HAYIRDIR İŞLER ?

“Giden günün yasını tutup,gelen yeni güne ‘Hoşgeldin’ bile diyemeyenlere” ithafen…

Zorlandığım şeyler var bu hayatta. İnadına batmaktan hoşlandığım şeylerin yanında. Bilanço hesaplarına girmediğim günüm de yok aslında. Bazı şeylerin yutkunması da zor geliyor bunun sonucunda. Derin düşüncelerin izi de duruyor alnımda. Migrenim yok ama bir ağrı tutuyor geceleri başımı yastığa koyduğumda. Mahallenin delileri bile akıllı görünüyor benim yanımda,şu sıralarda…

Her geçen günün yarınında,uyanmak istememe hissiyatı dem vuruyor sol yanıma. Acısı ya da tatlısı değil de, gerçeklerin ta kendisi hoyratça okşuyor yanaklarımı. Hani derler ya; ‘Bağzı insanlar, dünleri ile yarınlarını bir yaşarlar.’ diye. Heh işte!Ben o kafilenin bayrak tutanıyım galiba. Bununla da başa çıkamayıp, sınıfta kalan tembelide olabilirim aslında. Dert beni bulmasada, ben derde koşuyorum bir bakıma. Günün içinde yaşadıklarımı öyle deli-dolu yaşıyorum ki,gecesinde hesap-kitap borçla çıkıyor karşıma. ‘Nerde yanlış yapıyorum’ diye hayıflanmaya başlayınca da işler sarpa sarıyor kanımca. Niye çekiyorum bunca kâhrı da,inanın bende bilmiyorum. Zor geliyor olsa gerek, hayatımda ki gerçekleşen pembe dizi senaryoları. Zor geliyor olsa gerek, samimiyetsizliği paçalarından akan insanların selamını alıp vermek. Zor geliyor olsa gerek, tekeri para ile dönen şu hayatda tek jeton ile bütün bölümleri geçmeye çalışmak. Zor geliyor olsa gerek dostlar, yaşadığım ve kendime musallat ettiğim zorluklara göğüs germek…

Mutlu olmama yemini etmişcesine,mutsuzluğuma içiyorum şu günlerde,demli olan kaçak çayı, köşedeki kahvehanede. Etmiyorum artık kimseye de şikayet. Zira istemezler yavan olan o yüce nasihatlerini. Kendi yoluma bakmaya çalışıyorum,yoldan alıkoyulmadığım sürece. İnişli,çıkışlı yaşadığım günleri de bata,çıka yaşıyorum. Bazen bok çukuruna da düştüğüm oluyor. İşte o günün gecelerinde,gerçekten de karanlık içinde,delirmişcesine,yargılanıyorum kendi evrenimde. Vicdanı da çıkaramıyoruz izne. Biliyorsunuz, yaktık çarşı izinlerini vicdan mahkemesinde. Böyle olunca, dünden kalan yaşadıklarımız,gecenin mahkemesinde yarına taşınıyor benle. O da beni bitiriyor, yarının günlerinde. Bir paradoks içinde kayboluyorum yeterince.

İşte imrendiğim ve kendime yeni takıntı haline getirdiğim dert ise gamsızlık içinde yaşayıp gidenlere. Dünün tasasını yaşamamalarından ziyade,gece hesaplaşmaları yapmamaları bile çıldırtıyor beni günlerce. Yarına daha da gamsızca uyanabilmeleri bitiriyor şu kardeşinizi sessizce. Yanlışı mı biz yapıyoruz yoksa doğrusunu mu onlar yapmıyor,bilemiyorum. Ama farkına varabildiğim dostlar; doğrusu ve yanlışı ne olursa olsun,birazcık gülebilme adına olsa bile; gamsız olmalıymışız şu süreçte. Derdi,tasayı laylaylom yapmalıymışız senelerce. İçipte,kahrolduğumuzda ya da gecelerce hesaba kalkıştığımızda, elimize koca bir hiç geçtiğini görme zamanı gelmemiştir sizce?

Ama kime diyorum dimi bende. Daha kendim bile, kendimi kurtaramamışken şu zehirden,nasıl yol gösteren olabilirim ki sizlere… Sonuçta bu yazı bile “Giden günün yasını tutup,gelen yeni güne ‘Hoşgeldin’ bile diyemeyenlere” yazılmışken…