Diğer İnsanları Dinlemek

Hepiniz alışkınsınızdır diğer insanlar tarafından nasıl biri olduğunuz hakkında duymaya, şanslıysanız ve güzel bir çevrede büyüdüyseniz genel de insanlar size iyi şeyler söyler. Ama şöyle bir şey var ki çoğumuz müthiş çevrelerde yetişmedik. Çocukken bir şey döktüğünüz zaman, bir şey kırdığınız zaman ya da her hangi bir şeye zarar verdiğinizde size sadece çocuk olduğunuz ve bunun normal olduğu değil de geri zekalı(yumuşatılmış olarak beceriksiz veya sakar) olduğunuz söylenmiştir. Ben de bu evreden geçtim. Özellikle ergenlik döneminde, vücuda alışma döneminde… Bir ara o kadar yoğundu ki ben de kabullenmiştim. Neyse ki bir gece bir “Eureka!” anında bunun sadece diğer insanların kendilerinin yansıtması olduğunu anladım.

Bana göre insanlar dünyaya “Tabula Rasa” olarak gelmiştir. Yani ne biliyorlarsa burada öğrenirler. Tabi ki içgüdülerimiz var ama bunlar sadece basit seviyede. Yani içgüdüsel olarak birini aşağılamak diye bir şey olamaz. Yani demek istediğim birileri sen bir yanlış yaptığında sana hakaret ediyorsa muhtemelen bunu öğrenmiştir. Kendisi yanlış yaptığında hakaret edildiği için söylüyordur. Belki ailesinde belki çevresinde ama muhtemelen bu başına gelmiştir. Biri sana bir şeyi yapamayacağını söylediğinde de aynı şekilde. Muhtemelen biri ona bunu söylemiştir. “Sen ben gibi insanlar yapamaz” demiştir. Bu yüzden o da aynısı söylüyordur. İkna edici biri ise veya senin inanmaya ihtiyacın varsa, yorgunsan, artık vazgeçmek istiyorsan inanabilirsin. Bütün hayatını senden adam olmayacağına inanarak geçirebilirsin.

Bu yüzden ben insanları hiç dinlemem kendi bildiğimi okurum. Yanlış yapacaksam da doğru yapacaksam da. Eğer hayatım gerçekten mahvolacaksa bile bunun kendi elimden olmasını isterim. Çünkü öyle bir yerde yaşıyoruz ki insanlar kendi çaresizliklerinin içinde yüzerken seni de içeri çekmeye çalışıyorlar. Günden güne batarken çaresizliği kabullenmeyi “huzuru bulmak” sanıyorlar.

O yüzden ben her zaman dışarıya çıkmanın bu kalıplardan bu ortamdan sıyrılmanın en büyük çare olduğunu inanırım. Çaresizlikten uzağa kulaç atmanın en doğru şey olduğuna… Daha önceki yazımda söylemiştim, arkadaşlarım bana “Superman” der diye. Benim için çaresizliğe teslim olmak diye bir şey olamaz veya umudunu kaybetmek diye bir şey çünkü bu simgesi umut olan “El” hanesine ihanet etmek olur. Siz siz olun başkaların olumsuz düşüncelerinin hayatınıza etki etmesine izin vermeyin. Sen de diğer herkes gibisin diyenlere aldırış etmeyin. Dünyaya adımınızı attığınızdan beri çok özelsiniz. Bunun heba olmasına izin vermeyin.