Oturma odasından Medusa avlamak. Sanal Gerçeklik ve ötesi…

“Elinde kılıç heyecanla bekliyorsun, uzaklardan tıkırtılar geliyor. Kılıcı daha sıkı kavrıyorsun. Bir hata ölüm demek. Buradan sağ çıkacak mısın? Aniden Medusa karşına çıkıyor! Ya o seni taşa çevirecek, ya sen onu avlayacaksın. Kılıcını sallıyorsun ve o da ne? Kapı zili çalıyor. Sipariş verdiğin su gelmiş. Kafana taktığın sanal gerçeklik lensini çıkarıyor ve Medusa’yı şimdilik kanepeye bırakıyorsun…”

Gelecek bir kaç sene içerisinde bu senaryoyu sıklıkla yaşıyor olacağız. Giyilebilir ürünler, el sensörleri ve diğer sanal gerçeklik cihazları hızla geliştirilirken, son dönemde lensler/gözlükler dikkat çekiyor. En son Microsoft, Hololens ile çok büyük sükse yarattı. Samsung, Sony, HTC de arka arkaya kendi cihazlarını duyurmuşlardı. 2016 yılında sanal gerçeklik yazılım ve donanım pazarının dünyada 6,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Oyunlar ve uygulamalarla kişisel kullanımda çok farklı deneyimler bizleri bekliyor olacak.

Peki, bu cihazlara en çok kimler ilgi gösteriyor? Gen Y ya da Millenieals denilen 1980’lerin başı 90’ların sonu arasında doğmuş olan ağırlıkla iş gücünün genç kesimi ve üniversite öğrencileri bu teknolojik cihazlara merak duyuyor. Bu kitle, özellikle eğlence sektörüne yönelik uygulamalarla bu teknolojilerin ilk kullanıcıları oldu bile.

Kişisel kullanımdan farklı olarak ticari kullanım için de bu cihazlar büyük fırsatlar sunuyor.

· Otomotiv gibi karmaşık yapılı sektörlerde ürünlerin teknolojilerinin ve özelliklerinin müşterilere daha iyi anlatılmasında sanal gerçeklik cihazları kullanılabilir (Volvo ve Microsoft’un bu konuda bir işbirliği bulunuyor).

· Endüstriyel tasarımın dâhil olabileceği her konuda ürünlerin prototiplerinin mükemmel hale getirilmesi için öncelikle tasarım anlamında tüm geliştirmeler bu cihazlarla kolaylıkla yapılabilir.

· Tıp, mühendislik gibi mesleki alanların eğitimlerinde sanal gerçeklik cihazları zor bulunan çalışma materyallerinin (örneğin insan vücudu) yerine kullanılabilir ve öğrenciler çok daha bireysel deneyimlerle bu eğitimlerden faydalanabilir.

· Mimaride ve inşaatta bu cihazlar teknik ekibin tüm süreci daha etkin planlamasını sağlayabilir.

· Sanal gerçeklik cihazları için bağımsız yazılımcıların hazırladığı her türlü eğlenceli uygulama tüketiciler tarafından satın alındıkça geliştirenler için yeni iş imkânları yaratılabilir.

Finans sektörü de yavaş yavaş sanal gerçeklik cihazlarını kullanmaya başladı. Bu sektördeki kurumlar sadece daha teknolojik bir kurum olduklarını göstermek için değil, müşterilerine daha iyi bir deneyim yaşatmak, özellikle de Gen Y müşterilerini cezbetmek için bu teknolojileri kullanmaya başladılar.

· Müşterilerinin yatırım analizlerini, karışık tablolarını daha etkileşimli ve anlaşılır şekilde aktarmak için bu teknolojileri kullanan finans kuruluşları var. Bu şekilde müşteriler yatırım yapma konusunda daha bilinçli ve istekli oluyorlar.

· Emeklilik planlarının oluşturulmasında gelecek yıllardaki yatırımların dönüşlerinin anlatılmasında da bu teknolojiler kullanılıyor.

· Çok daha uç bir örnek de Asya’da ilk işaretlerini verdi. Belli bir ülkede bina yatırımı yapmak istemeyen finans kuruluşları, o ülkelere sanal şubeler kurup müşterilerini sanal gerçeklik cihazlarıyla ağırlar hale geldiler. Müşterilerini şube olmadan şube deneyimine kavuşturmuş oldular.

Bu örnekler teknolojik gelişmelerle daha zengin ve çeşitli hale gelecektir. Kim bilir belki de zamanı gelince bütün şubeleri sadece sanal olan bankalar kurulur ve tüketicileri bu cihazları kullanmaya teşvik ederler.

Son bir not: Microsoft kendi cihazı Hololens için herkesi yeni uygulama fikirler geliştirmeye çağıran bir kampanya başlattı. Seçilen fikir daha sonra hayata geçirilecek. Siz de isterseniz 11 Ocak’a kadar fikrinizi gönderebilirsiniz. https://microsoftstudios.com/hololens/shareyouridea/