dönüşmekten korktuğum kişiye minik bir tebessüm belki bir selam

mrs. fisher
Jan 18, 2017 · 5 min read

kar yağışını izliyorum günlerdir çıkamadığım yatağımdan. düştüğüm boşlukta böylesine inceleme fırsatı bulamamıştım uzun zamandır, adeta dans ediyorlar. her biri farklı kar taneleri bile yere inene kadar tek başına hareket etse de zemine kavuştuğu anda bir bütün haline gelip, mükemmel bir görüntünün ortaya çıkmasını sağlayabiliyor. biz ki yüzyıllarca soyu tükenmeden varlığını sürdüren insanlar –yeryüzündeki her biri birbirinden farklı insanlar- hala bir bütünlük sağlayamayarak o mükemmelliğe ulaşamadık.

şarabımla kıyısına dayandığım kadın ne zamanki sensiz kalsam derin bir nefes alır, nemli-tuzlu kokunun kutup yıldızı misali beni sana yönlendirmesine izin veririm. ah ah uğruna şiirler, kitaplar yazılan hem hırçın hem uysal herkesi kıskandıran yarim, neyim varsa bir benden ibarettir onu da al götür derinliklerine hepsi senindir. akışına bırakırım kendimi nasılsa bu kez dönüş yok diye o vakit geçer de yüzleşirim gerçekle. ne kadar çekersen çek, her seferinde dalgalarındı beni kıyıya geri geri ittiren.

— sen hayırdır yahu yaşıyor musun?

yaşamaktan kastınız nefes almaksa eğer maalesef evet ama belki de öldüm sonuçta ölmek fiziksel bir eylemden ibaret değil ya? belki de sadece sizinle aynı alanı paylaşmaktan vazgeçtim. hakkım varken neden kullanmayayım?

bahanelerimize sığınırız çoğu zaman gerçeklerden kaçmak için. ancak nereye kadar? istersen milyonlarca katmandan oluşan yeni bir bahaneler dünyasında yaşa, küçük bir tetiklemeyle tüm fay hattın etkilenebilir ve katmanlar tamamen çökebilir. bu bahsettiğim tetiklemeye kaçmaya çalıştığın gerçeklerden sadece bir tanesi bile sebep olabilir.

sizler de bu zamana kadar yanınıza aldığınız kişileri kendinize en uygun olduğunu düşündükleriniz arasından seçmediniz mi? peki neden bu hareket size karşı yapıldığında anormal bir davranışmışçasına tepki veriyorsunuz, gerçekten anlamıyorum. incinmek istememek bencillik, olmasını istediğiniz her an yanınızda bitivericek kişiye uzunca bir süre karar vermek mükemmelliyetçilik, kendinle baş başa kalmak istemek vurdumduymazlık olmuş. ben sizin kabul ettiğiniz anlamlara göre yaşamıyorum ama bunu bilin yeter.

uzak durmanızı belirten uyarı levhası gördüyseniz şayet kurtarma ekibinden olmadığınız sürece yaklaşmayın zira orada bir enkaz vardır. düzelene kadar böyle yürütmesi gerek yaklaşanları uzaklaştırarak. yalnız bir tavsiye var ki asla akıldan çıkmaması gereken o da her kurtarıcıyım diyene inanmamak. bir kurtarıcının kendine güveni yoksa hele hele enkaza dair hiçbir fikri yoksa acemiler birliğine gönderip eğitimini tamamlaması istenmelidir aksi takdirde enkazın içinde kaybolur suçlusu siz olursunuz.

anlamamak değil anlamazdan gelmek sinirlendiriyor beni. anladığınızı söyleyip geçtiğiniz ama anlamadığınız nokta nedir biliyor musunuz? kendiniz gibi gerçek dünyada yaşadığımı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. ha ha ha. öldün çık. gerçek dünyada yaptıklarım sadece nasıl olduğunu anlamadığım erişemediğim öğrenilmiş gerçekler bölgesinin olaylara göre verdiği otomatik tepkiler hatta çoğu refleksten ibaret. peki üzerinde ciddi düşünerek aldığım kararları uyguladığım yer neresi öyleyse? cevabı çok basit. kafamın içindeki yönetmeni bizzat ben olduğum sahte dünya, evet ben orada yaşıyorum. anlaşılır bir şekilde açık adresimi paylaştığımı düşünüyorum böylelikle ancak paranoyak bünyem katiyyen endişe duymuyor, çünkü kaç katmandan oluştuğunu benim bilemediğim güvenlik duvarından kimsenin geçemeyeceğini biliyor. o kadar bu işlerin mühendisliğini okuyorsun her güvenlik duvarının bir açığı vardır diye geçiriyorsun içinden eminim, eh orası da bana kalmış, yöneticinin verdiği izin haricinde giriş yasak ama bu zamana kadar bir sızıntı yaşanmadı diye hiç olmayacak anlamına gelmiyor tabii o sızıntıyı bulacak kişiye de helal olsun, bir ödülü hak eder.

