You’re what you snack

Onur Ozan Orhan
Feb 25, 2017 · 1 min read

Merhaba,

Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim, gene otopilota bağladım gidiyorum. Zaten öyle eksantrik şeyler de yaşamadım açıkçası. Bir yorgunluk bir bitkinlik çökmüş şekilde devam ediyordum hayatıma. Kış geldiği için sporu da bıraktım. Biraz göbeğim de çıkınca bir kaç alışkanlık değişimine gittim.

Daha önce işe giderken yanıma çikolata, hamur işi vb. aşırı yağlı yiyecekler götürüyordum. Yaklaşık bir 10 saat iş yerinde geçiyor. Öğle yemeği ve çay dışında başla şeyler aramaya başlıyor insan. Bütün gün bilgisayarın başında geçince de insan sıkıntıdan yemeye içmeye sarıyor tamamen. Ama bu alışkanlığın beni yavaş yavaş tüketmeye başladığını fark ettim. Hepsini bir anda değiştiremeyeceğimi biliyordum ben de yavaş yavaş değiştirmeye gittim.

İlk 10 gün sadece saat 10'da elma veya muz yemeye başladım. Sonra saat 3'te badem gibi yüksek protein içeren çerezler tüketerek devam ettim. Bunlar alışkanlık halini alınca probiyotikli yoğurt tüketmeye başladım. Bu arada detaya girmeyeceğim ama düzenli tüketildiğinde işe yaradığını söylemeliyim. Sonra saat 5'te yani mesai bitiminden 1 saat öncesine yeşil çay koydum. Bunun sonucunda enerjimin arttığını fark ettim. Direk eve gelip “öldüm lan ben” demek yerine oturup insanlarla konuşmaya zaman geçirmeye başladım.

Bu zamana kadar “ne yersem osun “ geyiklerini çok saçma bulmama rağmen bu kadar küçük değişikliğin hayatıma bu kadar etki etmesi beni çok şaşırttı. (Siz siz olun “ya x de çok saçma bunu yapan y’dir” gibi söylemlerde bulunmayın. Mutlaka başınıza geliyor.) Bundan sonraki aşamada lifli yiyecekler olayına gireceğim. İşe yarasa haber veririm.

Onur Ozan Orhan

Written by

Former Copywriter, Happiness Pursuer.