Neden Acilen Yenilenebilir Enerjiye Geçmek Zorundayız?

İnsanoğlunun tarih sahnesine çıktığı zamandan günümüze kadar toplam orman alanlarının yarısını yok ettik. Endüstri devriminden beri kontrolsüz bir biçimde havaya karbondioksit pompalıyoruz. Buzlar eriyor, denizler daha asidik hale geliyor, başta memeliler olmak üzere birçok hayvan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İşin ucu elbet bize de dokunacaktı; sonunda insanoğlu da çevreye yaptığı olumsuz etkilerin cezasını artan hızla çekmeye başladı.

Her sene doğaya 40 milyar ton karbondioksit bırakıyoruz. Bu gazlar güneşten gelen ısının bir kısmının tekrar uzaya kaçmasını gittikçe daha fazla engelliyor ve bu da küresel ısınmaya sebep oluyor. Artan hava kirliliği ise The Health Effects Institute (HEI) raporuna göre 2015’te 4.2 milyon insanın ölümünden direkt sorumlu. Bunların 2.2 milyonu ise yalnızca Çin ve Hindistan’dan. Ülkemizde de her sene bu yüzden 29 bin kişinin hayatını kaybettiğine inanılıyor. Sadece ölüm değil demans gibi daha tam çare bulunamamış birçok zorlu hastalıktan da yine hava kirliliği sorumlu. Dünya nüfusunun %92’si havanın kirli olarak kabul edildiği alanlarda yaşıyor ve acilen bu soruna bir çözüm bulmak gerekiyor.

Fosil yakıtları kullanmaya devam ettikçe bu sorunun üstesinden gelmemiz zor olacak gibi görünüyor. Yenilenebilir enerji kaynakları ise bu acil durum karşısında bizi kurtarabilir. Daha temiz olan bu enerji yöntemleri için Norveç gibi ülkeler öncü girişimlere çoktan başladı ama bizim tüm dünya olarak daha fazlasını yapmaya ihtiyacımız var.

İşin ekonomik boyutunda gazların salınımına ek olarak, katı atıkların yönetimi de bir düşünülmesi gereken başka bir konu. Her gün 3.5 milyon katı atık üretiyoruz.

Bu atıklarla başa çıkmak için yalnızca 2010 yılında tüm dünya olarak 205 milyar dolar harcadık. Bu rakamın 2025 yılında 375 milyar dolara çıkması bekleniyor. Yani doğayı kirletmekle yetinmiyor; bir de bunu yönetebilmek için çok para harcıyoruz.

Yine de fosil yakıtların karşısında durabilen günümüz kahramanları (ya da iş adamları diyelim) yok değil. Elon Musk, elektrikli araçlarından Solar City iş birliğine, çatılara monte edilen güneş panellerinden evlere entegre edilen Powerwall bataryalarına ve hatta destek verdiği Hyperloop ulaşım sistemlerine geliştirdiği onlarca fikirle bu alanın en öncü isimlerinden. Hayata geçirdiği Powerwall’ın kişisel ekonominize katkısı muazzam boyutlara ulaşabiliyor. Bunun bir örneği Avustralya’dan geldi. Ülkede Powerwall’ı evine kuran ilk kişi olan Nick Pfitzner, 3 aylık elektrik faturasında %92’lik bir tasarrufa ulaşmış. Yılda 2000 dolardan fazla bir tasarruf anlamına gelen bu yatırımın 8 yıl içinde kendini amorti etmesi ve ondan sonra Pfitzner’i kara geçirmesi bekleniyor.

Powerwall evdeki tüm araç gereçler için ihtiyaç durumunda elektrik sağlayan bir batarya sistemi. İstenirse Tesla’nın güneş panelleriyle de birlikte çalışabiliyor. Panellerden gelen güneş enerjisi öncelikle evin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılıyor. (Böylece şehir şebekesinden elektrik kullanmaya gerek kalmıyor.) Artan enerjinin bir kısmı Powerbank içinde depolanıyor ve böylece evin akşamki enerji ihtiyacı buradan karşılanıyor. Öte yandan panellerde hala fazladan enerji üretildiyse o da şehir şebekesine “ihraç” edilebiliyor ve Pfitzner kullanabileceği ekstra 50 dolarlık bir krediye sahip olabiliyor.

Dünya fosil yakıtlar konusunda acil önlem almazsa gittikçe kardeş gezegeni Venüs gibi olacak. Atmosferindeki korkunç oranda bulunan karbondioksitten ötürü Güneş’ten gelen ısı hep gezegende kalıyor ve aşırı ısınmasına sebep oluyor. Bu sıcak ortamda yaşam bir türlü başlayamıyor. Bizim gezegenimizde ise ısınmayla birlikte yaşam sona yaklaşıyor.

Güneşten faydalanabilecek geniş toprakları ve dışarıya olan enerji bağımlılığı yüksek olan bir ülke olarak bizim de bireylerin kendi enerjilerini üretebilecekleri bu tarz sistemlere oldukça fazla ihtiyacımız bulunuyor. Avrupa’da bugün birçok hanede çatılar güneş panelleriyle kaplanıyor. Darısı bizim başımıza ve bu sayede daha sağlıklı, temiz enerji kaynaklarına kavuşmamıza…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated İşCep’s story.