Adamlık Mertebesi
“Adamlık; bir cinsiyet meselesi değil bir şahsiyet meselesidir.Ulaşılması gereken bir mertebedir…”
Adamlık ve mertebesi ; ne kazandığın para, ne içtiğin paket sigara, ne içerisinde olduğun yaş, ne aklını taşıdığın baş,ne içtiğin içki,ne de şaklabanların sirki.Birine sonsuz güven hissettirmen ve bunu boşa çıkarmamandır adamlığın kendisi. Hissettin mi zor gelir bunun devamını getirebilmesi. Zorlu rampalara ve yamaçlara sahiptir kendisi. 1+1'in = 2 etmesi gibi. Yalanı ve yanlışı uygulayanların burada yer etmeyişi, buraya yükselenlerin bir çok şeyi terkedişi…
Adamlık mertebesi zor zanaattir vesselam. Dişisi,erkeği bunu iyice bilmeli. Kimseye övünme ya da yerme merkezi değil ki… Kişiliklerin oturduğu,sahiplenildiği ve bir çok prensibleri olan bir kurtuluş evresi. O kurtuluş evresinin ise ilk katmanı kültürdür. Hani boş boş oturulup iki kelam edemeyip,ülke elden gidiyor diyenlerin sahip olmadığı şeydir. Geleneklere sahip çıkan,gelişmişliği ise sahip olunan değerlerle kazanılacağını bilmektir. Batıya özenip,doğuya s*ktir çekmek hiç değildir. Ya da körü körüne şarkın köpeği olup, garp için; ‘pis kaka’ demek hiç ama hiç değildir. Kendisini ve toplumunu ince eleyip sık dokuyan bağlara sahip olmaktır. O sahiplenmenin vermiş oldukları ile önce kendini düzeltmeye başlayıp,çevresini de şekillendirebilmektir. Şarap ile terbiye edilmesine gerek duyan entellerin değil, adap ve edep bilenlerin sahip olduğu kültürdür adamlık mertebesi.
Bir o kadar da inceliktir adamlık mertebesi. Tabir-i caiz ise empatinin dibine vurandır. Önceden ve daha önceden,sonrası ve daha sonrası yapacağı ve oluşturacağı her şeyi düşünebilmektir. Bu mertebeye ulaşan erkek ise dişisini,dişi ise erkeğini her daim mutlu edebilmesidir. Çocukca kızışmalar yerine olgunca tavırların sergilendiği er meydanıdır. Hoş bu er meydanına söz de adamlardan daha yiğit olduğunu gördüğü bayanların çıkabildiğini kabullenmenin de öngörüsüdür adamlık mertebesi. Tebessümlerin borçla verilmediğini,insanları mutlu etmenin hayatı güzelleştiren unsur olduğunu bilebilmek ve hesaplayabilmektir.
Kesinkes de hassaslıktır. Düşünebilmenin ve düşüncelerin savunmanın gerekliliğini ve önemini bilmektir. Nerde ve nasıl, hangi incelikle davranmak gerektiğini kestirebilmektir. Erkek ise dişisinin halinden,dişi ise erkeğinin derdine deva aramanın bilincinde olmasıdır. Kendisine ve toplumuna karşı davranış bilimini yalayıp yutmasıdır. Yerine göre hareket edebilmesini,sadece çıkar uğruna nabza şerbet ilerlemenin yalan ve yanlış olduğunu görebilmesidir. Değerlere ve inançlara saygının,insana sevginin mühim olduğunu unutmadan davranmasıdır.
Defaatle de vicdandır bu ulvi mertebenin anahtarı. Hani ‘Vicdan İzinde’ söylemini dile ve gönüle getirmeme uğraşıdır. Açta açıkta kalanın halinden anlamanın,zor kalan insana yardım edebilmenin, çoğu kez ise şükür edebilmenin durumudur adamlık mertebesi. Bazı mukayeselerin madde ile hiç ama hiç yapılamayacağının timsali, manevi huzuru yakalayabilmek için uğraşların misalidir. Yaratılana yaradandan ötürü, sevgisini ve saygısını gösterebilmenin unsurudur. Harama ve yalana el uzatmadan bir yaşamı yaşayabilmek isteyenlerin yetkinliğidir. Adaletin hukuk dışında sarsılmaz bir şekilde kendisiyle de oluşabileceğine inanmaktır.
İşin özü,durumun sözü adamlık birikmişlik paylaşımıdır. Ha denilecek ha söylenicek laf değildir. Elde edilmesi meşakatli bir yoldur. Sözde değil özde eylemlerin arenasıdır.Boşuna dememiştir babalarımız;
“Adamlık kolay olsaydi herkes yapardı oğlum…”