İftira Gündemine : İslamoğlu Düşmanlığı Sizi İyi Bir Mü’min Yapmaz

Ülkemize, milletimize, özgürlüğümüze, bağımsızlığımıza ve geleceğimize yapılan darbe girişimi sanki az gelmiş gibi birileri işi gücü bırakmış, darbenin karambolu içerisinde kendi gibi inanmayanlara ve düşünmeyenlere darbe yapmaya kalkışmaktadır. Aslında bu kalkışmanın arkasında Paralel Devlet Yapılanması’ndan boşalan devlet pastasından pay kapma telaşı ve yarışı vardır. Bu konuda birileri bir hayli mesafe almış gibi görünmektedir. Devlet, vatandaşı sayesinde Paralel Devlet Yapılanması darbesinden kendisini kurtarmış gibi görülüyor. Devlet kendini koruyor, peki dinimizi paralel din yapılanmalarından kim koruyacak? İşte bu tür yapılanmalara pirim vermeyen, arı duru Kur’an’a dayalı din algısını hayatının esası yapan yapılar hedef tahtasına konulmaktadır. Kendi konumlarını kaybedeceğinden korkanlar, bağlılarını kul gibi görenler elbette saldırmaya devam edeceklerdir. Zaten onlar saldırmazsa bir yanlışlık var deriz, kendimizi kontrol ederiz. Din algılarını Kur’an’a göre oluşturamayanlar, birilerinin din algısını kendilerine din olarak seçenler elbette bunun karşısındakilere saldıracaktır. Saldırın, sövüp sayın, elinizden geleni ardınıza koymayın bütün bunlar sadece günahlarınızı artıracaktır. İslamoğlu düşmanlığı Allah indinde sizi iyi bir mi’min yapmaz. Bundan sevinecek biri varsa şeytan ve avaneleridir. Kimin adına sövüp sayıyorsanız en fazla onun gözüne girersiniz. Fakat şu gerçeğin size hatırlatılması gerekmektedir: “Sizin derdiniz İslamoğlu hocamızın şahsı değildir; bunu siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. Sizin derdiniz hurafelerinizin, uydurmalarınızın, uçtu-kaçtı-göçtü hikâyelerinizin müşterisi azalıyor. Asıl derdinizin bu olduğu bilinmektedir.”

Mustafa İslamoğlu hocamız size ne yaptı? Sizin Müslüman yaptıklarınızı Hıristiyan mı yaptı? Onu dinledi de kim dinden çıktı? Kim namazı, orucu bıraktı? İlle de Kur’an dedi. Ne demesini bekliyordunuz? Allah’ın kitabını bırakıp ta birilerinin kitaplarını mı hayat kitabı olarak öne çıkaracaktı?

Pensilvanyalı ile ilgili geçmişteki değerlendirmelerinden dolayı İslamoğlu hocamızı mahkûm etmeye kalkanlar bu tavrınızda gerçekten samimi misiniz, ciddi misiniz? Cemaate yalakalık yarışına girip yaranmaya çalıştığınız günleri ne de tez unuttunuz? Bunların programlarında kadraja girmek için yarışanlar ve o programlarda görülmek için harcadığınız ve yediğiniz namazları bir hatırlayın bakalım. Onlara görülebilmek için kilometrelerce yol yürüdüğünüz günleri hatırlayın. Yapmayın etmeyin dediğimizde bizi, cemaate ve başındakine karşı düşman olmakla suçlamadınız mı? Ne düşman olacağız, anasını bilmeyiz babasını bilmeyiz. Bildiğimiz bir şey vardı o da bu cemaat Amerikan projesidir. Türkiye’nin bayrağının olmadığı ülkelerde okul açıyorlar diye biz sevinmiyor ve heyecanlanmıyorduk. Amerika kendi hesabına seviniyor ve heyecanlanıyordu. Zira okullar açılan o ülkelerin geleceği Amerika adına cemaat eliyle satın alınıyordu. Cemaatin yetiştirdiği hangi elemanı Amerika düşmanı oldu? Müslümanlara yaptıkları sövmelerin bin de biri kadar acaba Amerika’ya da sövebildiler mi? Herkese düşman olmayı Amerikan dostluğuna tercih etmediler mi? Şimdilerde herkes cemaat düşmanı olmuş, birilerine saldırıyor. Sizin cemaate olan muhabbetinizin yanında İslamoğlu hocamızın yıllar önce söyledikleri devede pire bile olmaz. Şimdi kıvırıp durun bakalım. Zira sesinizin çok çıkmasının yegâne sebebi geçmişinizi ve söylediklerinizi örtme telaşındandır. Sizi de anlıyoruz. Yalandan “dün dündür bugün bugündür” diyen Demirel’e sövmeyin, onun sözleri bugünlerde size ne kadar da çok yakışıyor.

Reisimiz bu hainle mücadeleye girmeseydi, siz hangi tarafta olacaktınız? Reisimiz bunların iç yüzünü anlamadığı zamanlarda da biz bu hinlerin iç yüzünü biliyorduk; ama size laf anlatamıyorduk. Reisimizin o günlere dair videolarını yayınlamaya cesaretiniz var mı? Bakanların, genel müdürlerin, vekillerin, valilerin, kaymakamların, belediye başkanlarının, il ve ilçe başkanlarının yalaklama ve yaranma yarışına girdikleri videolarını yayınlama cesaretiniz var mı? Onlarla birlikte yaptığınız bedava yemeli-içmeli-yatmalı gezilerinizin resimlerini yayınlama cesaretiniz var mı? Çiğ köfte partileri ve maklube ziyafetlerindeki resimlerinizi, videolarınızı yayınlama cesaretiniz var mı? Çocuklarınızı bir yerlere yerleştirmek için onların kapılarını aşındırdığınız günleri biz çok iyi biliyoruz. Çocuklarınızı onların okullarında okutabilmek için referans aradığınız günleri ne de çabuk unuttunuz. Herkes öyle olduğu için siz de öyleydiniz. Onlara laf söyletmiyordunuz, gözleriniz kör, kulaklarınız sağır, kalpleriniz hissiz idi. Siz şimdi bunlara karşı darbeyle uyandınız; oysa biz yıllar önce bunlara karşı Kur’an’la uyanmıştık. Siz o günlerde bize sövüyordunuz, bugün ise dün savunduklarınıza sövüyorsunuz. Yarın bir başka şeye söversiniz. Hatta bugün vaziyet aldığınız yerlere sövmek sizde ahlak haline geldiği için yarın da bugünkü siperlerinize söversiniz.

Mustafa İslamoğlu hocamıza sövüyorsunuz diye hocamız ille de Kur’an diyen söylemini terk edecek değildir. Siz anlamadan, okumadan, dinlemeden birileri sövüyor diye sövmeye devam edin. Biz ille de Kur’an diyen hocalarımızı sevmeye, size ise asla ve asla sövmemeye devam edeceğiz. Size atış serbesttir, istediğiniz gibi sövebilirsiniz. Bizi size sövdürmeyen Kur’an’ın Rabbine hamdolsun.

Ömer Naci Yılmaz
27 Temmuz 2016

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.