Etkinlik Notlarımdan: “SINIRLARINI ZORLA: LEAN IN”

“Be the change you want see in the world!”

Mahatma Gandhi’nin “Be the change you want see in the world!” sözü oldum olası beni çok etkilemiştir. Bu yazımda size katıldığım, her dakikasında bu sözü bir kez daha düşündüren bir konferanstan bahsetmek istiyorum.

Geçtiğimiz Ocak ayında okulumuzu Facebook COO’su Sheryl Sandberg’in ziyaret edeceğini ve “Kadınlar, İş ve Liderlik İsteği” hakkında bir konferans vereceğini duydum. Böyle bir etkinliği kaçırmak istemezdim ve etkinlik için hemen kaydımı yaptırdım. Bu haberi duyana kadar Sandberg hakkında fazla bilgim yoktu. Biraz araştırma yaptığımda “Sınırlarını Zorla: Lean In” isminde kadınların öz güvenlerini tekrar kazanmalarına destek olmak adına otobiyografik bir kitap yazdığını ve bu kitabın ABD’de Lean In hareketine öncülük ettiğini öğrendim. Bu konu ile ilgili TED’de konuşma da yapmış.

Konuşmasına dünyanın her yerinde, tüm kültürlerde istisnasız bir şekilde karşılaşacağımız şeylerden birinin; erkek liderlerin kadın liderlerden fazla olması gerçeği olduğunu vurgulayarak başladı. Tüm dünyadaki ülke başkanlarına baktığımızda bile kadın başkanların çok düşük bir yüzdeyi oluşturduğundan bahsetti.

Ardından bahsettiği ilk şey tüm dünya toplumlarındaki cinsiyete karşı tek tipleşmiş önyargılardı. Konuşmasının geri kalanında başka konulardan örnek verse de asıl sorunun tamamıyla bu olduğundan bahsetti. Bu yargılara göre erkekler liderlik etmeli, erkekler konuşmalı, erkekler karar vermeliydi. İnsanlar kadının ve erkeğin yaptığı işleri değerlendirdiklerinde kadın ve erkek aynı performansı göstermiş olsalar bile erkekleri daha başarılı buluyorlardı. Bunlar da kadınların öz güvenini kaybetmesine neden oluyordu. Başarı elde etmiş bir erkeğe başarısının sebebini sorulduğunda “Evet ben başardım” diyebiliyorken aynı soru bir kadına sorulduğunda şansının yaver gittiği ya da çok çalıştığı için bu başarıyı elde ettiğini söylüyor dedi.

Daha sonra Columbia Üniversitesi’nde yapılan bir sosyal deneyden bahsetti. Deneyde öğrenciler iki gruba ayrılıyor ve aynı başarı hikayesi bir gruba erkek karakterle diğer gruba da kadın karakterle anlatılıyor. Deney sonunda erkek karakter çok başarılı bulunuyor ve herkes onun gibi biriyle çalışmak istediğini söylüyor fakat diğer grup ise kadın karakteri çok başarılı bulmuyor ve onun gibi biriyle çalışmayı pek de istemeyeceklerini dile getiriyorlar. İnanılır gibi değil!

Türkiye’nin konum itibari ile Asya ve Avrupa arasındaki geçiş bölgesi olmasının kadın haklarını savunma açısından ne kadar önemli olduğundan bahsetti. Çünkü Türkiye’de olan her şey hem batıyı hem doğuyu etkileyebiliyordu. Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımasının bizim için ne kadar büyük bir şans olduğunu, o dönemde bir çok Avrupa ülkesinden önce bu hakkı elde ettiğimizi sözlerine ekledi. Türkiye’de yaşayan insanlara düşen sorumluluklara değinirken; kadınların kendi kararların vermelerine kendi yollarını çizmelerine olanak sağlanmasını ve bunu sağlamak için toplumdaki her bireye görev düştüğünü söyledi.

Son olarak da toplumlardaki aile yapısından bahsederek ev içindeki işlerde kadının ve erkeğin görevlerine bakıldığında kadının daha çok sorumluluğu olduğu yargısına değindi. Bu durumun kadınların iş hayatına olumsuz etkileri olduğunu, evliliklerde ev içindeki görevlerin eşit dağılması gerektiğini söyledi. Daha sonra salondaki Y kuşağı erkeklerine gelecek için bir tavsiyede bulunarak: “Eşlerinizi mutlu etmek istiyorsanız onlara çiçekler almayın, onların yerine bulaşıkları yıkayın, çamaşırları yıkayın. Emin olun bu onları daha mutlu edecektir.” dedi.

Değişime kendimizden başlamamız gerektiğini vurguladığı yaklaşık 40 dakikalık konuşmasında bize bahsedebildikleri genel hatlarıyla bunlardı. TED konuşmasına da göz atmanızı öneririm!

Sevgiyle kalın!

Selin Karaçoban