Avrupa’da Gönüllü Olmak İster misin?

Avrupa Gönüllülük Hizmeti(AGH)’ne Dair

Herkese merhaba. Gönüllülük size ne hissettirir? Karşılık beklemeden, yardıma muhtaç çocuklara ya da doğaya el uzatmak nasıl güzel bir duygudur, hiç tattınız mı? Hele size bunu devlet desteği ile Avrupa’da yapabileceğinizi söylesem?

Bu yazımda sizlere geçen yıl yaz tatilimin 2 ayını dolu dolu geçirmemi sağlayan Avrupa Gönüllülük Hizmeti’nden bahsetmek istiyorum, kısa adı: AGH. Bu programı European Voluntary Service ya da EVS olarak da duymuş olabilirsiniz. Avrupa Birliği Bakanlığı’nın gençlerin kamu yararına projelerde gönüllü olarak çalışmalar yapmasını, kültür etkileşimlerini artırmasını ve Avrupa Birliği ülkeleri hakkında vizyonlarının genişlemesini amaçlamaktadır. Bu projelere katılmak için 18–30 yaş arasında genç olmanız yeterlidir, başka bir şart aranmaz. Proje süreleri kısa ve uzun dönem olarak ikiye ayrılır; 1–8 hafta kısa, 2 ay–1 yıl ise uzun olarak değerlendirilir. Her gencin bir kısa bir uzun projeye katılma hakkı vardır, fakat kısa–uzun proje şeklinde yaparsanız bu şekilde, eğer ilk olarak uzun projeye giderseniz maalesef kısa proje yapma hakkınız kalmıyor. Ulaşım ve barınma masraflarının büyük çoğunlukla %100’ü, bazense %90’ı devlet tarafından karşılanır ve ülkeye göre değişkenlik gösteren miktarlarda size cep harçlığı verilir.

Peki proje konuları nelerdir? Dilerseniz kendiniz proje yazıp başvurabilir ya da yazılmış bir projeye katılım için başvurabilirsiniz. Projeler genellikle doğa, ekonomik durumu düşük çocuklar, çevre bilinci ya da politik bilinçlenme konularıdır, tabii ki benim duymadığım daha birçok konu var. Peki nasıl başvurabilirsiniz? Bunun için Ulusal Ajans’ın internet sayfasından onaylanmış gönderici kuruluşları bulup projelerini inceleyerek başvurmanız gerekiyor, fakat ben bu şekilde bulmadım, açıkçası bu şekliyle de bana biraz karışık gelmişti. Facebook’ta hali hazırda birçok AGH sayfaları ve grupları var. Onaydan geçmiş ve sadece katılımcı aranan projeler sık sık orada yayımlanmakta, bu sayfaları takip ederseniz bulma olasılığınız daha yüksek.

Gelelim benim projeme, 1 Temmuz–1 Eylül tarihleri arasında Romanya’nın Baia Mare ilinde Team for Youth derneğinin ev sahipliğinde gönüllülük projemi tamamladım. Projeyi Kültür Köprüsü Eğitim ve Gençlik Derneği’nin Facebook grubunda görerek başvurdum. Konusu ekonomik olanakları düşük olan çocuklarla birlikte vakit geçirmek, onlara kültürümüzü tanıtmak ve vizyonlarının genişlemesine yardımcı olmaktı. Baia Mare’ye indiğimde dernek çalışanları beni havaalanında alıp evime bıraktılar, evim gerçekten çok tatlı ve merkeze çok yakındı. 1 Meksikalı ve 1 Türk olmak üzere iki erkek ev arkadaşım vardı. Zaten onlar da gönüllülük fikriyle geldikleri için uyumsuzluk hiç yaşamadık.

Peki bu 2 ayda neler yaptım? Bize haftalık program çıkarıldı, aktif olarak gidilecek 3 yer vardı; ilki “Romani Center”, İngilizce’de “gipsy” diye geçen, düşük gelirli ailelerinin çocuklarını devlet kurumuna, yaz kampı olarak gönderdikleri yer. Hepsi çok masum, bilgiye ve eğlenceye aç çocuklar. Ben onlara Türk halk oyunlarını öğrettim, onlar da bana Romanya’nın danslarını öğretti. Birlikte eğitici oyunlar ve İngilizce pratikler yaptık, ilk başta utansalar da birkaç seferden sonra gittiğimizde koşarak boynumuza atlıyorlardı, bu gerçekten çok güzel bir duygu.

Diğer kısım ise “Firiza” isimli bir köyde bulunan kreş, buradaki çocukların yaş ortalaması daha küçüktü.

Onlarda İngilizce eğitimine daha çok ağırlık verdik. 3. yerimiz ise kimsesiz çocuklar yurduydu. Maalesef burası en acıklı kısımdı, aileleri tarafından tamamen terk edilmiş küçük çocuklar. Ve açıkçası ziyaretçileri de pek yok, bu nedenle onlar da kısa sürede bize çok alıştı. Bu 2 ayda Avrupa’da olmaktan çok gönüllülük üzerine kafa yordum ve Türkiye’de bu tip faaliyetlerde bulunmadığım için kendime çok kızdım çünkü bir kimsesiz çocuğun size gülümsemesinin tarifi yok. Aynı zamanda ofis çalışanları ve diğer gönüllülerle birlikte gerçekten çok eğlenceli zamanlar geçirdik, haftasonları otostopla gezmekten, herkesin kendi ülkesinin yemeklerini yapmasına kadar çok çeşitli aktiviteler yarattık. Hatta bir “Turkish Night” yapmışız ki akşam haberlerindeydik, buradan izleyebilirsiniz. Proje sayesinde Meksika, Brezilya, Kenya, İtalya, Litvanya, Letonya, Gürcistan, Ermenistan gibi birçok ülkeden dost kazanmakla birlikte Romanyalı çok iyi dostlar da edindim.

Projede tüm gönüllülerin aylık 2 gün tatil hakkı vardır, ben bunu 2. ay sonunda 4 gün olarak alıp 1 haftaya tamamladım ve küçük bir Budapeşte — Viyana — Prag — Bratislava turu yaptım, tabii pasaportumun yeşil olması bunda büyük etken. Bu turumu daha sonraki yazılarımda paylaşacağım. Hele ki yaz tatilinde yapacak daha iyi bir işiniz yoksa kesinlikle AGH deneyimini yaşayın derim, 1–2 haftalık bile olsa; kısa zaten diye düşünüp başvurmazlık etmeyin, hiç yoktan iyidir!

Büşra Oğuz