Sansürcü Kimdir?

Altan Sancar

23 Ekim sabahı, yazarımız Hayri Tunç’un evi basılıp gözaltına alındı. Gözaltına alınırken 12 kitap da delil olarak kendisiyle karakola götürüldü. Gazetecileri kitaplarıyla gözaltına ilk defa almıyordu iktidar. Jiyan emekçileri olarak 36 saat boyunca Hayri’nin serbest bırakılacağı anı bekledik. Tam 36 saat boyunca, uyumadan haber almaya çalıştık arkadaşımızdan. Henüz baskının yarattığı gerginliği atmadan, bu defa da sitemizin, TİB kararı ile sansürlendiğini tarafımıza tebliğ edilmeden, sadece çalışıp, emek verdiğimiz siteye girmek isterken öğrendik. Yazarımız gözaltındaydı ve sitemiz sansürlenmişti. Nedenlerini filan yazmayacağım. Sabahlara kadar emek verilen, bunca yıldır yüzlerce yazarın, akademisyenin, gazetecinin görüşlerini özgürce ifade etmesine olanak sağlamış Jiyan.org’u sansürleyenleri size tanıtacağım. Haber alma özgürlüğünüze balta vuranları anlatacağım. Size sansürcüleri isim isim sıralayacağım. Tanıyın diye onları. Yaklaşan o tarihi günde kimden hesap soracağınızı bilin diye isim isim, size sansürcülerin kim olduğunu söyleyeceğim.

Roboski sabahına uyandığımız günü hepiniz hatırlarsınız. İş yerinde, okulda, fabrikada öğrendik Roboski’ye yağan bombaları. Peki ne zaman? Saatler sonra. İşte sansürcüler, Roboski’ye bombaları yağdıranlar. Tanıyın!

Gezi İsyanı başladığında, bizler penguenlerin hayatlarını anlatan belgesel izliyorduk. İstanbul’un ve Türkiye’nin göbeğinde zulme, baskıya direnenler barikatlarda direniş ateşini büyütürlerken; bizleri penguenlerin buzlarda kayıp düştüğü o anlara güldürmeye çalışıyorlardı. Bilmeyelim ve de duymayalım diye.

Berkin, Ethem, Abdocan, Ali İsmail, Mehmet, Medeni toprağa düştüğünde katillerin adı sanı ortada yoktu. Hatta Gezi Şehitleri toprağa düşmemişti bile onlar için. Biz onların ne için toprağa düştüklerini bile bilemedik. Neden? Çünkü, onlara sansür uygulayanlar Berkin’i, Ethem’i, Abdocan’ı, Ali İsmail’i, Mehmet’i, Medeni’yi toprağa düşürenlerin ta kendileriydi.

Diyarbakır’ın göbeğinde, zalimin devrilmesine bir kala patlayan bombayı ‘trafo’ diye duyduk. Çünkü bombayı koyanlar da, patlatanlar da sansürü uygulayanlar da aynıydı. Susturdular…

Suruç’ta 33 Can’ın tam ortasında bomba patladığında ‘terörist’ dediler onlara. Ölümleri meşrulaştırdılar. 33 Can’ı katleden de onlara terörist diyen de dedirten de aynıydı yine.

Ankara’da patlayan bombaya yayın yasağı getirdiler. Tam da katillerin adı ve ilişkileri deşifre olmaya başlamış iken. Tam da Barış Güvercinlerini kimin neden vurduğu ortaya çıkmışken. Evet, yine onlardı. Orada bombayı patlatanlar da, katilleri koruyanlar da, katillerin adının gizlenmesi için basına yayın yasağı getirenler de onlardı.

Sur’da, Lice’de, Silvan’da, Varto’da, Cizre’de can verenleri, buzdolabında saklanan ölüleri değil; ‘ölen teröristleri’ duyduk yalnızca. Çünkü sokağa çıkmak yasak deyip eve kapatan da o evin içinde vuran da onlara terörist dedirtenlerdi.

Sansürcüler kim biliyor musunuz? Sansürcü dediğin Berkin’in katili, Medeni’nin katili. Ethem’i vuran silahı koruyan sansürcü. Suruç’ta patlayan bombacının kod adı sansürcü. Ankara’da patlayan bombalarla toprağa düşenlere gaz sıkan teşkilatın adı sansürcü. Sansürcü seni yönetenler kardeşim, sansürcü hala utanmadan senden oy isteyenler, kömüre ve de makarnaya oyunu satacağını düşünen insanlar.

Etme, sansürcülere oy verme. Ben sana sansürcülere oy verme diyeceğim, sen katile de hırsıza da oy verme emi. Verme!

Not: Uzun yıllar biriktirdiğim yazıları yazma fırsatını veren Jiyan.org’da çalışmaktan onur duyuyor ve uygulanan sansürü tanımıyorum. Sansürcülerin gideceği o günün de çok yakında olduğuna inançla tekrarlıyorum: Jiyan.org susturulamaz.