Veganlıktan bahsetmek baskı mıdır?

Pek çoğumuz vegan olarak yetiştirilmedik ve bir noktada veganlıkla ilgili bilgiyle karşılaştık ve hayatımızdan hayvan istismarını çıkartmaya karar vererek vegan olduk.

Vegan olmadan önceki günlerinizi hatırlayın. Hayvanları önemsiyor ve bir şeyler yapmak istiyordunuz ancak aklınızda bir dolu soru vardı. Hayatta kalabilecek miyim? Çevremden dışlanacak mıyım? Peki ya bitkiler ne olacak? Bir gün ıssız bir adaya düşersem…? ve daha bir dolu soru.

Fakat bütün bunları aşıp vegan olduğunuzda, yaşamınızdan hayvan istismarını çıkarttığınızda, bu hayatınızda verdiğiniz en doğru karar değil miydi? Ve bugün bile geriye dönüp baktığınızda ‘keşke bu bilgiyle daha önce karşılaşsaydım, keşke hayatımın o kadar yılını hayvanları istismar ederek geçirmemiş olsaydım, daha erken vegan olsaydım hatta keşke vegan bir aileye doğmuş olsaydım’ demiyor musunuz? Karşınıza veganlıkla ilgili bilgiler çıktığı, kafanızı karıştıran sorulara yanıtlar bulduğunuz, üstünüze düşenin ne olduğunu anladığınız ve sorumluluğu üstlenip gerekeni yapacak cesareti bulduğunuz için memnun değil misiniz?

Peki eğer böyleyse, nasıl olur da birileri -üstelik de veganlar arasından birileri- çıkıp da henüz vegan olmayan ancak hayvanları önemsediğine inanan kişilere veganlığı anlatmanın baskıcılık vs. olduğunu söyleyebiliyor? Bu kişiler vegan oldukları için memnun değil mi? Vegan olmak onların da hayatlarındaki en iyi kararlardan biri değil miydi?

Ve düşünün, hayvanları önemseyen, ancak veganlıkla ilgili bilgilerle karşılaşmamış, hayvanları kullanmadan da yaşayabileceğini bilmeyen ya da veganlıkla ilgili yanlış, karmaşık, eksik, hatalı bilgilerle doldurulmuş ne kadar çok kişi var. Onlara doğru bilgileri ulaştırabilirseniz, onlar da tıpkı sizin gibi düşünecek ve hayatlarından bu korkunç istismarı, şiddeti ve köleliği çıkartacaklar. Tek pişmanlıkları, bu bilgilerle daha önceden karşılaşmamış olmak olacak.

Ya da dışarıda bir yerlerde, vegan olmayı düşünen ama harekete geçmek için biraz cesaretlendirilmeye ihtiyacı olan ne kadar çok kişi var. Onlarla veganlık hakkında biraz konuşmanız, sorularını cevaplamanız, vegan yaşamınızı kolaylaştıran pratikleri onlarla paylaşmanız için bekliyorlar.

Dışarıda, bir yerlerde bu bilgiyle karşılaşmaya hazır bekleyen ve eğer yardım ederseniz vegan olacak ne kadar çok kişi var!

Onlara ve istismarın mağduru olan insan harici hayvanlara yapabileceğiniz en büyük kötülük bu kişilere vejetaryenlikten, küçük adımlardan, haftanın bir günü hayvanların ölü bedenlerini yemeyip diğer günler yemekten, sözde mutlu ‘istismar’ biçimlerinden (yani köy tavuklarından, çiftlik sütlerinden vs.) bahsetmeniz olacaktır. Bu hem, kendi inandığınız, vegan olmanıza yol açan ahlaki değerlerinizle çelişir hem de karşınızdakinin ahlaki sorumluluklarını üstlenebilme yetisini hafife almış olursunuz. Veganlıktan taviz vererek tartışmaları kazanabilirsiniz ancak bu durumda hayvanlar kaybeder. Hayvanların çıkarlarını gözden çıkartmayın.

