INGRESS

Ingress’in ne olduğunu ne anlama geldiğini bilmiyordum ve daha önce hiç duymamıştım. Bu kelimeyi ilk defa Pub 204 dersimde duydum. Ingress bir oyunmuş. Dönem sonuna kadar oyun oynayacağımızı öğrendiğimde çok sevindim. Sonuçta oyun oynamak ne kadar karışık ya da yorucu olabilir ki. İlk hevesle hemen adını duyunca indirdim oyunu ama hiçbir şey anlamadım ve ben oyuna baktım oyun bana. Hemen oyunu seven ve bilen arkadaşlarıma yazdım. Nasıl bir oyun? Nasıl oynanır? Olayı nedir? Amacı nedir? diye sordum. Sonra oyunun konuşma(COMM) kısmını keşfettim. Herkes birbirine bildiği yerlerde yardım edebilirim, burada olan var mı diye soruyordu. Bende bu nasıl oynanır, nedir diye sordum. Aslında kimsenin beni umursayıp cevap vereceğini de sanmıyordum ama mesajlar gelmeye başladı. Kimi hackliceksin, yuvarlağın içinde ki yerler hacklenir, 50 metre yakınında olman lazım gibi bilgiler verdi. Bazı arkadaşlar www.resis-tr.com sitesinde her şeyi bulup öğrenebileceğimi söyledi. Oyunu anlamama destek olan bir başka olay da sınıfta açılan whatsapp grubu oldu. Oradaki insanlara, kuranlara da buradan tekrar teşekkür ediyorum çünkü en başta her şeyi bıkmadan anlattılar, soruları merakları gidermeye çalıştılar. Biraz araştırmalar sonucu az çok bilgi sahibi oldum. Ingress portalların bulunduğu ve iki takımın olduğu bir Google veri tabanlı bir oyun. Bu oyun yürüme üzerine kurulu bir oyun. Yani yoğun semt merkezlerinde doğal olarak daha çok portal oluyor. Örneğin; Beşiktaş gibi merkezi bir konumda telefonla uzun bir maratona başlanabilir. Bu kısmı en sevmediğim kısım çünkü ben yürümek, spor gibi olaylardan uzak bir insanım. İlk başta oyun oynayacağımız söylendiğinde bunu hiç tahmin etmemiştim. Ama oyun insanı öyle bir sarıyor ki bir yere gidince ilk işim yakında portal var mı, hacklenecek bir yer var mı diye oyunu açmak oluyor. İlk hacklememi anlatacak olursam da oyunu indirdiğim günün hemen ertesi gün Kuştepe’den ders çıkışı açtım oyunu ve başladım ilerlemeye. Yakında bir portal gördüm, ilerde ki parkı gözüme kestirmiştim. Gittim parkın içine de girdim bastım hacke bir baktım telefonda bir şeyler oluyor. Daha sonra basınca zarar görüyor, bir an olmadığını düşündüm. Sonrasında öğrendim ki başka oyuncuların koyduğu savunma mekanizmaları saldırıya karşılık vermiş ama ben hackleyebilmişim. Bir de başka bir örnek vereyim; ben Yeşilköy’de oturuyorum ve Bahçelievler’de çalışıyorum. Evden işe giderken, arabada oyunu açıp portallara bakıyorum ve kendimi Ataköy’ün içinde buluyorum oraya da gideyim buraya da gideyim derken gezmiş buluyorum kendimi.

Oyunun en kötü yanı ise telefonun şarjını çok çabuk bitirmesidir. Oyunu çıkayım bir gün oynayayım demek istiyorsanız telefonunuzu 3 ya da 4 kere şarj etmeniz gerekebilir. Onun dışında oyuna kendinizi kaptırdığınızda şuraya da gideyim, ilerde bu da varmış derken kendinizi İstanbul’da bilmediğiniz yeni yerlerde ya da bugüne kadar kaç kere görmüş olsanız da, gözünüze çarpmayan bir anıt ya da güzel bir yapıt gibi bir şeylerin karşısında bulabiliyorsunuz. Oyunu anlatmaya sınıfa gelen insanlara baktığımızda, kaç yaşında oyun mu oynanır lafı unutuluyor. Çünkü o insanlar bu oyundan zevk alarak zaman ayırarak bir şeyler yapıyorlar ve en önemlisi bu yaptıklarıyla mutlular, bugün bu oyunu dünya üzerinde milyonlarca insan oynuyorsa bu tesadüfen elde edilmiş bir başarı değildir. Ben oyuna başladığım zaman, tek başıma değil de kalabalık olursam daha etkili olacağını söylediler. Ben de yakın birkaç arkadaşımı da bu oyuna alıştırdım ve o kişiler bu dersi de almıyor yani ders için değil, isteyerek oynar olduk. Eminim ki bu oyun zorunlu olsaydı, bu kadar zevk almazdım ve bu kadar çok oynama isteğim olmazdı. Dışarı gezmeye çıktığımız da kendimizi bir alanda yürüyüş yaparken buluyorsak, ilerde bir tane daha var hadi ona da diyerek kilometrelerce bir şeyin peşinden koşuyorsak, bu oyuna kendimizi kaptırmış olmamızdandır. Oyun uzun vadede belki yorabilir veya sıkabilir sonuçta zaman ve enerji gerektiren bir oyun. Şu sıralar bu yüzden çok zaman ayıramasam da yazın kendimi epey bir geliştireceğime inanıyorum.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.