Thor Tüm Tanrıları Kurtarabilecek mi?

Bu yazımda Marmara Çizgi’den Türkçe olarak çıkan Thor Cilt 1'i (Tanrı Kasabı) ve 2'yi (Tanrı Bombası)incelemeye çalışacağım.

İkisini aynı metinde yazmamın iki nedeni var. Birincisi bu iki cilt birbirini tamamlayan bir hikaye. Yani ikinci ciltin sonunda bütün hikaye sonlanıyor. İkincisi ise ikisini birden yazmaya üşendim. (Böyle de dürüstümdür).

Tanrı Kasabı hikayesinde — ismi biraz bize fikir veriyor sanırım- tanrıları tek tek biçen bir gücü tanıyoruz. Hikayenin başlama anı tam nordik hikayelere yakışır cinsten. Thor, içkisi ile bir handa keyif çatarken bulunduğu çevreden gelen bir haber ve ölü bir tanrı ile başlayan tanrı cinayetleri serisi.

Dev bir tanrıyı deviren gizemli bu güce karşı Thor ayakta durabilecek mi?

Birinci cilt özellikle çizimleriyle bana tam bir çizgi roman hissi verdi. Şimdi diyecekseniz ki “vermeyeni mi var?”. Yakın dönemde çokca rastladığımız “fazla animasyonumsu” çizimler bana çizgi romandan ziyade animasyondaymışım hissi veriyor. Thor’daki çizimler ise bu “sanki CGI” havasından uzak, illustrasyon havası veren çizimler. Bu anlamda beni mutlu etti.

Hikayesi itibariyle gizemdeki tırmanış tatmin edici. Thor’un adım adım cinayetlerin arkasındaki isme ulaşma çabası, Odin’in neredeyse her sayı yenilerine şahit olduğumuz karanlık yönlerine bir örnek daha bulması Tanrı Kasabı’nın sayfalarını çevirirken hiç bitmesin hisse uyandıryor. Bu ciltteki zaman kurgusu da heyecan verici. Günümüz ve gelecek zaman arasında gidip gelen hikaye bu şekilde daha da merak uyandırmış.

Odin kimlerle savaşıyor? Ya da o Odin mi acaba gerçekten? (nasıl gizem yaptım)

İkinci ciltte ise artık savaş zamanı. Thor’un yüzleştiği sanırım en güçlü düşman ile başa çıkıp çıkamayacağını ikinci cilt anlatıyor bize. Çizimler bazen Thor’un suratını komik hale getirse de genel itibariyle birinci ciltteki hissi devam ettiriyor. Hikaye gizemden kopup yerini vurdu kırdaya bırakıyor. Zaman kurgusu hikayedeki önemini ikinci ciltte hepten hissettiriyor. Dövüş sahneleri daha “epik” çizgi romanlar var ama yine de kapışmalar beni çok heyecanladırdı.

Her ne kadar Avengers filmleri ile sevilse de Thor’u ben hiçbir zaman Avengers’ın parçası olarak sevemedim. Çok kopuk, dünya halleriyle aslında ilgisi olmayan, zaten tanrı olan bir karakter. Avengers’a da her daim zorla sokulmuş bir havası olduğunu, emanet durduğunu düşünmüşümdür. Thor’u her zaman solo maceralerı ile sevdim ve bu iki cilt de tam anlamıyla nordik mitolojinin galaksiler boyunca uzayan hali; yani Thor.