“BinYaprak’ın Bir Yaprağı Olmak”

İşletme Mühendisliği son sınıf öğrencisi olarak şu ana kadar yaptığım stajlarda hep ne istediğime bir adım daha yaklaştım. Her tecrübe, kendimi keşfetmemi ve hayattan beklentilerimi sorgulamamı sağladı. Babamın da gazıyla “Beden kesin finansçı olur” diyerek başladığım üniversite hayatıma, şu an bir start-upta devam ediyorum. Buraya gelene kadar finans, denetim ve ilaç sektöründe pazarlama stajları yaptım. En sonunda anladım; ne istediğini bulmak, diğer birçok şey gibi deneye deneye oluyor.

Biz işletme mühendisleri için bu kafa karışıklığı durumu aslında çok yaygın. Yıllardır aşureye benzetilen işletme mühendisliği, ne iş olsa yapar tanımından kurtulamasa da aslında bir işletme tasarımcısıdır. İşletmeleri tasarladıktan sonra onları yönetimi ve geliştirilmesi üzerine uzmanlaşır. Bu yüzden BinYaprak’taki stajım boyunca aldığım teknik bilgiyi pratiğe dökme fırsatı buldum. Start-upta çalışmak, bir organizasyonun her aşamasına biraz el atmanızı gerektiriyor ve öğrendiğiniz şeyler asla bitmiyor. Küçük bir ekibin parçası olmanız, kısa zamanda daha çok yol kat etmenize de yardımcı oluyor.

Bilmeyenlere biraz BinYaprak’tan da bahsetmek istiyorum. İlham veren hayat hikayeleriyle kadınların çalışma hayatındaki potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçlayan BinYaprak, harika iki kadının bir sosyal girişimi! Hem hayata yeni atılacak hem de çalışan kadınları buluşturan tek ulusal network olmasının yanı sıra kız babalarını ve buna destek vermek isteyen erkekleri de bünyesinde toplamayı amaçlıyor. Türkiye’deki temel içerik ihtiyacını ve kendi potansiyelinin farkında olmayan kadınları düşündüğümüzde kısa zamanda çok fazla kadına ilham verip harekete geçirecek bir girişim.

Böylesine harika bir girişime başından itibaren dahil olan biri olarak; aslında arkasında çok daha fazlası olduğunu söyleyebilirim. Hem ekibi hem motivasyonu hem de enerjisiyle inanılmaz ilerleyen bir girişim. Bu yüzden şöyle bir dönüp stajımın bana neler kattığına bakınca, sadece kariyerime ya da iş disiplinime değil, kişiliğime de dokunduğunu görebiliyorum.

-Çünkü fark etmeden çok fazla şey öğreniyorum ve her geçen gün daha fazla şey öğrenmek istiyorum.Bir start-upta çalıştığınızda öğreneceğiniz şeyler asla bitmiyor; kendinizi sürekli eğitimlerde veya workshoplarda buluyorsunuz. Harika insanlarla tanışıp yaptığınız işi daha çok seviyorsunuz.

-Çünkü paylaşmak bir şeyleri değiştirir.

BinYaprak’ta öğrendiğim en değerli ikinci şey; paylaşmak güzeldir -birincisini ve en güzelini sona sakladım. Stajım boyunca tanıştığım her insan zamanını, bilgisini, anılarını, deneyimlerini, yazılarını -yani elinde ne varsa- fark yaratmak için bizimle paylaştı. Paylaştıkça BinYaprak büyüdü, büyüdükçe paylaşılacak şeyler de çoğaldı. Cömert ve çalışkan insanlarla birlikte bir şeyler yapmak bence seni de onlar gibi yapıyor. Hal böyle olunca yapılan işlerin kalitesi ve samimiyeti de artıyor.

–Çünkü çocuk da yaparım kariyer de… Hatta gaza gelirsem kamera asistanlığı da…Yaptığınız işi, çalıştığınız insanları sevince, aranızda oluşan bağın bir sonucu olarak elinizden gelen hatta gelmeyen her işi yapabiliyorsunuz. Ben kendimi, bir toplantı gününde Los Angeles’tan BinYaprak’ın video stajyeri Ceylan’la video çekerken buldum. Video işlerinden anladığımdan mı? Hayır. Sadece BinYaprak’ı ve harika ekibini sevdiğimden! İnanırsak her şey mümkün bence!

-Çünkü bir taşla kuş sürüsü vurabilirsiniz.

Hepimiz kabul edelim, yabancı biri ile karşılaşınca her seferinde içimizden bir “eyvah” kopuyor. O ilk cümlenin sonu neresiydi, başında ne vardı, siz ne diyecektiniz hep karışıyor. Stajımın ilk gününde Melek Hanım’ın “Hadi, Kelsey’e kendini anlat” demesi ile ilk eyvahımı kopardım. İtiraf ediyorum; çok pişmanım. Çünkü hem bu benim İngilizce konuşmamı geliştirmek için harika bir fırsattı hem de Amerika’dan yeni bir insan, yeni fikirler hiç de fena olmazdı. Nitekim öyle de oldu! Seni özleyeceğiz Kelsey! Bardağın hep dolusundan bakan bir ekiptik, öyle de kalacağız.

-Çünkü bizim oralarda damlaya damlaya hep göl olmuştur. Start-upların, küçük şirketlerin hatta şirket adaylarının happy hourları olmaz sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hepimiz gönlümüzden bir şeyler koparırsak neden olmasın ki?

-Çünkü adalet kelimesini hayatıma sabitledim.

Biz BinYaprak’ın içeriği hakkında konuşurken sık sık “adalet” kelimesini kullandık. Adaletli babaların da olduğu bir platform yaratmak istedik. Biz konuşurken fark ettim ki adalet her yerde olmalı. Çalışıyorsan iş yerinde, evdeysen ailende, okuldaysan arkadaşlarında veya öğretmenlerinde… Çok şanslıydım ki inanılmaz adaletli bir insanla birebir çalışma fırsatı buldum. Bir yöneticide, bir mentorda, bir büyükte, bir rol modelde olması gereken en önemli özelliğin adaletli olması olduğunu da bu sayede öğrendim ve bende ne olursa olsun hep adaletli olmaya karar verdim.

-Çünkü biraz kadın biraz start-up… Ben kadınların potansiyeline ve gücüne inananlardanım. Bu yüzden de tüm kalbimle bir BinYaprak destekçisiyim. Bir şeye bu kadar çok inanmanız sizin en büyük motivasyonunuz oluyor. Ben bir şey yapmadığımda ya da taşın altına elimi koymadığımda, başkalarına dokunamadığımı, Türkiye’de bir şeyleri değiştirmek için uğraşmadığımı düşünüyorum. BinYaprak ekibinde olan herkes bir şeyleri değiştirmek konusunda çok kararlı. Her start-upta olduğu gibi olumsuz gelişmeler yaşansa da yeni çözümler, olumsuzluklardan ders alıp, daha sağlam basmak herkesin odak noktası. Türkiye’deki kadınlar için pes etmek yok!

Çünkü BÜYÜK DÜŞÜNÜRSEN DÜNYA TERSİNE DÖNER!


Tuğçe Gençoğlu