Bir Instagram Markası Olmak ya da Olamamak

Henüz yolun başındayken kare fotoğrafları yeniden popülerleştiren ve mobil fotoğrafçılığı filtrelerle zenginleştiren havalı fotoğrafçılık uygulamasının, markaların ve ünlülerin favori sosyal medya ağı olacağını kim bilebilirdi?

Bugün, hepimizin kullanmaktan keyif aldığı, hatta bazılarımızın –kabul etmese de- bağımlısı olduğu sosyal ağdan, Instagram’dan konuşalım istedim.

Evet biraz klişe olacak, ama Instagram sayesinde bugün online satışçılar altın çağını yaşıyor. Diğer sosyal ağlara göre daha fazla etkileşim yaratan ve daha az bütçeyle daha büyük bir kitleye ulaşma şansı tanıyan Instagram, özellikle küçük işletmeler için benzersiz bir oyun alanı. Ancak bu oyunda öne çıkabilmek için bir marka estetikliğine sahip olmak gerekiyor. Yani ‘ne var o işte canım çek fotoğrafını yaz altına fiyatı’ devri çoktan kapandı. Instagram’dan satış yapmak ya da marka bilinirliği sağlamak için fark ettirmeniz gereken ilk şey marka estetiğiniz…

Açık ara rekabet avantajı: Marka estetiği

Aslında Instagram’da işletme hesabına sahip olan herkesin bildiği ya da bir şekilde fark ettiği bir şey. Hesabınızı açtınız, logonuzdan oluşan bir profil fotoğrafına yer verdiniz, web sitesi ve diğer bilgileri yazdınız. İlk etapta ‘güneş yerinde, her şey yolunda’ peki sonrası? Hemen takipçi artırmaya çalışmak mı? Henüz hiç paylaşım yapmadan. Eğer böyle bir şey düşündüyseniz, bir işletme hesabı yönetme konusunda henüz profesyonel olmadığınızdan emin olabilirsiniz. +10 fotoğrafla yola koyulmak en doğrusudur. Tabi bu fotoğrafların hepsinin ürün fotoğrafı olmaması şartıyla. Her 5–6 paylaşımdan biri satış odaklı olmalı görüşündeyim. Airbnb bu konuda iyi bir örnek.

Akıllardaki muhtemel soru bu: “Eee ürünleri paylaşmayacaksam ne paylaşacağım?”

Önce hedef kitlenizi iyi analiz edin, sonra harekete geçin. Tipik müşterilerinizin sıradan hayatında bir günü nasıl geçirdiğini düşünün. Onların yaşam tarzına uygun ve ilgilerini çekebilecek bir şeyler mutlaka bulacaksınız. Hedef kitlenizin favori markalarının nasıl hareket ettiğini gözlemlemek de işinizi kolaylaştırabilir. Dimes’in müthiş Instagram hesabını görmenizi öneririm.

Küçük bir hatırlatma: İyi fotoğraflar her zaman işe yarar. Eğer fotoğrafçılık becerilerinize yeterince güvenmiyorsanız profesyonel çekim yaptırmayı düşünebilirsiniz. Akıllı telefonlarla amatör çekimler yapanlar için ise VSCO gibi düzenleme uygulamaları iyi bir çözüm ortağı olacaktır.

Fotoğraflardan sonra dikkat etmeniz gerekecek diğer iki şey ise açıklayıcı metinler ve elbette popüler hashtag kullanımları olacak. Bu konulara çok değinmeyeceğim, zaten bugüne kadar defalarca yazılan şeyler. Benim dokunmak istediğim nokta ise bir Instagram markası olarak satışların nasıl artırabileceği konusu. Bunun ilk aşamasının ‘marka estetiği’ olduğunu anlamış olmalısınız.

Gelin size Instagram markası olma hikâyemi anlatayım:

Hayır hayır, böyle bir şey yok. “Arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz” tonlamasıyla çok yakında bu şekilde bir video içeriği yayınlanır diye düşünüyorum. Ama şimdi konumuza dönelim:

“Bu markayı Instagram’da gördünüz mü?”

Son yıllarda ortaya çıkan ve artık sadece bu ağ ile büyüyen “Instagram markası” dediğim şeyleri her geçen gün daha çok görüyorum.

Bu markalar genellikle küçük bir ürün yelpazesine sahip oluyor. Çok pahalı değiller ve devasa pazarlara hitap ediyorlar. Arkasındaki ekipler süreç içerisinde mobil cihazlardaki insanlarla nasıl iletişim kuracaklarını anladılar ve süper yetenekli marka uzmanları oldular.

E-ticaret oyuncularının çoğunun aksine, Instagram markalarının ilk kaygısı SEO, yazılım mühendisliği, web tasarımı, ödemeler veya lojistik değil. Tüm enerjilerini mükemmel bir ürün pazarlaması, fotoğrafçılık, hikâye anlatımı ve marka bilinirliği için harcıyorlar. Mobil cihazlarından dünyaya bağlanan niş kitleleriyle etkileşimi her geçen gün bir adım öteye taşıma derdindeler.

