İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hukuksuz KHK’larla ellerinden alınan işlerini geri talep eden ve 78 gündür Açlık Grevi’nde bulunan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında başlatılan karalama kampanyasını bir üst seviyeye çıkarttı.

İlk önce iktidar yanlısı basın organlarıyla başlatılan hayali ‘terör örgütü bağlantıları’ suçlamaları, bir sonraki aşamada ‘delilsiz bir iddianame’ ile mahkemeye aktarıldı ve jet hızında bir tutuklama ile sonuçlandırıldı. Bugün ise bu saldırı bir üst seviyeye daha çıkartıldı ve Gülmen ile Özakça, daha cezaevinde 2. günleri dolmadan İçişleri Bakanı Soylu tarafından önce yargılandı, hüküm verildi ve infaz edildi.

Biz de Soylu tarafından, hayal gücünün zorlanarak gerçekleştirilen saldırı açıklamasındaki bazı satır başları ile neresinden tutsak elimizde kalan iddialarını inceledik ve “Bir ilaç olsaydı ve Soylu sadece gerçekleri söyleyebilseydi, acaba ağzından hangi cümleler çıkardı?” sorusunun cevabını aradık.

İşte, basit bir arama ile ulaştığımız, tamamı medyada yer alan haberlere delilleriyle yansımış bulunan ve tamamı iktidarın kendi açıklama ile uygulamalarından elde edilen bilgiler ışığında bulduğumuz o cevaplar;

Not: Süleyman Soylu’nın açıklamaları “SS”, Süleyman Soylu’nun bilinçaltı ise sadece “Bilinçaltı” olarak anılacaktır.

* * *

SS: “Biz çocuklarımızı terörist olarak eğitsinler diye okula göndermiyoruz.”

Bilinçaltı: “Onun yerine SADAT’ı, Ahrar-ür Şam’ı, Osmanlı Ocakları’nı kurup oralarda yetiştiriyoruz…”

SS: “Bir zamanlar Fehriye Erdal’a yaptıkları gibi şirin, güler yüzlü fotoğraflarını basıyorlar.”

Bilinçaltı: “Biz ise Photo Shop tercih ediyoruz, hem delil üretirken, hem de kampanya yürütürken…”

SS: “Daha önce 25 kez gözaltına alınmış, bunlar mı akademisyen? Örgüt adına çalışma ve afiş asma eylemleri var.”

Bilinçaltı: “Tamam, tüm gözaltıları ‘İşimi Geri İstiyorum’ eylemi başlayınca günaşırı yaptık ama alındılar mı; alındılar…”

SS: “Kasım ayından bu yana bu kişilere destek veren milletvekilleri ve basın kuruluşları bu kişilerin DHKP-C terör örgütü üyesi olduğunu hiç söylediler mi?”

Bilinçaltı: “Elimizde henüz hiçbir delil olmayabilir, zaten resmi iddianame de bunu söylüyor. Ama bugüne kadar kime suçlu dedik de mahkum edemedik?…”

SS: “Bu iki ikişinin eylemine destek veren DHKP-C ve aşırı sosyalist unsurlarca yurtdışında yapılan gösteri ve eylemler de cabası. Kanada, Ottowa Parlamentosu önünde eylem yapılıyor bu iki kişi için. ABD’de Beyaz Saray önünde, Fransa’da Paris’te, Belçika’da Brüksel’de. Bunların Türkiye’nin menfaatleri için bir kez Beyaz Saray önüne gittiklerine kimse şahit olmuş değil.”

Bilinçaltı: “Biz ise layığıyla cevap veriyoruz, gittiğimiz ülkelerde o ülke vatandaşlarına tekme tokat ve silah tehditleriyle hakettikleri muameleyi gösteriyoruz. Belki gözaltına alınıyoruz, “Persona Non-Grata (İstenmeyen İnsan)” ilan ediliyoruz, itibarımız falan… ama hepsine değiyor, stres atıyoruz…”

SS: “Terör örgütleri el birliğiyle Türkiye’nin dış dünyada yükselmesini engelleyebilmek için ellerinden gelen her şeylerini ortaya koyuyorlar. Ayrıca Yunanistan televizyonu ve BBC’de konuya ilişkin haber ve röportajlar yer alıyor. Yapılmak istenen algı çok açık ve nettir. Terörle mücadelemiz sulandırılmaya çalışılmaktadır. Batı cephesinde değişen bir şey yok.”

Bilinçaltı: “Bu dünya üzerinde öyle bir biz varız ki, göstermesek de en güçlüyüz ve bu yüzden herkes bize düşman. ‘Bize yan bakan herkes terörist’ diyoruz, bizden utanmadan delil istiyorlar. Beraber yürüyüp sonra ayrıldıklarımızdan da örgüt yaptık, yine batıyı inandıramadık. Batı da zaten bizle ilişkilerini askıya aldı…”

SS: “Kurul oluşturuldu, orada her şey açık bir şekilde ortaya çıkarılacaktır. Teröre değil destek moral verene bile tahammülümüz yoktur.”

Bilinçaltı: “Hele orada bir geçmişteki izlerimizi temizleyelim…”

SS: “Hükümetimiz bu kişilerin ailesiyle görüştü. ‘Evlatlarını örgütün pençesinden kurtarın’ dendi.”

Bilinçaltı: “Sonrasında saçlarından sürükledi, yerlere fırlattı, hatta gözaltı araçlarında ikna için gaz attı, tutukladı…”

SS: “Semih Özakça… bu kişinin silahlı terör örgütüne üye olma, kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek derecede kasten yaralama suçlarından yürüyen ceza davaları olduğunu kimse neden yazmıyor. Suç kariyeri yüksek kişi öğretmen olamaz.”

Bilinçaltı: “Tamam, kariyerin hası bizde olabilir, kariyer sahipleri bizimle en üst makamlara bile çıkmış olabilir, kemik kırmak ise bu halka yaptıklarımızın yanında komik bile kalabilir, üstelik bahsettiğim tüm davalar mahkemeden geri dönmüş de olabilir ama bunların hiçbiri emsal teşkil etmez;
 ÇÜNKÜ BİZ İKTİDARIZ, ÇÜNKÜ GÜÇ BİZDE…”

– İnadına Haber / 25 Mayıs 2017 Perşembe –

http://inadinahaber.org/?p=45164 — — — W | İnadina Haber http://inadinahaber.org/wp-content/uploads/2017/05/20170513_NuriyeSemihinEylemineDestek_13bwithSoylu.jpg