“Veganların sayısı arttıkça vegan ürünler de bir sektör haline geliyor” bahanesi üzerine

19. yüzyılın sonunda bir köle tüccarının köleliğin ilgasına (abolisyona) karşı bir argüman olarak şöyle bir şey söylediğini düşünün: ‘Eğer işletmenizde bir köle çalıştırmasanız bile, onun yerine bir buharlı makina satın almanız gerekecek. Köleliğe karşı çıkanlar arttıkça bu buharlı makinalar bir sektör haline geldi. Bu da tüketimin başka bir parçası. Bu yüzden köle satın almaya ve çalıştırmaya devam etmeli, köleliğin ilgasına karşı çıkmalısınız.’

Bugün pek çoğumuz böyle bir ifadenin ahlaken kabul edilemez olduğunu düşünürüz. Bunun sebebi köle tüccarının asla karşılaştırılmaması gereken iki şeyi birbiriyle karşılaştırıyor olmasıdır. Çünkü böyle bir karşılaştırma yaptığında bir makinayla bir insanı aynı seviyeye indirir. İnsanları köle olarak alıp satmayı meşru gösterir.

Oysa biliriz ki, insanlar birer kişidir, birer eşya değil. İnsanları alıp satmak, onları kendi hayatları hakkında karar veremez hale getirmek, tüm hukuki haklarını ellerinden almak kabul edilemez eylemlerdir. Makinanın da bir eşya olduğunu ve bir fiyatı olduğunu söyleyerek ve meseleyi tüketimi işaret ederek eşitlemek köle olarak satılan ve böylece temel hakları ihlal edilen kişiye zarar vermekte, ortadaki asıl problemi görünmez kılmaktadır.

Fakat bu 19. yüzyıl köle tüccarının köleliğin ilgasına karşı sunduğu argümanın çok benzerine veganlığa karşı argümanlardan birinde rastlıyoruz.

Argüman şu şekilde gidiyor: ‘Vegan olarak hayvansal ürünleri tüketmeye son verdiğinizde dahi bir şeyler tüketmeye devam ediyorsunuz. Üstelik, veganların sayısı arttıkça vegan ürünler de bir sektör haline geliyor. Bu yüzden vegan olmamalıyız.’

Vegan olarak yaşamak için çoğunlukla ‘veganlara özel’ olarak üretilmiş ürünlere ihtiyacınız yoktur, böyle ürünler kullanmadan da yaşayabilirsiniz. Kişilerin çeşitli etik, ekolojik, ekonomik veya politik gerekçelerle tüketim davranışlarını minimize etmeye çalışmasında da bir problem yok. Ancak, bizim gibi acı çeken, yaşamak ve özgür olmak isteyen bir ineğin öldürülmüş bedeninden kopartılmış iç organlarının paketlenip sunulmuş haliyle domateslerin ya da bir ineğin doğurduğu buzağı için üretmiş olduğu sütün paketlenmiş haliyle bir paket bademin sanki her ikisi de birer metaymış gibi kıyaslanması, bunların paketlerine yapıştırılmış etiketlerdeki fiyatlar üzerinden karşılaştırılması ve bu kıyaslama neticesinde her ikisini tüketmenin de ahlaki olarak aynı anlama geldiğinin ilan edilmesi tamamıyla kabul edilemez. Bu tıpkı, köle tüccarının, köleleştirilmiş bir kişiyle makinayı karşılaştırması gibi yanlıştır.

Bu karşılaştırmayı bu derece yanlış kılan şey şudur: Hayvanlar birer mal değildir. Hayvansal olmayan ürünlerin tüketiminin ya da aşırı tüketiminin sebep olabileceği sonuçlar tartışılabilir ve bunlar üzerinden belli sonuçlara varmak ve davranış değişikliklerinde bulunmak da mümkündür. Fakat bir hayvansal ürün, bir hayvanın ürün muamelesi görmesi anlamına gelmesi sebebiyle, yani hissedebilir varlıklara, etik kişilere mal ve kaynak muamelesi yapmak anlamına geldiğinden, yarattığı tüm sonuçlar ve yan etkilerden bağımsız olarak, tamamıyla yanlış ve ahlaken kabul edilemezdir.

Hayvan kullanımı tıpkı kölelik gibi, tıpkı tecavüz gibi, bir kişinin içkin değerini yok sayan ve onu başkalarının isteklerini gerçekleştirmek üzere sadece bir araca indirgeyen bir edim ve konum olması sebebiyle yanlıştır.

Hayvansal ürünler ve ‘vegan ürünler’ gibi bir karşılaştırma yapıp her ikisini de ‘ürün olma’ başlığı altında eşitleyip yaptığımız her karşılaştırma daima hayvanların mülk statüsünün meşru görünmesine hizmet edecektir. ‘Vegan ürün’ sektörü diye bir şey varsa bunun sebebi veganların artması ya da veganlığın bir ‘trend’ haline gelmesi değil, veganların toplumsal norm oluşturamayacak kadar az sayıda olmasıdır.

Hayvanları damak zevki, giyim-kuşam anlayışı, zevk, eğlence ve diğer sebeplerle kullanmanın, insan köleliği gibi ahlaken kabul edilemez bulunduğu bir toplumda, vegan ürün ve navegan ürün diye bir şey kalmayacaktır, zira hayvanlara ait olan hiçbir şey ‘ürün’ muamelesi görmeyecektir.

Bir an önce bu toplumu mümkün kılmak için çalışmalıyız. Bunun için vegan olmamız, doğru bilgileri edinmemiz ve ardından veganlığı yaygınlaştırmak için faaliyete geçmemiz gerekiyor.

Bunu beğen:

Beğen Yükleniyor…


Originally published at ilgablog.wordpress.com on July 10, 2015.