Instagram bir “vitrin” ve e-ticaret sitesi sadece arka planda bir destek olarak kaldı. Onlara genellikle Instragram biyografilerinde yer alan bağlantılar üzerinden tıklayarak erişiyoruz. Sadece küçük işletmeler için değil tüm klasik ve büyük markalar için de aynı durum geçerli. Birçok büyük marka, 360° pazarlama kampanyalarına Instagram’ı zaten entegre etti ve markalar için Instagram değerini iyileştirmek için çok sayıda araç icat edildi. Yani büyük markalar bu pazarı küçük Instagram markalarına bırakmış durumda değil. Ama bu durum kaygı vermemeli, pazar büyük. Instagram 800 milyona ulaştı ve hala büyüyor.

Bu platformda erişim de neredeyse %100! Instagram’ı her gün ve günde birkaç kez kontrol eden kişiler hiçbir güncellemeyi kaçırmıyor. Bir marka günde 3 kez içerik yayınladığında ise 3 kat daha fazla kullanıcıya erişim sağlıyor. Yani burada aktif olmak önemli, ama sıkmadan!

Ancak aktif olmak karlılığı artırmak için yeterli değil, burada devreye başka unsurlar da giriyor. Özellikle sosyal kanıt Instagram için hayati önem taşıyor. Bu nedenle satışlarınızı artırmak için markanıza takipçi yatırımı yapmanız fena bir fikir değil. Bir internet alışverişçisi olarak, 500 takipçisi olan bir markaya göre 5.000 takipçiye sahip bir markaya daha fazla güven duyduğumu söyleyebilirim.

Bir diğer önemli unsur ise influencer ile çalışmak. Sosyal medya ünlüleri satışları artırma konusunda fazlasıyla etkili. Markanızın bilinirliğini artırır, satışa teşvik eder ve eğer yeni bir markaysanız kendinizi kısa sürede meşrulaştırmanıza fırsat verir. Bu aşamada topluluk yönetiminin zorluluklarına hazır olduğunuzdan da emin olmalısınız. Çünkü insanları mutlu etmek her zaman kolay olmayabilir.

Satışı artırmak için başka neler yapabileceğinizi biraz düşünelim:

Alışverişi kolaylaştırın.

Önceden, Instagram’daki bağlantılar biyografinize dahil olanlarla sınırlıydı. Şimdi hikayelerinize “hızlıca kaydırma” bağlantıları ekleyebilir ve sponsorlu bağlantı gönderileri oluşturabilirsiniz. Tabi ki bunu yaparken takipçilerinizi sıkmadığınızdan da emin olmanız gerekecek.

Alışveriş etiketi kullanmayı deneyin.

Evet, bu henüz yeni kullanabildiğimiz bir özellik ve Trendyol gibi Instagram’ı aktif kullanan hesaplarda görmeye başladık bile. Alışveriş etiketleri sayesinde takipçilerinizin hoşuna giden bir ürün hakkında daha hızlı bilgi almasını ve eğiliminin satışa dönüşmesini sağlayabilirsiniz.

Cazip teklifler yapın.

İlk siparişinizin %20'si iyi bir fırsattır, ancak ilk satın alma işleminizle birlikte ücretsiz bir t-shirt, Instagram takipçileriniz için daha cazip olabilir. “Ücretsiz kargo” kadar cazip!

Ürün paketleri sunun.

Müşterilerinizin ürünleri birlikte satın almayı düşünmesini kolaylaştırın. Dönemsel olarak ürünleri ‘paketler’ halinde düzenlemeye çalışın. Eğer bir giyim markasıysanız, bir grup kış aksesuarını toplayın ve bunları birlikte fotoğraflayın. Eşsiz sosyal medya postları oluşturmak için Adobe Spark gibi bir araç kullanabilirsiniz.

Rakiplerinizi takip edin.

Rakiplerinize sadece profilleri üzerinden değil, Facebook Reklam Yöneticisi üzerinden de göz atın. Onlarla nasıl rekabet edebileceğinizi iyi analiz etmeniz gerekecek.

Instagram üzerinden satışlarınızı artırmak için doğru adımları atabilirsiniz ancak, işinizi bu platformda büyütme konusundaki kararlıysanız, kendisini satan bir marka yaratmalısınız. Bu en başta söz ettiğim ‘marka estetiği’ ile fazlasıyla ilgili. Hedef kitlenize hem görsel hem de işitsel olarak ulaşmanız şart. Onlara hayranlık duyacakları fotoğraflar gösterirken, okumak isteyecekleri hikayeler de sunmalısınız. Sadece hayat değil, markalar da büyük ölçüde hikayelerden oluşur ve onu sattıran şey çoğunlukla budur. Markanızın satın alınmak istenecek bir hikayesi var mı? Bunu biraz düşünün. Ve kendisini satan bir ‘Instagram markası’ yaratmak için çabalarken şunu unutmayın:

Marketing is no longer about the stuff that you make, but about the stories you tell.
-Seth Godin

Originally published at Kübra Köroğlu.