Kobo artık Türkçe

Aşağı yukarı bir yıldır fısıltı halinde konuşulan nihayet gerçekleşti ve Kobo, Türkiye e-kitap pazarına girdi. E-kitap pazarı Türkiye’de dikkat çekici bir hacme ulaşmadı. İngilizce konuşulan ülkelerde fiziksel kitap satışlarıyla aynı hacimde ve bu durum okuma davranışı ve araçları değişebilir mi diye tartışmalara yol açtı. Artık böyle ya hep ya hiç tartışmalarının bir anlamı olmadığı anlaşıldı.

Firmalar/platformlar bazında bakınca (kitabevinin elektronik karşılığı diye bakalım) işin bu hale gelmesini sağlayan aktör elbette Amazon. ABD’nin en yaygın zincirlerinden Barnes & Noble da Nook markasıyla pazarda uzunca yer aldı, ama yavaş yavaş kapatıyor. Önce Microsoft’la birleştirerek yeni bir yön çizmeye çalıştı şimdi de Samsung tabletlere isim hakkı devrediyor gibi görünüyor… Yani kendi oyuncağından vazgeçiyor. Üçüncü ‘kitapçı aktör’ ise Kanadalı bir girişimce başlayıp e-ticaret alanındaki Japon devi Rakuten tarafından satın alınan Kobo.

Burada elbette akıllı cihazların yazılım tarafındaki iki devi de anmak gerekli: Apple ve Google da müzik, film ve oyun pazarının bir ayağı olarak e-kitap sunuyorlar, ama bu devasa sektörlerin içinde biraz kaybolduğunu söylemek abartılı olmayacaktır (hele e-dergi ve gazetelerin de aynı alanda toplandığını düşününce). Tabii buna her iki aktörün de satış kanallarının sadece kendi kullanıcılarına yönelik olmasını eklemeli. Yani yayıncı açısından kitabı iBooks dükkanına koymak sadece Apple müşterilerine satmak anlamına geliyor. Diğer platformlar Apple ve Google’ın sistemlerinde uygulamalar sundukları için platform bağımsız satış kanalları yaratıyorlar.

Kobo’nun Türkçe desteği vermesi tek başına haber değeri belki taşımazdı, ama Türkiye’deki en yaygın kitabevi zinciri D&R şubelerinde e-mürekkepli cihazlarının da satılmaya başlanması bu alanda bir hareketlilik olacağını düşündürdüğü için takip etmeye değer hale getiriyor. Zira, Amazon’un çıkardığı yeni Kindle modelleri hâlâ haber değeri taşıyabiliyor, ilgi çekiyor. Akıllı cihazların her gün daha becerikli olması daha kısa pil ömrü anlamına geldiği için düzenli okurlar ‘pili bitmeyen kitap’ istiyor. Bu nedenle erişilebilir fiyatlarla sunulan, kaliteli e-mürekkep cihazların satışları hâlâ belirli bir düzeyi tutturuyor. Bu gelişmeyi Türkiye’de bugüne dek takip edemedik. Bu biraz döviz ve gümrük maliyetlerinin fiyatları şişirmesi, biraz da gelen cihazların doğal rakibi olan akıllı telefon ya da tabletlerle aşık atmaya gücü yetmeyen düşük modeller olmasındandı diyebiliriz.

Kobo’nun e-mürekkep cihazları, (tıpkı Apple haricindeki çoğu akıllı telefon gibi) Android’le çalışıyor ve içinde Pocket gibi muhteşem bir uygulama yüklü geliyor. Bu basitçe internet alışkanlıklarını pili günlerce bitmeyen, okunaklı, sosyal ve hafif bir cihaza taşıyabilmek demek. Eğer fiyatlandırmada büyük bir gol yemezsek (okurlar olarak) cihazların en yeni model akıllı telefon kullananlar için bile bir anlamı olabilecek. Dahası yayıncılar için sadece Türkiye’de değil, dünya çapında oturmuş bir piyasada kitap yayımlama şansı sunulacak. ABD’de, Hollanda’da, Almanya’da, Avusturalya’da yaşayan altı yedi milyon Türkiyeli çıktığı gün bizimle birlikte yeni edebiyat kitaplarını ya da özledikleri klasikleri okuyabilecekler. Bu nüfusun hatrı sayılır kısmı iyi birer okur ve fiziksel kitapların maliyet nedeniyle hiç ulaşmadığı okurlar. Bu bir anda okur nüfusunun artışı demek olacak ve nitelikli, iyi hazırlanmış e-kitapların sayısı artacak diye umabiliriz.

Kobo sadece internet üzerinde satış yapan bir firma olarak bu konuda gerçekten nitelikli ürünler sunuyor (uygulamaları çok kullanışlı ve başarılı) ve başarısı memleketin kitap pazarını da olumlu yönde etkiler diye umarak, sevinerek karşıladım bu haberi.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.