ha bir de şu mesele var ki ben böylesine sıkı güvenlik önlemlerine sahipken karşıma çıkan her kapıyı ardında ne çıkacağını biliyor olsam bile korkarak açarım tedbiri elden bırakmamak adına, istisnası yaşanmadı bu zamana kadar. diyelim ki açılmıyor, kilit üstüne kilit vurulmuş. öncelikle bir acaba derim, yani oyun olabilir mi gibi düşünceler dolanır. şöyle biraz yakınlara bakarım belki anahtara dair ipuçları vardır ama hiçbir şey yoksa eğer ortada, istenmiyorsa eğer o kapıdan girmem ben de dönerim gerisin geri. neden zorlayayım kırmak için, gerçekten isteseydi almaz mıydı içeri? bir de üzerine daha da zorlayıp zincirlere vurulmak gibi bir olasılık varken yok, aman kalsın ben önümde uzanan yolda, bu yola çıktığım ilk zamanlarda yürümekten yorulduğum bir sırada gözüme ilişen kumların arasında parlayan belki düşürülüp bulunamamış belki de bilerek bırakılmış anahtarın sahibini bulmak gayesiyle yürümeye devam eder, arada sırada belirecek açık veya kapalı kapılarda şansımı denerim. kim bilir hiç çıkmaz. yürüyüşlerim bana, ardında kendinizi bulacağınız kapılar size kalsın, der geçerim.

gündüzlerim geceye, gecelerim gündüze dönüşmüş hangisine ait olduğunu kavrayamadığım bir zaman aralığında yüzüm, yastığım ıslanmış vaziyette uyandım. bir hışımla indim alt kata, dayandım ev sahibinin kapısına. senin bu evin var ya çatısı akıtıyor, bak suratımın haline diye girdim ne kadar biriktiyse hepsini döktüm ortaya şikayetlerin. oysa ki dün gece tek bir damla bile yağmur yağmamıştı. ne kırık-çıkık ne de çatlak buldu usta. yaptırdık mı eh yaptırdık biz yine de ama ben yine de öyle uyanmaya devam ettim. meğer o ıslaklık gözyaşlarımdanmış bilemedim.

davranışlarınızın sebebine mana veremediğiniz anlar olmuyor mu sizde de? ne yani her hareketinizi gerçekten siz istediğiniz için mi yaptınız/yapıyorsunuz? hiçbirini kontrol edemediğiniz zamanlar olmadı mı? ben, ben, ben.. ben sadece bunu düşünüyorum son günlerde. kafamın içinde sadece bu ve benzeri sorular dolanıp duruyor. başımı ellerimin arasına alıp kimsenin duyamayacağından emin olduğum ses tonunda “neden” diye bağırıyorum. “neden böyleyim?” “bunu neden yaptım?” evet şu yaşıma kadar kendim için doğru olduğunu düşündüğüm kararları kendi adıma bizzat ben aldım ve uyguladım kimsenin karışmasına izin vermedim çünkü bu benim özgürlük anlayışımla ters düşerdi. ama şu an tek düşündüğüm bizzat ben aldığım dediğim kısımlardan emin olamıyorum. şüphelerim var. ne zaman aktifleştiğine farkına varamadığımda içimde ancak nerede olduğunu tam kestiremediğim bir yerde kontrolü ele geçiren parça var. dengesizliğim için suçlayacak bir durum mu arıyorum, bunu kendim mi yaratıyorum acaba? her şey acabalardan ibaret. bilinmezlik beni çıldırtıyor. tüm bunlar yine kendimle ilgisini olmadığına kanaat getirdiğim bir filmi izledikten sonra patlıyor ve parmaklarımı durduramıyorum klavyenin üzerinde adeta aylarca çölde susuz kalmış bedevinin hayalindeki suya koşması gibi bu, bu nasıl daha iyi anlatılır ama aynı o şekilde hareket ediyorlar, sadece ekrana bakıp izliyorum neler yazdıklarını. istemediğim hareketleri yaptığım için suçlayacak birini aramak mı yoksa gerçekten düzgün gitmeyen bir şeyler mi var? çok önceden beri bu sorunun cevabını arıyorum, yol merakı da bu yüzden ya. yol arayıştır, geçici olarak bulunduğun mekanlarda ulaşamadığın çözümleri sana getirecek olan yoldur. sorularınızı cevapsız bırakmam sizler kadar iyi bir şekilde açıklayamamaktan kaynaklanıyor. alçakgönüllülük etmeyin, bakışlarınızdan sonucu kavrayabilecek yaştayım.hiçbir zaman tam hissedemedim bir şekilde hep eksik kaldı, sizlerin tek hatası dolduramadığım bu boşluklara sevginizi koymaya çalışmak oldu, düşüncede güzel bir deneydi ancak uygulamaya kalkışınca ya yeterli gelmedi ya da bünye kabul etmedi. benim tarafımdan koyulması gereken bir şey var ama ne olduğunu bulabilmiş değilim. ve bulana kadar eksik halimle sebebini bilemediğim kararlar amaya devam edeceğim. tüm bunlar değiştirilemeyeceğini sanıp uğraşmadığınız başkaları tarafından kabul edilmesini istediğiniz alışkanlıklarınızdan ayrı. onunla karıştırmayın. ona geleceksek eğer, “ben böyleyim.” cümlesini kurmaktan vazgeçin. size sadece beden ve can verildi. kendi kendinizi programladınız yani güncellemek de sizin elinizde. böyle sizli bizli iletişim kurduktan sonra, biraz rahatlayalım.

aynanın karşısına geç.

gözlerini kapa.

korkma.

derin bir nefes al.

hazır hissettiğin anda aç gözlerini.

şimdi şu soruma cevap ver.

“kontrol sen olduğuna inandığın sende mi?”

    mrs. fisher

    Written by

    sen neyin farklılığından bahsediyorsun? "farklı" dediğin nedir ki?

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight.
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox.
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month.