ÖZGÜRLÜKLER VE TEMEL HAKLAR

Fotoğraf: Daniel Lombraña González

Özgürlükler, güvenlik meselesinde mutlaka bir alt başlık olarak incelenmelidir. Çoğu zaman güvenlik ve özgürlük kavramının bir noktaya kadar kesiştiği ancak bir noktadan sonra birbirlerinin aleyhine ayrıştığı yönünde fikirler bulunmaktadır. Waltz, eğer özgürlük isteniyorsa, bir miktar güvensizlik kabul edilmelidir, diye ifade etmektedir. Yine benzer bir görüşe göre kişinin özgürlüğü, başka bir kişinin özgürlüğünün sınırlarına kadardır ve dolayısıyla özgürlüklerinin sınırsızlığında dayatan bireyler, bir aşamada başkaları için güvenlik tehdidi konumuna ulaşırlar.

Beslenme, barınma ve güvenlik, en temel insan ihtiyaçları olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte özgürlük de insanlar için bir temel ihtiyaç durumundadır. Bu ihtiyaçlara yönelik herhangi bir tehdit, insanlık tarihi boyunca anlaşıldığı üzere defalarca çeşitli çatışmaların ve savaşların kaynağı olmuştur.

Türk Mukavemet Teşkilatı - Fotoğrafın kaynağı bilinmiyor

Tarih boyunca hürriyetlerini temel hakları olarak gören milletler, özgürlüklükleri için mücadele etmekten kaçınmamış ve günümüz insan hakları ve hürriyet değerlerine ulaşılmıştır. Aynı bakış açısına göre; demokratik değerlerin ve milli kimliğin gelişmesinin altında yatan en önemli unsur, bireylerin bizzat kendilerini savunma imkanına sahip olmasıdır. Kıbrıs Türk halkı, Türk kimliklerinden vazgeçmeme iradesini göstermeye başladıkları ve Türk Mukavemet Teşkilatını(TMT) kurdukları andan itibaren adadaki varlıklarını ve yaşama haklarını garanti altına almıştır. Gerek Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan kurtuluş mücadelesi gerek Kıbrıs Türk varlığının tarihten silinmesinin önüne geçen TMT ve Türk direniş hareketi olsun, sivil ve silahlı güçlerin, milletlerin varlığının esas kaynağı olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu gerçeği en iyi anlayabilecek milletlerden birisi hiç şüphesiz ordu-millet karakteriyle öne çıkan Türk milletidir.

İlk Abd Başkanı George Washington Fotoğraf: Gabriel Millos

Abd’nin kurucu atalarından ve İlk Abd Başkanı George Washington, 7 ocak 1790 tarihinde Abd kongresindeki konuşmasında şöyle diyor:

“Özgür bir millet, düzenli bir biçimde silahlanmalıdır.”

Güvenliğini sağlayamayan toplumlar, doğal olarak tarih boyunca kendilerinin dışındaki güçler tarafından yönetilmiştir. Daha önce de bahsedildiği gibi canlılar, savunma mekanizmalarına sahiptir. Bu mekanizmayı baskılayan ve çalıştıramayan kişiler veya milletler her zaman başkalarının kontrolü altında yaşamış, sömürülmüş, hürriyetleri baskılanmış ve yaşam hakları ellerinden alınmıştır. Diğer yanda caydırıcılık sahibi olan kişilerin ve milletlerin daha güvende ve özgür olduğunu ifade etmek doğru olacaktır. Caydırıcı savunma tedbirleri olan bireylere veya milletlere yönelik tehditler azalmaktadır çünkü herhangi bir tehdidin karşılık bulacağını bilmek, hasmane davranış ve politikaların önüne geçmektedir. Hırsızlar üstünde yapılan bir araştırmanın sonuçları da bu yaklaşımı doğrulamaktadır. Soyulacak evler hakkında keşif yapan hırsızların, silah bulunduğuna yönelik izlenim edindikleri konutlara veya silahlı güvenlik güçlerinin bulunduğu toplu konut bölgelerine yaklaşmamaları, caydırıcılık politikasının her ölçekte işlediğini gösteren bir işarettir.

