Flatiron Binası

Flatiron Binası
Flatiron Binası, New York

Fotoğraf: Jason Devaun
 
 Flatiron Binası üçgen biçimi ile ünlü. New York’u tanımlayan en tarihi ve en ikonik gökdelenlerden biri olan bina, şekli nedeniyle eski demir ütülere benzetildiği için “flat iron” olarak adlandırılmış.
 Daniel Burnham tarafından tasarlanan ve 1902'de inşa edilen Flatiron Binası Manhattan’daki en önemli yerlerden biri olan Broadway ve Beşinci Cadde’nin kesiştiği yerde bulunuyor.
 
 Bina, yapımından kısa bir süre sonra dünyanın en popüler yapılarından biri haline geldi. Bulunduğu bölge aynı adla anılmaya başlandı; kaliteli restoranlar ve dükkanlarla donatılarak seçkin bir yer olarak ünlendi.
 
 Flatiron, 1966 yılında New York’un sembolü ilan edildi, 1979'da “Ulusal Tarihi Yerler” kayıtlarına eklendi ve 1989'da da “Ulusal Tarihi Alan Simgesi” olarak belirlendi.
 
 Bina, kartpostal, resim ve fotoğraflarda da en çok yer alan bina oldu. Dünyaca ünlü fotoğrafçılar Edward Steichen ve Alfred Stieglitz ile izlenimci ressam Childe Hassam binanın unutulmaz görüntülerini yakalayıp ölümsüzleştirdiler.

Flatiron Binası, gece

Fotoğraf: Anurag Yagnik
 
 En uzun değil
 Flatiron, yapıldığı yıl da dahil olmak üzere hiç bir zaman dünyanın ve New York’un en uzun gökdeleni olmadı. Ancak tekil şekli, belirgin konumu, fotoğrafçılardan ve sanatçılardan gördüğü ilgi ona bir süre “en uzun bina” algısı kazandırdı.
 
 Daha yüksek binaların birçoğu ağır bloklardan oluştuğu için Flatiron, doğrudan sokak seviyesinden yukarı çıktı ve çevresindeki binalara karşı çarpıcı bir kontrast oluşturarak daha uzunmuş hissi yarattı.

Flatiron Binası, yapım

Demir ütü mü, mimarın çılgınlığı mı?
 
 Fuller Construction şirketinin merkezi olarak inşa edilen binanın adı aslında Fuller Building olacaktı. Ancak halk, üçgen planın yol açtığı olağandışı şekli nedeniyle binayı dökme demir bir ütüye benzettiği için ‘Flatiron’ olarak adlandırdı. Binaya takılan başka bir isim de “Burnham’s Folly” oldu. Bir çok eleştirmen, binanın mimari Daniel Burnham’ın yüksek üçgen tasarımının güçlü rüzgarlara dayanamayacağını düşünüyordu. Sonunda haklı çıkan mimar oldu, bina tüm güçlü rüzgarlara dayanmayı başardı.
 
 Bununla birlikte, rüzgarın bina çevresindeki alan üzerinde popülaritesini artıran bir etkisi oldu. “Downdraught” efekti olarak adlandırılan ve Flatiron’un alt kısımlarında rüzgar hızının artmasına neden olan durum, sık sık kadınların eteklerinin havaya kalkmasına sebep oldu.
 Çelik iskelet 
 Kuleler şeklindeki kütlelerden oluşan New York’un pek çok gökdeleninin aksine, mükemmel dik üçgen formu ile bir sütun gibi yükselen Flatiron, 22 katlı ve 93 metre yüksekliğinde.
 
 Çelik bir iskelet etrafında inşa edilen bina, kalker ve terakota ile kaplı. Beaux-Arts tarzında tasarlanmış binada Fransız ve İtalyan rönesansı etkileri görülüyor.
 
 Üçgen kulenin tepe noktasının genişliği sadece 2 metre. Yukarıdan bakıldığında, yapının bu sivri uç kısmı yaklaşık 25 derecelik bir açı oluşturuyor.

Flatiron Binası, iç

Binanın en uç ofisinden New York’un görünümü Fotoğraf: nautical2k
 
 Binanın en alt katında yer alan alışveriş alanları ve onun üstündeki iki kat Daniel Burnham’ın tasarımında yer almıyordu ancak binanın giderlerinin karşılanmasına yardımcı olmak için Fuller Construction şirketinin sahibi Harry Black’in ısrarıyla eklendi.
 
 Flatiron Binası’nın cephesi 1991 yılında restore edildi.

Click to Post

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Kilsan Blog’s story.