Azıcık ötemde, birazcık yanımda.

Evet azıcık ötemde başını eğmiş oturuyordu sessizce. Elleri kendinden bağımsız bir istekle açılmış bekliyordu kalabalık caddenin kenarında. Belki de yanından geçenler farketmiyordu bile onu; ancak öyle bi an geldiki, yanından geçen üstü başı dağılmış başka bir yaşlı amca durdu önünde. Elindeki poşetten çıkardı ekmeğini, böldü, yarısını ona verdikten sonra usul usul devam etti yoluna.

Kırmızı ışık yeşile döndüğünde yoluna devam etse de içinde bulunduğum minibüs, benim için durmuştu dünya.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.