Can Dündar’ın suçu ne?

Kişisel hikayemde çok özel yere sahip insanlardan biriydi Can Dündar. 20'lerimin başlarında hem hayatın hem de yaşadığım devletin gerçeklerini tanımaya başlıyordum. Bu kişisel mücadelemde yol arkadaşlarım vardı. Can Dündar onların başında geliyordu.
Ergenliği biraz uzun sürmüş bir genç olarak; merhametini sandığa gömmüş, dayatmacı, sabit fikirli insanlardan nefret ediyordum. Şimdi düşününce, aslında sanki ben biraz fazla alınganmışım. Ama o yıllarda, sadece yazılarından tanıdığım Can Dündar samimiyeti ve duygularıyla, sanki görsem muhabbet edebileceğim sıcak bir abi gibi geliyordu bana.
İyi ya da kötü, bu ülkenin en büyük putu Atatürk hakkında ilk kez, tanrılaştırma dışı bir yapıma imza atma cesaretini göstermiş ve tabi ki yemediği hakaret kalmamıştı. Gün gelecek Can Dündar’ın, o gün ona ağız dolusu küfredenlerin gazetesinin genel yayın yönetmeni olacağına inanmama imkan yoktu o zamanlar.
Şu Gezi gerçekten çok ilginç bir şey yaptı. Sanki tüm o liberaller, yıllar boyu kendi mahallelerinin aykırı çocuğu olma yükünden çok yorulmuşlardı da, kendilerini ait olmanın serin sularına bırakmak için bir bahane bekliyorlardı. Başka türlüsünü aklım almıyor çünkü. Önce Gezi, sonra 17–25 Aralık; “her şey iyi güzel de biz bu adamlarla nasıl aynı saflardayız?” bile demediler bir kez olsun.
Artık 20'lerimin son günlerindeyim, Çelik de değişti yani. Şimdi Can Dündar’da sorun neydi diye düşününce, bir insanın sürekli buğulu gözlerle bakıp puslu bir ses tonuyla konuşması bile bana samimiyetsiz geliyor. Benim için artık adaletin peşinde bir fedakar değil, nerede romantizm satabilecekse tezgahı oraya kuran, müşteri ayırmayan bir tüccar Can Dündar. Gezi, o ve onun gibilerin zihin haritasının duvarı oldu sanırım. Gezi’ye ufacık bir eleştiri, kendisinin “fatal error” vermesine yol açabilirdi.
Konuya geleyim, peki tutuklanan Can Dündar’ın suçu ne? Ben bir adalet mekanizması olsam, sırf son iki yıldaki iğrenç gazetecilik performansı için cezalandırırdım kendisini. Doğruların sesi olmaktan, Kemalizm resmi gazetesinin cemaat maşası genel yayın yönetmenliğine giden bir yol oldu onunki. Hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına Edward Snowdencılık oynama numarasını ancak tayyip nefretiyle gözü dönmüşler yutardı.

Peki Can Dündar cidden bir vatan haini, bir casus mu? Bence sadece bir budala. Gerçek vatan haini ve casuslar arazi olmuşken, her şeyi Can Dündar’a mal etmek adaletsizlik olur. Onun yerinde olsa aynısını yapacak, merkez medyada sayısız isim vardı bence. Onunki tipik bir ruh haliydi sadece. Dolayısıyla ağır bir ceza almasını istemem. Ama çıtayı “Yargılanacaksın” söylemiyle kuranların aksi durumda yargılanması da belki adaletin bir gereği.