Feryadımdır

Eğitim sorunu küresel bir sorundur. “Din eğitimi” de eğitimin bir parçasıdır. Ben bir ilahiyatçıyım. İçinden çıktığım zümreyi ıslah sorumluluğu, boynuma bir borçtur. İyi bildiğime inandığım bir alanda bu sorunları dile getirmezsem, Allah’a hesabımı veremem.

Din eğitimi, tüm İslam ülkelerinde sorunludur. Zira Din Eğitiminde Geleneksel anlayış, taklit ve ezbercilik hakimdir. Eleştirel düşünce, akletme ve sorgulama yoktur. Müfredat, Kur’an’a arz edilmiş, mümeyyiz bir aklın ürünü olan, bilgiyi üreten ve geliştiren bir eğitim müfradatı değildir. Geleneksel din algısı ise vahye değil üretilmiş kültüre, geleneğe, rivayete, Yahudi-Hıristiyan kültürüne ve diğer dinlerin mitolojilerine dayanmaktadır.

Vahye aykırı her türlü anlayış ve eğitim müfredatı; Tevhidden ve Vahyin Allah algısından sapma, ahlaki çöküş, cehaleti yüceltip bilgiyi hor görme, emeğe sırt çevirip kurtuluşu sahte kurtarıcılarda arama, ölülere Kur’an dirilere hadis okuma, bilimde sıfır çekip gösterişçi dindarlıkta tavan yapma gibi sorunlar doğuracağını 20 yıldır haykırıyorum.

Konuyu İŞİD’e indirgeyenler söylediğimizi hiç bir zaman anlayamayacaklar. İŞİD Zihniyetine benzer birçok örgüt ile karşı karşıyayız. Bunun sebeplerini kimse sorgulamayacak mı? Bu sadece bizim dinimizle ilgili bir sorun değildir. Myanmarda Budistler, Filistin’de Siyonistler, Nijerya da Boko Haram, Irak ve Suriye de Haşdi Şabi, Orta Afrika’da Hristiyan Çeteler vs. de buna dahil. Biz diyoruz ki: Hangi din olursa olsun, hiç bir suçsuz insanın canına din, iman, kutsal adına kıyılmamalıdır. Din-iman adına işlenmiş her cinayetin ilk katlettiği, adına hareket edilen o dinin kendisidir. Küresel vahşi kapitalizm, tüm dünyada en çok şiddetsever dinci insan tipini sevmekte ve üremesi için özel çaba sarf etmektedir.

Mesele sadece İŞİD meselesi değil, ZİHNİYET MESELESİdir. FETÖ de katliam yapmadı mı? Adam öldürmedi mi? En son Rus elçisini öldüren FETÖcü değil miydi?
 Bu katillerin aldığı din eğitimi hangi din eğitimi? Alnı secdeli insanları gözü dönmüş katil ve canilere çeviren İslam hangi islam, iman nasıl bir imandır? Asıl sorunun FETÖ değil FETÖ ZİHNİYETİ olduğunu itiraf etmeyenler, Fetö zihniyetinin ruh ikizidirler. Bize bu kadar kumpas kurulmasının nedeni işte FETÖ ZİHNİYETİNE yaptığımız bu vurgudur. FETÖ ile aynı uydurulmuş dine inanan yapılar hazmedemiyorlar.

Şimdi şu soruları soruyorum:
 FETÖ lideri diyanetin imamı değil miydi?
 Maaşını yıllar boyu diyanetten almadı mı?
 Bu din eğitiminden geçmedi mi?

FETÖ’nün sağ kolu Darbe girişiminin başkomutanı Adil Öksüz ilahiyat hocası değil mi? Fetö’nün tepe yönetimini oluşturan insanların hemen tamamı din eğitiminden geçmiş insanlar değil mi?
 Bunlar gibi binlerce ilahiyatçı ve diyenet mensubu FETÖ’nün darbe planına destek olmadı mı?

Suriye’de Hassun ve Ahmet Koftero baba ve oğul Esadların Sünni Diyanet İşleri Başkanlarıdır. Hepsini de yetiştiren aynı din eğitimi değil miydi?

Yine Beşşar Esad’ın Suriye’deki katliamlarını Allah Resul’ünün Bedir Savaşına benzeten Prof. Said Ramazan El-Buti de aynı din eğitiminden geçmedi mi?

Mursi’nin arkasından ihanet eden sonrada Sisi’ye fetva veren Sünni Ezher Şeyhi Ali Cuma aynı din eğitiminden geçmedi mi?

İngilizlerin kendisine verdiği TV ekranından, Sünnilerin tamamının katiline fetva veren Şii Mollaların tümü aynı din eğitiminden geçmedi mi?

Mevcut din eğitiminin içerisinden kaç IŞİD’li çıkmış diye soruyorlar?
 Onu bana değil devletin ilgili mercilerine sorsunlar, bu bir. 
 İkincisi, bize yapılan her iftiranın altındaki yorumlara bakarak bu din eğitiminin nasıl gözü dönmüş ve potansiyel, İşid ve Fetöler yetiştirdiğini görebilirler. Tekfir, tehdit, küfür (53 yıl önce ölmüş annem dahil her türlü küfür), hakaret, tahkir, tezyif edenlerin profilini araştırın hangi okullarda okumuşlar ne eğitimi almışlar sizde benim gibi görün.

Azınlığın çoğunluğa tahakkümü olarak baskıcı Jakoben Laikçi zulme hangi gerekçe ile itiraz ediyorsak, baskıcı, Jakoben, hurafe dindarlığına da aynı gerekçelerle itiraz ediyoruz. 
 Uydurulmuş Din diktatörlüğü mezhepçi İran’a nasıl karşıysak, Bu ülkede mezhebini din edinen mezhepçiliği yapan Sünni holiğanlara da öyle karşıyız.

Tavsiye ve tesbitlerimin altına imza olarak 35 yılımı attım. Ben de İmam Hatip’te okudum, herkes 28 Şubatta çocuklarını İmam Hatipten alırken ben çocuklarımı İmam Hatip’e yazdırdım, 60’a yakın eser kaleme aldım, 1.000’den fazla makale yazdım, 3.000 civarı seminer ve konferans verdim, mahkemelerden geçtim, 28 şubat arifesinde hapislerde yattım, iftiralara uğradım, haysiyet celladı din kardeşlerimin alçakça saldırılarına maruz kaldım, her bedeli ödedim. Ömrüm, ödediğim bedellerin belgesidir. Bütün bu müktesebatıma dayanarak bunları söyledim. Tulumbacı glu glu takımının sürüler halinde üstüme saldıracaklarını da tahmin ediyordum. Fakat sorumluluğum daha baskın çıktı. “Ben sorumluluğumu yerine getirdim ya Rabbi” diyebileyim istedim. 
 Bundan sonrası vicdan sahiplerinin vicdanına, akıl sahiplerinin aklına, yetki sahiplerinin sorumluluğuna kalmıştır.

Haklı çıkmaktan usandım. Adım gibi eminim: eğer bu konuda adım atılmazsa, korkarım ki yine haklı çıkacağım. Ve o zaman bir çift sözüm olacak. “Siz hiç Allahtan Korkmaz, kuldan utanmaz mısınız?”

Hz. Musa’nın Şu duası, benim de duamdır: “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım” (Araf, 155)

Aliya’nın sözü sitemim olsun: “Herşey olup bittikten sonra aklımızda kalan, düşmanlarımızın sözleri değil dostlarımızın suskunluğu olacaktır.”

25.12.2016

Like what you read? Give Mustafa Islamoglu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.