Gerçekten Sandığımız Kadar Yoğun muyuz?

Kolay Değil
Nov 5 · 3 min read

Beyaz yakalının derdi bitmez… İşler bitse müşterinin derdi başlar, müşteri bitse patron/ortak başlar, patron/ortak bitse, trafik vardır, o da olmasa kesin başka bir iş çıkar ve beyaz yakalıyı (yani bizleri) meşgul eder! Bu kadar iş ve insan arasında gerçekten o kadar yoğunuz ki kendimize bile vakit ayıramaz durumdayız.

Yoğunluk, günümüzde bir beyaz yakalının ağzından en çok çıkan söz haline geldi belki de. Bunu, kesinlikle kınama amacıyla veya iğneleyici anlamda söylemiyoruz.

Patron, bankacı, yatırımcı, personel işleri müdürü, sosyal medya yöneticisi veya unvanı ne olursa olsun tüm çalışanlar yoğun ve hepsi hayatla mücadele içinde. Ama, gerçekten ne kadar yoğunuz ve neden bunu bu kadar çok dile getirme ihtiyacı duyuyoruz? İşte bizim asıl merak ettiğimiz bu.

Haydi gelin, standart bir günümüz nasıl geçiyor onu değerlendirelim:

6.30 — Kalktık.

7.30 — Hazırlandık evden çıktık.

9.00 — İşe geldik.

12.00 — Öğlen arasına çıktık.

14.00 — İşe döndük.

18.30 — İşten çıktık.

20.00 — Eve vardık.

21.30 — Yemek bitti.

00.00 — Bir şeyler izledik ve yatma vakti geldi.

Hafta sonunda da eğer çalışmıyorsak biraz daha fazla uyuyup, hafta içi yapamadıklarımızı (kediyi veterinere götürme, boğazda bir kahvaltı, biraz AVM gezme vb.) yaparak bir haftamızı tamamlamış oluyoruz.

Sanıyoruz ki ortalama bir beyaz yakalının (Özel sektör mensubu) hayatı, aşağı yukarı buna benzer bir düzende geçiyordur. Peki, bu düzen gerçekten bu kadar yoğun mu? Veya Başka şeylere vakit ayıramayacağımız kadar bizi esir alıyor mu?

Bakınız, iş yerinde geçirdiğimiz vakti ne kadar verimli kullandığımızı, gerçekten çalışıp çalışmadığımızı sorgulamadık bile. Buna bu yazıda değinmeyeceğiz ama, şunu şuraya bırakmadan geçmeyelim.

Bu düzendeki yoğunluğumuzu dilden düşürmeyerek, sürekli vurgulayarak bize göre biraz kendi standartlarımızı düşürüyoruz. Modern hayatın birer parçası haline gelmiş bireyler olarak, aslında şu anda yaptığımızdan çok daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahibiz.

Sürekli yoğun olduğumuzu hem kendimizin hem başkalarının bu kadar gözüne sokarak; yapabileceğimiz birçok ekstra işi, özel hayatımızda yapmamız gerekenleri, hatta hobilerimizi bile yapmamayı seçiyor, hem iş hem özel hayatta onlara vakit ayırmamız gereken kişileri bir anlamda göz ardı ediyoruz.

Kendimizi, başarı kapasitemizin çok altında kalmaya ve belki de hiç memnun kalmadığımız hayat ve iş düzenimize mahkum olmaya zorluyor, sevdiklerimiz ve çevremizdeki kişilerle ilişkilerimizi bozuyoruz.

Kapasitemizin altında kalmamız bir yana, belki de bu “yoğunluğun” en zararlı yan etkisini ilişkilerimizde hissediyoruz. Eşimize, kız/erkek arkadaşımıza, dostlarımıza, anne babamıza gerçekten hak ettikleri vakti ayıramıyoruz, belki de bu yüzden onlarla aramız açılıyor, ilişkilerimiz bozuluyor.

Bu yoğunluk onlar için geçerli değil mi peki? Evet yoğunuz, ama bu yoğunluk yalnızca bize mahsus değil! Yoğun olduğumuzu sürekli etrafımızdakilerle paylaşırken, onların da bizimkine benzer hayatlar yaşadığını ve haliyle onların da yoğun olduklarının bilincinde miyiz gerçekten?

Hepsinin nedeni plansız ve verimsiz yaşamamız!

Konu ister para olsun ister vakit, bir şeyler harcarken bunu planlı ve verimli yapmıyoruz. Finansal anlamda yaşadığımız dalgalanmalar da özel hayatımıza bir gün vakit ayırıp diğer gün vakit ayıramamamız da sevdiklerimizle geçirdiğimiz vakitlerin bir gün kısa bir gün fazla olması da aslında bu nedenden kaynaklanıyor.

Planlı iş yapmak ve yaşamak verimliliği de beraberinde getirir. Bu konuda, özellikle hem kariyer hem de çocuk sahibi olan kadınları örnek almamız gerekiyor bizce! Tüm gün işte çalışıp akşam eve geldiğinde çocuğuna, eşine, ev işlerine vakit ayırılabildiğinin ve bunu yaparken pozitif, sevgi dolu kalınabildiğinin en sağlam kanıtı, bizce onlar.


Yazının başlarında saat saat çıkardığımız tablodaki düzen, bizim ne özel hayatımızda yapmamız gerekenleri yapmamıza, ne hobilerimizle uğraşmamıza, ne yeni işler yapmamıza ne de sevdiklerimize hak ettikleri vakti ayırmamıza engel değil.

Bu yazıyı ve bölümü hazırlamaktaki amacımız, aslında kapasitemizin çok altında kaldığımız ve bunu, yoğunluk bahanesiyle kendi kendimize zorla yaptırdığımız. Planlı çalışır/yaşar ve yoğunluğu hayatımızın istediğimiz gibi gitmemesine bir bahane olarak göstermekten vazgeçersek hem ilişkilerimizde hem de işimizde çok daha başarılı birer birey haline gelebiliriz.

Kolay Değil

Written by

İş hayatından gerçek hikayeler, tecrübeler ve tavsiyeler her gün yeni içeriklerle YouTube’da. #kolaydegil

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade