Mümtaz
“Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım.Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!” Ahmet Kaya
Soğuk bi kış sabahı,derme çatma bi köşe kahvehanede,üzerine portakal kabuğu konulmuş kendine bile hayrı olmayan sobanın yanında,demli kaçak çayı yudumlarken, benim 22 yıllık yol arkadaşım Mümtaz dile geldi; “Sevdamız da çayımız gibi kaçak be keke !”.
Hiç takılmazdı bizim Mümtaz öyle şeylere. Ama bu sefer aklına takılan her ne ise, yüreğine de kor düşürmüş iyice. İki eli ile kavradığı ince belli çayını yudumladıktan sonra iyice uzaklara daldı Mümtaz. Tam gariban oturuşu derler ya; heh işte , tam o vaziyetteydi bizim arabesk Mümtaz! Ancak üzerimdeki şaşkınlığı atamamıştım. Çünkü Mümtaz ile hiç sevdaya dair sorgu sual eylememiştim. Çekinerek ve bir de etrafı kolaçan ederek; “Hayırdır birader !?” diyebildim, o beni dumur eden çıkışından 5 dakika sonra. Bi iç çektikten sonra; “Çirkin miyim ben abi ?” diye sordu. Buna da şaşırdım,çünkü bizim Mümtaz bunu da sormazdı ya! “Bi de galiba çulsuzluk üzerimizde deri kaplamış abi…” dedi en fenasından.“Niye çirkin olasın ki adaş ? Göz desen,yerinde. Burun desen, ee biraz kofti ama idaresinde. Kaşlar desen, fevkalade. Bıyıklarında güzel birader. Niye dert ettin birden çirkinlik zamazingosunu ? Para işine gelince de, aç değilsin,açıkta değilsin.” Bunları söylerken de bir terledim. Ya bizim Mümtaz ağlayacaktı ya da bi güzel kaçak çayı kusacaktı. Korktuğum başıma geldi. Bizim Mümtaz inceden ya da çıtırdan değil, bildiğiniz kör kütük sevda kurşunu yemişcesine duruyordu. Tel,tel söküldü bizimkisi; “ Gözlerim manalı bakmıyor demek ki !” dedi. Haydaaa, o ne ki !? “Gözler kalbin aynası lafı da tam çakma edebiyatmış abi.” diye de ekledi, bizim içine Ahmed Arif kaçmış kaçak çay müptelası Mümtaz. Çayları yenilettikten sonra,çektim karşıma; “Anlat lan. Anlat ki dertleneceksek,dertlenelim.” dedim. Mümtaz başladı inceden dumur hikayesine…
“Anlamıyorum. Anlayamıyorum. Her gün aynaya geçip, sorun bende mi diye bakınıyorum. Lan hayır, eğer bende ise vallahi kabullenicem. Sonra s*ktiri çekip,kabulleneyim diyorum. O zaman da kurtulamıyorum. Beni bilirsin abi. Fazla sevdaya takılmayan adamım. O da bak güzel yalanmış kendime attığım. Geçenlerde bir sevdalanmışım, off ki ne off! Bizim üniversitede ki Ayfer’i bilirsin. Hani şu gözleri masmavi olan. Hani şu gözlerinde ayın ışığını içebileceğin,tılsımına can vereceğin,sürgün olsa koşa koşa gideceğin gözler. Yürürken endamına bin salavat getireceğin Ayfer’e çok pis sevdalandım abi. Öyle güzel bakıyordu ki bana, anam bile bakmamıştır oğluna öyle. Orasını sen hesapla,sen yakala. Zalımın kızı, çok pis hasta etti beni ona. Biliyor musun, sırf onun için sigara içmiyorum nicedir. Ayfer pek sevmez sigara kokusunu da ondan abi. Nasıl hasta ettiyse namussuz, sağlığıma kavuşuyordum inceden yani. Gel zaman,git zaman oldu. Gecelerime hep misafir oldu. Düşünemeden yatamaz, görmeden günümü geçiremez oldum. Dedim, oğlum Mümtaz, çık kızın karşısına söyle içindekileri, bak görceksin o da sana dolu,o da sana yanık icabında. Elbet kabul edecektir çıkma teklifini dedim. Çünkü abi o gözlerle dolu dolu bakan, o güzel gülmeyle iç ısıtan başka bi kız yok ki şu çarkına tükürdüğüm kainatta. Ama yapamadım başlarda. Utandım. Hayınlık yaptım sevdama. Tüküreyim gururuma. Keşke çıksaydım karşısına. Pişman oldum defalarca. Sonra dedim, dünyanın sonu değil. Ha gayret oğlum sabah olsun, çık karşısına. Söyle ne diyeceksen. Bekledim sabahı. Aldım duşumu. Sürdüm en güzel kokuları. Yaptım saçımı da o biçim. Ama görcektin beni abi. Kız istesek, orada verirlerdi abi. Okulda kafeteryada bekliyodum. Bizim p*ç İrfan çıktı bir yerlerden. Başladı bi ton şey anlatmaya. Geçen kızın biri arabasının silegeçine bi kağıt sıkıştırmış, üzerine de numarasını yazmış. Mesaj at diye bana. Gel ekleyelim bakalım şu kıza dedi. Aldı telefon numarasını kaydetti. Önce bir fotosuna bakalım dedi. Keşke bakmasaydım. Keşke İrfan ile konuşmasaydım abi. Ben fotoğrafa baktım. Fotoğraf bana dolu dolu küfürlerle baktı abi. Numarasını yazan Ayfer’miş be abi. Bizim gözlerinde uyuduğumuz,gülümsemesinde hayat bulduğumuz, hareketine,tavrına vurulduğumuz Ayfer’di tam karşımdaki. Meğersem Ayfer, hiçte hayal etmediğim gibiymiş. Gözün gördüğü melek değil de şeytanın kendisiymiş. Bişey diyemedim abi. İrfan kızla buluşma sözü aldı yanımda. Kalktım bende, diyemedim de İrfan’a; Seviyorum lan o kızı, diye. Nasıl dicektim ki abi, kızın ruhu ortalık malı olmuşken ? O gün midem çok ağrıdı. Yatak,döşek yattım. Ağladım da ağladım. Kaç gündür içmediğim sigaraya abandım. Ona inat,artık sigarayı günde üç pakete çıkardım.Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!Körükledikçe sigarayı, kültablasındaki izmaritleri sayamaz oldum. Sonradan duydum ki, İrfan ile biraz takıldıktan sonra arabası daha güzel olan bir çocukla görülmüş. Galiba kız otogalerici birini arıyor abi. Düğümleniyor sözler bende. Kelam edemez oluyorum. Söyle abi; Çirkinim diye mi bakmadı bana ? Param yok diye mi bakmadı bana ?”
Ne söylenir ki bu duruma. Mümtaz hıçkıra hıçkıra ağlıyorken yanımda. Kelimeler kifayetsiz kalır oracıkta. Düğümlenir gerçekten de bağzı şeyler boğazınızda. Göründüğü gibi olmayan onca şeyin dünyasında, bazen aldanıyor insan; sahte,imitasyon insanlara… Ama Mümtaz, sen hiç üzülme. Ne çirkinliğine ne parasızlığına yar olmadı sana. O senin karakterine bile yaklaşamazdı. Sen bunu anla…