla gerçekten ilgilenmeleri. Hayatlarında sıradan ve normal gördükleri bir davranışın yanlış olduğunu söylüyoruz ve bu yüzden de ya ne kadar samimi ve tutarlı olduğumuzu merak ediyorlar ya da değişimden çekinip kendi normlarını ve yaşam biçimlerini savunmaya geçiyorlar. Bu sebeple de vegan olduğunuzu öğrenen kişiler sorular sormaya başlıyor.

Eğer bu soruları hayvan hakları hakkında konuşmak ve karşı tarafı bilgilendirmek için bir fırsat ve davet olarak görür ve bu yönde bir tavır takınırsak bu soruları navegan kişinin yaşamında adalet yönünde bir değişimin başlangıcı haline getirebiliriz. Bunun için aynı soruları bininci kez duyduğumuzda dahi ilk kez duyuyormuşçasına istekle cevaplamamız ve daha etkili, daha bilgi dolu cevaplar vermek için kendimizi eğitmemiz, klasik sorulara verdiğimiz yanıtlar ve aldığımız tepkiler üzerine diğer veganlarla birlikte kafa yormamız gerekiyor. Bunun için iyi bir başlangıç noktası şu adres olabilir: www.abolisyonistveganhareket.org/sss

Tam tersi, bunun yerine birileri bize veganlıkla ilgili sorular sorduğunda “yine saçma sorular başladı” diye düşündüğümüzü farz edelim. Bu durumda ilk eğilimimiz konuşmayı bitirmeye çalışmak olacaktır. Bu eğilim sözlerimize yansımasa bile ses tonumuza, davranışlarımıza vs. yansır. Bilgilendirici ve dönüştürücü bir rol oynayamayız. Karşımızdakine vereceğimiz mesaj veganlığın bizim kendi kişisel tercihimiz olduğu ve sorgulanmasını istemediğimiz olacaktır.

Böyle bir tavır bizi birkaç sosyal trollden korur belki ama veganlıkla ilgili gerçekleştirebileceğimiz çok sayıda samimi ve dönüştürücü diyaloğun da önünü kapatır.

Henüz vegan olmayanların sorularını vegan olmanın bir zorluğu olarak değil, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için bir fırsat olarak düşünelim. Toplum içinde vegan olduğumuzu söylemenin en güzel taraflarından biri etrafımızdaki naveganlarda bu durumun bir merak uyandırıyor olması ve sadece vegan olduğumuzu duymalarının bile değişimin başlangıcı olması.

Olabilecek en kötü şeylerden biri vegan olmamızın bir kişisel tercih olarak algılanması, ilgisizlikle karşılanması ve bu sebeple kimseyle veganlık hakkında konuşma başlatamıyor olmamız olurdu.

Bir sonraki “Peki ya bitkiler?” sorusuna bir de bu bakış açısıyla bakmayı deneyin.

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor…


Originally published at ilgablog.wordpress.com on July 10, 2015.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.