“Bir İki Üç Pekin!”

Pekin’den selamlar! Bu ay gelin biraz Çin’in başkenti Pekin’e göz atalım, çünkü ben çok çok sevdim. 4000 yıldan fazla tarihe sahip olan ülkenin, başkenti de bir o kadar zengin ve güzel. Gezilmesi gereken yerler sıralaması tabi ki ilk olarak Çin Seddi, sonrasında ise Yaz Sarayı, Cennet Tapınağı, Yasak Şehir şeklinde sıralanıyor.

Ben Yasak Şehir ile başladım Pekin turuma, İngilizce’de Forbidden City, Çincede ise Zijin Cheng. 1400’lü yıllarda Ming Hanedanlığı zamanında yapılmış olan Yasak Şehir 1987 yılında Dünya kültür mirası listesine eklenmiş. Tianmen meydanından giriş yaptığımız Yasak Şehir’de ilk olarak tabii ki hemen her yerde karşılaştığımız Mao Ze Dong’un (Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu) fotoğrafını görüyoruz. Yasak Şehir’i önemli kılan özelliklerden biri de 1949 da Çin Halk Cumhuriyeti, Tiananmen Meydanı’nda (dünyanın en büyük meydanı) doğrudan doğruya Yasak Şehir’in karşısında ilan edilmiş olması. Peki neden Yasak Şehir? Şehir ilk kurulduğunda imparator ve halk birlikte yaşasa da sonralarında kopmalar yaşanıyor ve imparator ailesi halkın şehre girmesini yasaklıyor, şehrin etrafı yüksek surlarla çevrilmiş durumda. Fakat benim Yasak Şehir’de en çok ilgimi çeken konu kuzey kapısında 500 yıllık ağaçlar mevcutken bunlar dışında hiç ağaç olmamasıydı, araştırdığımda öğrendim ki imparator ailesi halktan kişilerin ağaçlara saklanarak suikast düzenlemesi ihtimaline karşı ağaçları kesmişler, hatta bununla da kalmayıp yine tünel kazarak kendilerine saldıracaklarını düşündükleri için yerin altındaki toprağı boşaltıp betonla doldurmuşlar. Anlaşılan güvenlik konusunda sertlermiş. Binaların çoğunun birbirine benziyor olması, içlerinin boş olması bize pek yaşanmışlık hissi vermediği için açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradık, fakat yine de gidilmesi gereken bir yer.
2. durağımız Yaz Sarayı, Summer Palace, Çince’de ise Yiheyuan olarak geçiyor. Tek kelimeyle hayran kaldığım, müthiş bir

mimari eser. 1750’de inşa edilen bu şaheser, adından da anlaşılacağı gibi imparator ve ailesinin yazlık ikametgahı olarak kullandığı göl kenarında ağaçlar içinde müthiş huzurlu bir saray. Dörtte üçü gölden oluşan saray, Yasak Şehir’den sonra bize daha fazla tarih ve yaşanmışlık hissi veriyor. Genel Çin mimarisinde olduğunu düşündüğüm bir özellik ise Yasak Şehir’de de Yaz Sarayı’nda da yapı kuzeyden güneye çizgi halinde sıralanıyor. Bunun sebebinin ise kuzeyden gelen sert rüzgarlardan korunmak ve güneye bakarak güneşten daha fazla yararlanabilmek olduğunu öğrendim. Yaz Sarayı’nın ilk bölümlerini gezdikten sonra geleneksel Çin tekneleri ile Kunming gölünü geçerek karşıya varıyoruz. Kendiniz deniz bisikleti de kiralayabilirsiniz ama sürmesi zor benden söylemesi. Karşıya geçince dönüp arkanıza baktığınızda ise Yaz Sarayı’nın gerçek güzelliğini görmüş oluyorsunuz. Çin kraliçesi kıyafetleriyle fotoğrafımızı da çektirdikten sonra Yaz Saray’ından ayrılıyoruz. Sadece turistik amaçlı değil, dinlenmek için bile gidilesi, gerçekten çok huzurlu bir yer.

Üçüncü ve son durağımız ise Çin Seddi, Great Wall ve Zhōngguó Chángchéng. Sanırım hayatımda gördüğüm en güzel yapıtlardan birisi, o taşların her birindeki emeği adım adım hissedebilirsiniz. Çin Seddi de birçok önemli yapı gibi Ming Hanedanlığı’ndan kalma. Şehir merkezinden trenle ulaşım sağlanan Çin Seddi, yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte 6000 km uzunluğa ulaşmaktadır. Dünyanın en uzun savunma duvarı olan bu harika yapıt, M.Ö. 220’li yıllarda Moğol ve Türk boylarının saldırısına karşı koymak amacıyla inşaatına başlanmış olup inşaatı yaklaşık 2000 yıl sürmüştür. Tabii ki ilk olarak daha kısa bir uzunlukta inşa edilmiş, her başa gelen hükümdarın hem şanını yürütmek hem de yapıma devam etmek amacıyla duvarı uzatması sayesinde bugünkü halini almıştır. Zamanın mimari bilgisinin yetersizliği nedeniyle eğimli olan dağa yapılan bu duvar cok kez yıkımlar yaşayıp yeniden yapılmıştır. Zaten tırmanırken de en çok zorlanmamızın sebebi aslında dik olmayan taşlardı. Çin Seddi’ne teleferikle çıkıp inmek de mümkün, fakat biz her adımda bu ruhu hissetmek istedik ve 30 derece güneşin altında tırmandık, paha biçilemezdi. Sizlere de kesinlikle bunu tavsiye ederim, çünkü tepeye çıktığınızda yaşadığınız duyguyu başka türlü bulamazsınız. Bilgilere göre Çin Seddinin yapımında 8000 kişi çalışmış ve bir efsaneye göre de her 6 metrede 1 bir insanin öldüğü söylenmektedir. Bu nedenle Çin Seddi aynı zamanda dünyanin en uzun mezarlığı olarak da anılır. Tabii ki Türk akınlarından korunmak için yapılmış olması gezerken bizde biraz gurur okşadı. Gün batımını da izledikten sonra Çin Seddi’nden ayrıldık, fakat hayatımın unutamayacağım bir günüydü, kesinlikle gidin, tırmanın ve gün batımını izleyin.


Büşra Oğuz