Güney Amerika: Genel İzlenimler I

Güney Amerika’da gittiğim şehirlere adımımı attığımda ilk hissettiğim; ben nereye geldim böyle oluyordu.

Ben diyeyim Esenler, siz deyin Aksaray. Kaotik bir ortam sizi karşılıyor.

Bir yandan kalabalığın içinde çıkışı bulmaya çalışırken, bir yandan taksiciler başınıza üşüşüyor.

Güney Amerika’nın tüm büyük şehirlerinde dikkat edilmesi gereken bir husus; taksiciler. Fazlasıyla illegal taksi var ve sizi dolandırmak için hazır bekliyorlar. Bu nedenle, tepesinde tabelası olan, üzerinde telefon numarası olan taksilere binmek önemli. Genellikle, taksiler baya ucuz özellikle Peru’da en iyi opsiyon.

Kendinizi bir şekilde kalacağınız yere atıp, ilk geceyi geçirdikten sonra şehirlere bakış açınız da değişmeye başlıyor. Belki Avrupa’da, Amerika’da yaşamadığınız kadar hızlı bir adaptasyon sürecine giriyorsunuz; sokakların karmaşası sizi içine alıyor. Burada benim için yalnız geziyor olmamın etkisi de büyük. Sanki adapte olamazsam, ayakta kalamazmışım gibi. Hırsızlık, kapkaç, kaçırılma olayları çok oluyor. Dikkat etmek şart ama Türkiye’de ve her an tetikte olarak büyüyen insanlar için pek de zor değil. Türkiye’ye gelen yabancı birine ne önerirseniz aynısını Güney Amerika’da kendiniz için uygulayın, oldu bitti.

Güney Amerika’da şehirler, hem Türkiye gibi hem değil. Hem Avrupa gibi hem değil. Farklı duygular uyandırıyor. Bu gelgitlerin olmasının ana sebebi de fakir-orta halli insanlar ve zenginlerin yaşam alanları arasındaki keskin ayrım. Bir meydan veya sokak şehirleri ikiye bölüyor, ayrı bölgelerde yaşıyorlar ve bu bölgeler birbirinden çok farklı.

Türkiye’de de benzer bir ayrım ve fark var ancak, bir yalının veya plazanın yanında yada arkasında gecekondu mahallesi görebilirsiniz. Bu ülkelerde ise; sanki ayrı şehirlerde yaşıyorlarmış gibi bir ayrım var. Özellikle Buenos Aires’te bu çok bariz. Şehrin zengin bölümünde sadece binalar değil, sokaklar, mağazalar hatta insanların tipi bile farklı; bol bol sarışın, Avrupai tipler görüyorsunuz. Bunun sebebi, 15.yüzyılda Arjantin’nin Avrupa’dan aldığı yoğun göçten kaynaklanıyor.

Lima’da da benzer göç akışı ve Avrupailik var ama Perulular genelde köklerine sahip çıkmayı tercih ediyorlar. Arjantinliler ise asimile olmuşlar ve diğer Güney Amerika ülkeleri bir yana biz bir yana diyorlar. “Argentines are Italians who speak Spanish who think they are British’’ (“Arjantinliler İngiliz olduğunu zanneden, ispanyolca konuşan italyanlardır.”) diye boşuna dememişler. Yani, kafaları biraz karışık ve bu hayat tarzlarına da yansımış durumda.

Güney Amerika’daki büyük şehirlerden en şahsına münhasır olanı La Paz — Bolivya. Aslında görülecek hiçbir şey yok gibi ama yerel kültürü yaşadığınız, gerçekten farklı bir kıtada olduğunuzu hissettiren bir yer. Sokaklarda cholitalar, (Peru ve Bolivya’nın yerel giyimli kadınları) kol geziyor. Burada ekstra dikkat lazım, çünkü ne yapsanız ben turistim diye bağırıyorsunuz, tipiniz ele veriyor. Lima, Buenos Aires ve Santiagoda kurtarıyor da burada olmuyor. Bu nedenle, fiyatlarda da kazıklanmanız mümkün. Ertesi gün, pazardan 1 bolivianoya alacağım portakal suyuna 6 boliviano vermiştim bilmeden ama 6 boliviano yaklaşık 2,5 TL falan olduğu sorun da olmuyor o kadar.

Sonuç olarak, Güney Amerika’nın büyük şehirlerinde yaşam ufak tefek farklılıklar haricinde benzer seyrediyor. Güney Amerika’ya ilk adımınızı daha otantik bir şehre atmak isterseniz La Paz’ı tercih edebilirsiniz.

Lima
La Paz