Sanal Dünyanın Popüler Konularının Gerçek Dünyaya Yansıması
Telefon takıntımızın sürekli olarak akıl almaz bir boyutta olduğunu söyleyebiliriz. Telefonların gelişmesi ve standartlarının sürekli yükselmesi iki taraflı bir durum. İlki, donanımla ilgili. Örneğin yeni telefon modelleri, teknolojinin daha evvel yetersiz olduğu “ön kamera fotoğraf kalitesi” gibi bir konuyu çözdüğünde, artık selfie çekmek standart hale gelebiliyor. Günlük hayatta 5 dakikada bir selfie çekildiğini görmek normal hale geliyor. İkincisi, yazılımla ilgili. Zaten uzun süredir var olan GPS özelliğini, örneğin Pokemon Go gibi bir ürünle oyunlaştırdığınızda, bu sefer insanları aralıksız canavar kovalarken görebiliyoruz.
Birbiriyle ilintisiz gibi görünen bu iki fenomenin ortak noktası, çok çok kısa sürede cep telefonu aracılığıyla bütün dünyanın kanına girmesi.
Bu gelişmeler birbirini beslerken, insanın telefonla ilişkisi yakınlaştıkça ve gün içinde internete girilen saat sayısı 24 saate yaklaştıkça, onu kendi vücudunun bir parçası, bir eklentisi haline getirme ihtiyacı doğuyor. Bir fenomen olarak “Selfie stick” örneği çok sıradanlaştığından, bazı yeni çözümlere bakalım.
Daha iyi ışıkta daha iyi çıkan selfie’ler için, aydınlatmalı telefon koruyucusu:

Benzer şekilde daha havalı çıkmak için, şarj girişine takılabilen vantilatör eklentisi:

Sanal fenomen Pokemon’a gelirsek; Pokeball fırlatırken düzgün nişan almak ve ekranda doğru kaydırma hareketini yapabilmek önemli. Bunun için tasarımcı Jon Cleaver 3 boyutlu baskı teknolojisi kullanarak özel bir telefon aksesuarı üretmiş. Herkes kendi aksesuarını 3D basabilsin diye de kaynak kodunu paylaşmış.

Japon oyuncular, ellerinde telefon saatlerce Pokemon kovalayan insanlar, telefonu tutmaktan çok yorulunca, telefonu önünüzde sabit tutabilen bir aksesuar “uydurmuşlar.” Aslında bildiğimiz tel elbise askısından bozma, boyna takılabilen bir telefon sabitleme aksesuarı bu.

Rusya’nın Yekaterinburg şehrinde bir sokak sanatçısı, granitten yapılmış heykeli boyayarak dev bir Pokeball’a dönüştürmüş. İşin güzeli, belediye de sanatçının tarafını tutup, “İnsanları rahatsız etmiyorsa pekâlâ kalabilir” diyerek sanatın ve sanatçının, aynı zamanda da binlerce Pokemon oyuncusunun dostu olduğunu kanıtlamış.

Pokemon’un veya selfie stick’in ne kadar kalıcı olacağını şu andan itibaren kestirmek zor. İleride belki küçük uçan robot drone’lar sürekli istediğimiz açıdan kendi fotoğrafımızı çekebilecek, belki de kontakt lense dönüşen yeni nesil akıllı telefonlarımızla Pokemon’ları gözümüzü kırparak yakalayacağız. Fakat kesin olan tek bir şey var; saplantımızı tamamen tatmin edecek yeni donanım/yazılım her neyse, dünya çapında kullanıma geçmesi artık günleri değil, saatleri bulacak.