Yüzüme Vurdular

“Bazı acılar faydalıdır. Önce üzer, sonra her şeyi daha iyi anlamanı sağlar”

Soğuk bir kış günü,rüzgar acımasız bir şekilde yüzüme yüzüme vuruyordu. Sanıyordum ki hayatımda yüzüme vurulan tek şey, sevmediğim ve baş ağrısı yaratan şu saçma soğuk rüzgarlar. Ama insan ne anlar ? İçinde tuttuğun kabuk bağlamış onca yara,inim inim seni darlar. Sen darlandıkça yüzüne söylenen basit bir söz bile ağlamanı sağlar. Delirdiğini sanarlar. Ulu orta içinden kusarak ağladığın şeylere bakarlar. Onlar baktıkça,sen hatalarına yanarsın. Kendini ne de çok güçlü sanarsın! Farkettiysen sen de duyguları olan insansın. Robot gibi davrana davrana çoğu şeyi yakalayamamışsın. Duymak istemediğin her yanlışı,başından savmışsın. Yüzüne vuruldukça da çırılçıplak savunmasız kalmışsın. Pekte hayırlı bi’şey yapmamışsın. Ekseriyetle şunu anlamış olmalısın; Kendi kabuğundan çıkmalısın…

Hep kendimi doğru yolda ilerleyen kaplumbağa sanardım. Yanlışı ve doğrusuyla, şu hayatta oyalanırdım. Kendimi bazen kandırırdım. Lakin kendimi kandırdıklarımın esiri olduğumu anlamazdım.Belki kimseye çok da zararım olmamıştır. O yüzdendir ki kimseden yumruk yemeye bağışıklık kazanmamışım. Çokta safmışım. Her kendime söylediğime, sıkı sıkıya sarılmışım. “Ben öyle lavuk değilim ki aga” lafını dilime dolamışım. Lan o değilde çok ahmakmışım. Baksana şu söylediklerime, ben de en az herkes kadar hatalıymışım.

Çevremi çok iyi süzerdim. Kim necidir,kim ne değildir bilirdim. Sözlerimi dikkatle seçer,kimseyi kırmazdım. Kırmadım diye de herkesi, pekte kırılmadım sahici. Ta ki söylemem gerekenleri söylediğimde, kendimle ilgili acı gerçekleri duyana kadar. Hani ben hep ayağımı yorganına göre uzatırdım?Baktım ki ne ayak var uzatılacak,ne de yorgan var üzerimize atılacak ? Kalmışım bir başına,sokağın ortasında,yarı çıplak. Bu sefer beni yaralayan ne soğuk rüzgar, ne de başka bir zamazingo. Bildiğin sözler ile ha yıkılcak,ha yıkılcak ! Yüzüme vurdular belki kahpece, belki dostça. Ne farkeder ki nasıl olduğu ? Sonunda yüzleşen de , onları sindirmeye çalışanda ben olacak.

Vuruldu yüzüme; çirkinliğim. Hoş bunu kabullenmeye başlamıştım. Boş konuşurmuşum bağzı zamanlar. Çıkarlarıma göre de davranmışım, farkettim bunu da geçende ağalar. Çok çabuk ‘trip’ atarmışım, bunu da kabullenmeli artık. Sıkboğazlık edip,darlarmışım arkadaşlarımı. Buna artık inanılmalı. Çok bilmişlik de tasladığım olurmuş. İnsanlara ‘cahil’ muamelesi yapmamalıymışım artık. Neymiş efendim, “Bırakınız yapsınlar” demeliymişim. Her istediğim şey, o şekilde olmayabilirmiş. İnsanların benim yapmak istediklerime uymadığı taraflarda varmış. Kabullenmeliyim isteklerimin olamayacağı bağzı zamanları, çünkü sabırsız ve ben merkezciymişim. Çokta safmışım, her gülene ve merhaba edene gönlümü açmamalıymışım. İnanmamalıymışım herkesi kendim gibi olduğuna. Anlamalıymışım artık herkesin bu masada iyi birer poker-face olduğuna. Hissettirmemeliymişim, saf duygularla takıldığım insanlara sevgimi ve dememeliymişim, gönlümü kaptırdığım kıza, onunla birlikte olma ihtimalini düşündüğümü. Kızmamalıymışım, berbat olduğunu düşündüğüm hayatıma. Şükür etmeliymişim en azından yaşadıklarıma. Doğru yerde ve doğru zamanda olamadığıma da küfretmemeliymişim. Geç kalan ve yanlış tercihlerde bulunanın ben olduğunu anlamalıymışım şu yaşımda. Sinirlerime de hakim olmalıymışım, en saf duyguları ulu orta serip kendimi insanlara koz yapmamdan ötürü. Göstermeliyim insanlara,yüzüme vurdukları acı gerçekler olsa da, hoşgörüyü. Ancak o zaman anlayabilirmişim hatalarımı,eksikliklerimi,çirkinliklerimi ve zayıflıklarımı…

Anlayacağınız dostlar, bir gece daha yaklaşırken senaryonun sonuna; yüzüme vurulanlar ile yönümü değiştirmeliyim başka bir yola…