Hayvanları önemseyen hiç kimse bir vegandan hayvan kullanmanın çeşitli yolları hakkında bilgi almayı beklemiyor. Sizden bekledikleri onlara samimi bir biçimde veganlığı anlatmanız, hayatlarında verecekleri en doğru kararlardan biri için onlara yardımcı olmanız.

Belki günün sonunda karşınızdaki kişi başka yollara sapacak, belki hemen o gün vegan olmayacak, ama ona ‘vegan olmasa da olacağını’ söyleyen kişi siz olmayın. Dilinizin ucuna böyle bir söz gelirse, bu sözün zarar vereceği hayvanları düşünün ve bir vegan olarak bunun sorumluluğunu üstlenmek isteyip istemediğinizi kendinize sorun. Ve hayvanlar söz konusu olduğunda her zaman, her zaman, her zaman veganlıktan, veganlığın ne kadar kolay olduğundan, veganlığın neden bir sorumluluk olduğundan, neden hepimizin vegan olmasının gerektiğinden bahsedin.

Çevrenizde sizi dinleyen kimse yok mu? Sokağa çıkın, ‪#‎VeganStant‬‘lara katılın, kendi vegan stantınızı açın, veganlığı anlatabileceğiniz etkinlikler, piknikler, yemekler düzenleyin. Yerel gazetelere, dergilere, internet sitelerine yazılar yazın. Duvarlara afişler asın. Veganlığı anlatmak için sonsuz yol var. Şiddete, öfkeye, ötekileştirmeye başvurmadan, tutarlı ve net vegan mesajdan taviz vermeden ne çok fikir bulabilirsiniz veganlığı yaymak için. Tüm veganlar bunun için yollar arasaydı neler olurdu, bir düşünün!

İnsanlardan umudunuzu kesmeyin. Misantropinin (insanlara karşı nefretin) yanıltıcı iç rahatlığına kendinizi kaptırmayın. Kendi navegan günlerinizi hatırlayın. Siz değiştiniz ve diğerlerinden üstün değilsiniz. Onlar da değişebilir. Yeterince anlatmalı, anlatma yollarımızı geliştirmeliyiz. Suçu başkalarına atıp rahatlamak yerine kendi yollarımızı sorgulamalı ve bu yolları daha etkili hale getirmenin, geliştirmenin yollarını bulmalıyız.

Daha fazla okumalı, sorulara verdiğimiz cevapları geliştirmeliyiz. Veganlığı savunmak konusunda yararlanabileceğiniz geniş bir abolisyonist kaynak havuzu var: Kitaplar, broşürler, internet sayfaları, sosyal medya hesapları, bloglar… Bunların tamamı sizin yararlanmanız, veganlığı yaygınlaştırabilmeniz için orada.

Unutmayın ki siz ‘bitkilerin de canı yok mu’ sorusunu bir milyonuncu kez duyuyor olabilirsiniz ancak karşınızdaki kişi bu soruyu muhtemelen ilk kez soruyor, çünkü veganlıkla ilk kez karşılaştı. Eğer sorular canınızı sıkıyor veya sizi öfkelendiriyorsa bunun sebebini sorgulamalısınız. Ve sorulara nasıl cevaplar verebileceğinizi öğrenmenizin yolları var. Örneğin şu adresteki sık sorulan soruları okuyabilirsiniz: abolisyonistveganhareket.org/sss

Ve eğer vegan değilseniz, bugün vegan olun. Hiç zor olmayacak ve hayatınızda verdiğiniz en iyi kararlardan biri olacak. Sadece bunu daha önce yapmamış olduğunuz için pişman olacak ve hayatınız boyunca istismar etmiş olduğunuz hayvanlar için üzüleceksiniz. Şuradan bilgi alabilirsiniz: www.NedenVegan.info

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor…


Originally published at ilgablog.wordpress.com on July 10, 2015.