Savaş ve İman

Bu iki kavram hep birbiriyle ilişkili olarak kullanılagelmiştir ve savaşların iman gücüyle kazanıldığı gibi bir algı oluşturulmuştur. Bu kavramların arasında hiç bir şekilde bir bağ yoktur.

Size bir olay anlatayım ve ardında bunun doğruluğunu kanıtlayayım.

2. Murat döneminde İstanbul henüz alınmamış durumda. Fatih Sultan Mehmet in babası 2. Murat’a Akşemseddin adında bir din adamı oğlunun yani Mehmet’in İstanbul’u fethedeceğini söyler ve o günden sonra 2. Murat hep oğlunun İstanbul’u alacağı günü bekler. oğlunun İstanbul’u fethedeceğine şartlanır. Öyle ki sırf bu şartlanmadan dolayı oğlunun tahta çok erken bir yaşta geçmesini sağlar. Çünkü akşemsetttin ona; Mehmet İstanbul’u fethedecek dedi ve ne kadar erken olursa o kadar iyi. 2. Murat sadece kendi şartlanmakla kalmadı çevresindekilerinin de psikolojik olarak şartlanmasını sağladı ve artık herkes Mehmet’e İstanbul’u fethedecek padişah gözüyle bakıyordu. Mehmet’in çevresindekiler onu İstanbul’u fethetmeye itecek psikoljik baskıyı oluşturdular. Yani Fatih Sultan Mehmet’i İstanbul’u fethetmesi için, psikolojik olarak şartladılar. Bunun sonucunda hep bu amaçla yaşayan bir insan meydana geldi yani bir İstanbul’u fethetme uzmanı yarattılar. Mehmet de kendini hep o yönde geliştirdi.

Savaşlar bilgi, beceri ve akılla kazanılır. Savaşların iman gücüyle kazanıldığı zırvası romantizmden öte değildir.

Din ve iman olarak adlandırılan olgular; otorite sahiplerinin, insanları kendi emelleri uğrunda kullanmasını sağlayan araçlardır. İman gücü sandığınınz şey aslında psikolojik şartlanmadır.

Email me when Keine Ahnung publishes or recommends stories