Bu kadar tedbir niye?

Okuduğum kitap bu değil tabi ki :)

İstanbul da arabanız olsun yâda olmasın, işe gitmek için harcadığınız çaba bütün enerjinizi sünger gibi emmeyi başarıyor. Arabanız yok ise bu daha da kötü.

Koştur koştur otobüse yetişmeye çalışırken fark ettim de bilgisayar çantam ne kadar ağır böyle. Bütün yol boyunca nedenlerini düşündüm. İstanbul’un o her yer yakın ama her yer bir o kadar da uzak olma özeliği sayesin de, ağır bir bilgisayar çantası düşünün.

İT sektöründe olan çoğu çalışan gibi, bana da 24 saat yetmediğinden, az uyumayı tercih ediyorum. Ve işe ulaşmak için harcadığım çaba, neredeyse tüm enerjimi aldığı için belki de bu kadar ağır geldi çanta bilemedim.

Eve gider gitmez çantamdaki her şeyi çıkardım. Bilgisayar, mouse, power bank (oldukça ağırdı), yedek şarj kabloları, yeni okumaya başladığım kitap yedek hard diskim, yan cepte duran şemsiye.

Kendi kendime dedim; bu kadar tedbir neden, ne için? Power bank neden taşıyoruz, varsın bitsin telefon şarjı. Robotlaşmamızın en temel göstergesi bence, elektrik artık ekmek, su gibi hayatımızda. Onsuz kalmaktan korkuyoruz adeta. Şemsiye neden taşır ki insan, bu kadar tedbir niye dedim kendi kendime.

Bende geçmişe doğru noktaları birleştirince, en son yağmurda ne zaman sırılsıklam ıslandığımı hatırlamaya çalıştım.

Hımm..?

Sanıyorum lisedeydim, eve geldiğimde fayansın üzerinde, üzerimde akan sulardan bir su birikintisi oluşmuştu. Neden bu kadar ıslandığımı hatırlamaya çalıştım. Sanırım ilk defa terk edilmiştim.

Gayet masumane başlayan çanta düzeltme maziye kadar gidince, çantaya bir bilgisayarımı, bir de kitabımı koyup kalktım.

Basit olmak en iyisi…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Kamil Kalkan’s story.