Kadın Vücudunun Tektipleştirilmesi

“Kadın dediğin…”

Herkese merhabalar! Bu aralar kadını ve toplumdaki yerini sıkça düşünür oldum. Diğer yazar arkadaşlarımın yazılarına da baktığımda, benim gibi düşünen bir kaç kişinin daha olduğunu gördüm. Ben de kadın hakkında düşündüklerimi farklı bir açıdan dile getirmek istedim.

Şöyle baştan aşağıya bir kadının vücuduna baktığımız zaman çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki; kadınlar dışında herkesin kadınlar hakkında bir fikri var. Benim dikkatimi en çok çeken şey ise ideal vücut algısı. “Kadın dediğin…” ile başlayan yüzlerce cümle duyuyoruz her gün. Bunların birçoğu kadının vücuduyla ilgili. Yani aslında kararın tamamen o insanda olması gereken bir konuyla ilgili. Bu yargıları yaparken en önemli şeyi unutuyoruz aslında: Kişinin istediği gibi bir vücuda sahip olma hakkı. Bu algının oluşmasındaki en önemli unsur bence medya. Şöyle bir ekranlara baktığımız zaman bütün kadınlar aynı ölçüden çıkmış gibi.

Normalin biraz üstü kiloda olan insan sayısı çok az. Bu da doğal olarak kadınlara, özellikle genç kızlara, olmaları gereken vücudun aslında televizyonlardaki gibi olduğunu söylüyor. Kadın zaten bunları gördükten sonra kendi vücudu ile ilgili algısı da bu yönde oluyor. Bu durum da var olan bu algıyı neredeyse yok edilemez yapıyor çünkü kişinin kendisi vücudundan hoşnut olmuyor. Mesela İngiltere’de hem erkeklere hem kadınlara olması gereken ideal vücut ölçülerini sormuşlar. İngiltere beden ölçüsüne göre kadınlar, 8 bedenin ideal olduğunu söylemiş. Erkeklerse hoşlandıkları kadın bedeninin 12 olduğunu belirtmiş. Ülkedeki kadınların beden ortalaması ise 16 bedenmiş. Burada aslında çoğu kadının, erkeklerin beğenisini ne kadar yanlış değerlendirdiğini ve kadınların vücut ölçüsü konusunda ne kadar mükemmeliyetçi olduğunu görüyoruz.

Sonuç olarak, eğer sağlığınızı etkileyecek derece fazla kilonuz yoksa vücudunuzun şekliyle ve kilonuzla ilgili bütün kararları sizin vermeniz gerekiyor. Öncelikle çok basit bazı biyolojik gerçekleri göz ardı etmemek lazım. Herkesin vücudu ve genetiği birbirinden farklıdır. Herkes 34 beden olamaz ya da herkes incecik bir bele sahip olamaz. Birkaç kilo vermenin kimseye bir zararı olmaz, ancak ipin ucu kaçarsa anoreksiya ya da blumiaya kadar uzanan tehlikeli bir yol var. Ne yazık ki kadın olmak, bu hastalıklara yakalanma oranını neredeyse ikiye üçe katlıyor. Bütün bunlardan önce, aslında kişi dönüp kendine gerçekten o vücudu isteyip istemediğini sormalı. Bize dayatılan 0 beden vücut algısıyla hareket ederek zayıflamak istiyorsak bir durup düşünmekte yarar var. Her şeye karşın iyi haberler de var. Medya sanki bunca yıllık zayıflık dayatması için özür diliyormuş gibi artık 0 beden karşıtı reklamlara daha çok yer veriyor. Artık moda dünyasında da birçok defilede 0 beden mankenlerle çalışmak yasaklandı. Gün geçtikçe “oversize” diye anılan, karnı dümdüz, bacakları incecik olmayan yani aslında dünyadaki her kadından özellikler taşıyan mankenler medyada yer etmeye başladı. Bütün olay aslında kişinin kendisinde başlıyor ve bitiyor. Kendimizle ne kadar barışık olup olmayacağımız bizim elimizde. Umarım bu farkındalıkla daha fazla kadın kendisiyle barışır ve her kadının bir örnekteki vücuda sahip olmaması gerektiğini anlar.

Sevgiler.

Sara Hurşidi