İğrenç İnsanlar Üzerine Kafa Yormaca -I-

Medium’daki ilk yazımı iğrenç insanlara ayırmak istemezdim. Ama bir süredir aklımdan bu geçiyor ve en çok bu konuya bir çözüm getirmek istiyorum ileride. Konusu açılınca fena halde sövmek istediklerinizin nedenlerini anlamaya çalışacağız. Çözüm olarak ileri sürülen konuları eleştirirken artık kuantum fiziğine bile dalabiliriz. Elimin ayarı pek yok çünkü yazarken.

İğrenç yaratık modeline örnek görüyorsunuz

Malum ülkede cinsel saldırı ve cinsel istismar oranları son yıllarda bayağı bir arttı. Üstelik sosyal medyada son derece normalmiş gibi küçük kızlara karşı böyle iğrenç vakalar görünüyor. Bu durumu analiz etmeden önce sorunun ne kadar vahim olduğunu göstererek biraz iç dünyanızı karartmak istiyorum.

Ara ara link serpiştireceğim buraya. TUIK 2014 verilerine göre 11 bin 95 çocuk istismara uğramış. TÜİK bu verileri “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara” dayandırıyor. (Haber için bkz) Yani sadece kayıtlı rakam bu. Ancak istismar anlamına gelen doğrudan cinsel saldırı olmayan bu yukarıda link verdiğim gibi olaylar da istatistik dışı tabi.

Tecavüze uğrayan kız ile ilgili bir yaratığın yaptığı yorum.

Size kötü bir haberim var, malesef cinsel istismarı çok normal gören bir kitle var bu ülkede. Peki neden? Nasıl oluyor bu? Bu insanlar neden böyle?


Kötü olmanın geni mi vardır? Coğrafi şartlar mı insanı kötü ve erdemsiz bir birey yapar? İnsanlar doğuştan iyidir de sonradan mı kötü olurlar yoksa eğitimle mi iyi birer insan haline gelirler? Benim bu soruya cevabım şudur, insanlar doğuştan vahşidirler. Doğada iyi ya da kötü diye bir şey yoktur. İçgüdülerimiz hiç de iyi şeyler değildirler. Biyolojik isteklerimiz de “medeni“ değildir. (Bu konuda ayrı bir yazı yazıp buraya bkz. vereceğim) Dolayısıyla toplumsal erdem, karşı cinsle saygılı bir iletişim kurmak kişinin doğuştan alabileceği şeyler değildir. Bu gibi şeyler eğitimle ve karşı cinsle sağlıklı kurulan iletişimlerle mümkün olur.

Buradan hareketle, çocukların karşı cinsle iletişimi toplum sağlığı açısından fazlaca önemli.

Tecavüzcü profilini gözlemlediğinizde farkettiğiniz büyük oranda eğitim eksikliğidir. Eğitim görmüş kişilerin de olduğunu inkar etmiyorum ancak eğitim görmenin buradaki esprisi kültürlü birey tecavüz etmez değil.

Cumhuriyetimizin “karma eğitim” adı verilen nimeti sayesinde, eğitimli her birey karşı cinsle tanışır. Karşı cinsle tanışan insan kadının “anne” veya “eş” olmak dışındaki özelliklerini farkedecektir. Eğitimsiz insan bundan yoksundur. Dükkanda çalışan, çıraklık ya da esnaflık yapan gencimiz eğitimsizse kadınların dahil olduğu bir sosyal çevre kurması şansa bağlıdır.


Gelin bu konuda bir kısım islami çevre ne öneriyor onu dinleyelim

Bağrının nasıl yandığını sabırla dinlerseniz en sonunda karma eğitim ile ilgili görüşleri var

“Kadınla erkek aynı sırada oturtuluyor… kızların kızlarla erkeklerin erkeklerle okuduğu memleketlerde zina hadiseleri olamaz…” diyor özetle. Yani kadın ve erkek cinsinin tamamen ayrılmasını ayrı yerlerde bulunması gerektiğini öneriyor. Devamında “şehvetle işleri olmazdı karma eğitim olmasaydı” gibisinden bir şeyler söylüyor. Bu sözleri söyleyen Alparslan Kuytul belli çevrelerce sayılan biri. Üstelik tek de değil bu konuda. Bakın İhsan Şenocak ne diyor bu konuda videosunda.

Burada konuyu islami çevrelere getirerek yaptığım, islam eleştirisi değildir. Önerilerinin ne kadar yanlış olduğunu göstermektir. Özetle “kadın ve erkek ne kadar ayrı durursa, zina o kadar azalır. Tecavüz olmaz” deniyor ve bu kişilerin her birisi de “açık giyen kadın” a son derece karşılar. Toplumun önemli bir kesmi gibi “açık giyen kadın”ı tecavüz sebebi olarak görüyorlar.

Birincisi bu kişiler “tecavüz”e değil “zina”ya vurgu yapıyorlar. Tecavüz senin iradeni yok sayıp zorlamayla vücudunun kötüye kullanılmasıdır. Zina ise sadece evli olup olmamana bakar.

İkincisi de söyledikleri tamamen yanlış. Google trend’de ufak bir aramayla sex kelimesinin en çok arandığı ülkeleri görebilirler. Çoğunlukla islam ülkeleridir. İnsan biyolojisi kısıtlanamaz, ama eğitilebilir.

Açık kadınların tecavüze sebep olma hususunu da batıyla karşılaştırma yapıldığında anlayabiliriz zaten.

Asıl soru şu, bu kesim neden karma eğitimden bu kadar nefret ediyor? Açık giyinen kadınlara bu kadar kızıyor? Çünkü bu kişiler karşı cinsle iletişimden yoksun kalmışlar. Karşı cinsle iletişim düşük olduğundan cinsel bastırılmışlık yaşıyorlar. Bunun vicdan azabıyla da suçu kendilerinden atmak istiyorlar. Bu nedenle “zalim” kadınlar suçlu, laik sistem suçlu…


Toplumun bir kısmının “çözüm” anlayışı bu. Ayrıca bir de yaptırım meselesi var. Onu da ikinci kısımda detaylandıracağım. Daha teknik bir yazı olacak. Ama ana başlıklar şunlar, Cezai Yaptırımın ne kadar etkili olabileceği sorunsalı, İdam ve Kastrasyon.

(Gerçekten, daha yazacak çok şey vardı da araya bir sürü şey girdi, dikkatim dağıldı. Bir de yoruldum.)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.