Sadece Konuşarak Ödemenin Zamanı Geldi!

Kasaya yaklaştınız, elleriniz dolu, ödeme yapmanın vakti geldi ancak küçük yaştaki kızınız ya da oğlunuz devamlı mağazadan çıkmak için size huysuzluk yapıyor. Onu sakinleştirmek, ellerinizdeki torbaları bırakmak, cüzdanı bulmak, kartı çıkarmak, şifreyi girmek derken yapmanız gereken ne çok şey var… Alışveriş keyfi dedikleri bu olmasa gerek.

Google geçtiğimiz günlerde yeni mobil ödeme uygulaması Hands Free’yi tanıttı. Artık cüzdanınızı ya da telefonunuzu çıkarmadan, kasaya yaklaştığınızda sadece “Google ile ödemek istiyorum” diyerek ödeme yapabileceksiniz.

Sistem Bluetooth, Wi-Fi ve lokasyon bazlı uygulama teknolojilerinin birleşimiyle çalışıyor. Cep telefonunuza Hands Free uygulamasını indiriyor ve net görünür yüz fotoğrafınızı ve kredi kartınızı sisteme tanımlıyorsunuz. Daha sonra bu şekilde ödemeye izin veren noktalara geldiğinizde sistem telefonunuzdan bilgilerinize erişiyor ve fotoğrafınızı kasiyere gösteriyor. Kasiyer siz olduğunuzdan emin olunca ödeme talimatını veriyor ve işte bu kadar. Elinizi kıpırdatmadan ödemenizi yapmış oluyorsunuz.

Sistem bu şekilde Apple Pay ve Android Pay’den de ayrışıyor. Bu iki ödeme alternatifinde NFC teknolojisini kullanarak telefonunuzu kasadaki ödeme noktasına yaklaştırmanız gerekiyor ve sonrasında ödeme gerçekleşiyor. Oysa Hands Free’de sizin bunu yapmanıza gerek yok. Telefonunuzun Bluetooth’u açık olsun yeter.

Bu konuda kendi girişimlerde bulunan başka firmalar da mevcut. Online alışverişlerinin yarısının telefonlardan yapıldığını gören ve bu bakımdan sektör ortalamasından çok daha yukarıda olan Wallmart, kendi ödeme uygulaması WallMart Pay’i 2015’in Aralık ayında duyurdu. Wallmart mağazalarında 2016’da devreye alınacak sistem ile uygulamayı açıp ödeme noktasındaki KareKod’u telefonunuza okutuyorsunuz ve ödemeniz tamamlanıyor. Ayrıca uygulama üzerinden puan kazanabiliyor, alışveriş listesi hazırlıyor hatta önceki alışverişlerinizin fişlerine de erişebiliyorsunuz.

Apple Pay ve Android Pay’den önce Starbucks, benzer bir ödeme uygulamasını hayata geçirmişti. Mağazalarında ödeme cihazlarına telefonların yaklaştırılmasıyla otomatik ödeme alan uygulaması o dönemde büyük sükse yaratmıştı. Starbucks’ın uygulamasının tüketicilere sağladığı gerçek zamanlı indirim gibi avantajlar sayesinde tüm ödemelerin %20’den fazlasının bu şekilde yapıldığı ortaya çıkmış. Bu bir perakendeci için çok büyük başarı olarak kabul ediliyor.

Kendi uygulamaları olmasa da bu uygulamaları özellikle satışlarını artırmak ve çok değerli CRM datası elde etmek için kullanan markalar da var. Coca Cola, Android Pay ile bir işbirliğine giderek NFC teknolojisine izin veren satış otomatlarında ürünlerinin mobil ödemeyle alınabilmesini sağlamış. Üstelik Android Pay’le kutu kolaları aldıkça puan biriktiriyorsunuz ve daha sonra ücretsiz kolanızı yine bu otomatlardan alabiliyorsunuz.

Ödemeyi kolaylaştırması bakımından mobil ödeme sistemleri büyük gelecek vadediyor. Ancak bilinirlikleri ile kullanımları arasında büyük farklar var. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre tüketicilerin yarısı mobil ödeme sistemleri ve kolaylıklarından haberdar. Ancak sadece %18’i bu sistemleri ödemelerinde kullanmışlar. Hands Free ya da Wallmart’ın uygulaması gibi girişimler sayesinde bu oranların artması bekleniyor.

Bundan sonra neler olabileceğini hayal etmek güç değil. Mesela telefonumuzu bile kullanmadan sadece sesimizi kullanacağımız ödeme sistemleri hayata geçebilir. Kasaya geldiniz ve ürünleri okuttunuz daha sonra “Ödeme Yapmak İstiyorum” diye konuşunca sizin sesinizi tanıyan kasadaki sensörler belki bir ufak doğrulama adımından sonra direkt ödemeyi yapmanızı sağlayabilir. Böylece hiçbir kart ya da telefon kullanmadan sadece konuşarak ödemenizi yapabileceksiniz.

Cüzdanların işlevi belki de yakında tamamen bitecek ve çocuklarımız ya da torunlarımız zamanında “ceplerimizde ya da çantalarımızda cüzdan taşıdığımıza” inanmayacaklar.