Atatürk, Fotoğraf kaynağı bilinmiyor.

Caydırıcı aktörlerin kuralları koyduğu bir dünya’da özgür olmanın ve varlığını korumanın yolu her boyutuyla, savunma imkanına ve kabiliyetine sahip olmaktan geçmektedir. Caydırıcı olmanın barış olarak geri döneceğini anlatan en etkili ifade Atatürk tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) I. DÖNEM 3. Yasama Yılı Açılış konuşmasında dile getirilmiştir; ‘’Hazır ol cenge eğer istersen sulhü salâh (Eğer barış düzlüğüne çıkmak istiyorsan savaşa hazır ol) gerçeğini bir an akıldan çıkarmamak milli davamızın arzuladığı varsayımdır. Bu görüşe dayanarak uyanık olmak ve hazır bulunmak olan prensibimize uymaya devam edeceğiz, arkadaşlar’’

SONUÇ

Binlerce yıldır avcılık ve savunma amacıyla kullanılan silahlar değişmiş ve gelişmiş ancak tehdidin insan yaşamındaki varlığının sürmesi ile birlikte, hayatta kalma ve özgür olma içgüdüleri erozyana dahi uğramadan varlığını korumuştur. En ilkelinden en komplike olanlarına kadar silahlar, temelde bir caydırıcılık unsuru olarak güvenlik denkleminin vazgeçilmez bir parçası olmuşlardır. Günümüze kadar güvenlikçi anlayışın idare ettiği ve şekillendirdiği dünyanın, caydırıcı olabilen milletlerin etrafında dönmeye devam etmesini beklemek, yanlış olmayacaktır.

Görsel kaynağı: Refik IŞIK

Türk tarihi, cayıdırıcı olabilmenin, savunma kabiliyetine sahip olmanın ve güvenliği tesis etmenin gerekliliğini defalarca göstermiştir. Kapsayıcı güvenlik anlayışı gereği, bireylerin sahip olduğu caydırıcılığın, doğrudan milli güvenliğe bir kuvvet çarpanı olarak katkı sağlayacağını kabul etmek gerekmektedir. Bireysel ve Milli caydırıcılık yönünde politikaların geliştirilmesi, Türk Milletinin çıkarları için hayati bir öneme sahiptir. Bir memleket ancak bir vatandaşı kadar güçlü olabilir.

Bu yazı akademik bir makalenin bir bölümüdür. Tüm hakları saklıdır.

Önceki Bölümler:

Güvenlik 4: Harbe hazırlık, Milis Faktörü ve Milli Mücadele

Güvenlik 3: VATAN İÇİN MÜCADELE İBADETTİR

Güvenlik 2: Peki ya tehdidin kaynağı, yabancı bir aktör değil de bizzat mensubu olunan ülkenin idarecileri ise…

Güvenlik 1: KAYBETMEK İSTEMEDİĞİNİ KORU

GÜVENLİK BAŞLIKLI YAZILARIMDA FAYDALANDIĞIM ESERLER

KAYNAKÇA

  • Cress, Lawrence D. “An Armed Community: The Origins and Meaning of the Right to Bear Arms.” J. Am. Hist. 71 (1984)
  • Buzan, Barry. People, States & Fear: An agenda for international security studies in the post-cold war era. ECPR Press, 2008.
  • Ullman, Richard H. Redefining Security, International Security, Vol. 8, №1 (Summer, 1983), pp. 129–153
  • Booth, Ken. Annual Conference of BISA, Newcastle Uni. 17 Aralık 1990. Çeviren: Çiğdem Şahin. Avrasya Dosyası, Güvenlik Bilimleri Özel, Yaz 2003 c:9 s:2 ss 51–70
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
  • İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
  • AVRASYA DOSYASI, ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE STRATEJİK ARAŞTIRMALAR DERGİSİ Yaz 2003 Fasikül: 23 Cilt: 9 Sayı: 2
  • Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. 1, C. 18, Sa. 2