Duygularımızı aktarmak çok mu zor?

Biz insanlar biyolojik olarak dokulardan, kas ve kemikten oluşuyoruz. Bunun kendimize düşen payına da “ben” diyoruz. Oysa bizi biz yapan asıl şeyin bu görünür hacmimiz olmadığını, ruhumuzun yani duygularımızın bizi birbirimizden ve diğer tüm canlılardan ayırdığını da iyi bilmemize rağmen duygularımıza ve onları ifade etme biçimlerimize zaman ayırmıyoruz. Özellikle biz Türkler de çok rahat gözlemleyebiliriz bu durumu. Anlık öfkelerimizi çok rahat dışa vurabilirken düşüncelerimizi güzel aktaramıyoruz. Trafikte birbirini ilk kez görmesine rağmen kavga edecek kadar öfkesini akıtan bu insanlar olumlu düşüncelerini aktaracakları sırada donup kalıyorlar.

Mesela gittiğimiz restoranda siparişimizi geç aldığı için garsona sinirleniyoruz. Bunu çok rahat belli edebiliyoruz ama yediğimiz yemeği çok beğendiğimiz de şefe bunu söyleme ihtiyacı duymuyoruz. Oysa insanların özellikle bu zor günlerde eleştirilmekten çok olumlu duyumlar almaya ihtiyaçları var. Bir kişiyi yada durumu değiştirmek istediğimizde öfke en kestirme yol olarak görünebilir ama bir o kadar da ilkeldir. Bunun yerine öfkemizi dahi olumlu dille aktarmak gerekir. “Karşımızdaki de insan hata yapabilir belki ters gidiyordur şu sıralar hayatı belki hastadır.” diye düşünebiliriz. O yüzden bence kötü düşüncelerimizi aktarmadan önce uzun uzun düşünmeli ama olumlu duygularımızı aktarırken pek düşünmemeliyiz. Çevremizde işini iyi yaptığını düşündüğümüz insanları övmek onları yanlış yaptıkların da yermekten daha etkilidir, eminim. Kendini aşağılanmış hisseden insan agresifleşir, gerilir. O an bunu size belli edemezse kendi diş geçirebileceği insanlar üzerinde duygularını rahatlatır . Bu da gösteriyor ki; siz belki de hiç istemeyeceğiniz bir tartışma çemberinin ilk noktası olmuşsunuzdur. Eminim sağlıklı düşünebilen hiçbir insan buna sebep olmak istemez.

Bu noktada övmek derken ne demek istediğimi de açmak istiyorum . Tamam toplum olarak böyle yetiştik değil mi ? Uyuduktan sonra çocuklarının başını okşayan baba örneklerinin paylaşıldığı sohbetlere ortak olduk . Temelde duygu aktarımında hatalarımız var. Biz çocuğumuza bile aferin diyemezken, garsona nasıl diyeceğiz diye sorarsanız . Burada devreye “Teşekkür” kelimesi girer. Bir teşekkür etmek camı açıp yan araçtaki kişiye bağırmaktan daha zor olmasa gerek değil mi ?

Bence sabah uyanalım ve bugün herkese olumlu bakmayı hatta bunu dile getirmeyi deneyelim! Daha huzurlu olduğunuzu siz de fark edeceksiniz. Hepinize huzurlu ve olumlu günler diliyorum.

Elif Demirpolat