
De ile Da
Size iki büyük efsanenin hikayelerini anlatacağım.
Bundan binlerce yıl önce, yazıyı bulmaya ramak kalmıştı. Çünkü duvarlarda resim çizecek yer kalmamış. Bir de yanlış çizemiyorum, duvar kullanmaz hale geliyordu. Neyse ki bir amcamız veya ablamız yavaştan bulmakğun yazıyı. Acaba hangisi buldu? Şimdi erkekler toplayıcılık, avcılıkla uğraştığına göre kadınlarımız mağarada işleri gibi bir derdi de yok. Örgü falan da örmüyorlar. Olağan moda sarmaşık yaprağı için, ne giyeceğim derdi de yok. Hakikat getireceğim hakikaten bu komşuluk desen hak. Dedikoduyu da icat etmemişler daha. Mağarada duvarlara bir şeyler çizip dururlar. Ben bir çizgi çizmek derdimi anlatamıyorum ben. Herif desen nerede belli değil. Tekerlek falan icat ediyor, ateş etmek bir şey bulmuş ama kadının ateşini göremiyor. Bütün bunlar birleşince bir gün oturmuş ağzından çıkan kelimelerin, seslerin nelere benzediğini çizmeye başlamış. Bakın hala çiziyor. Şimdi de çiziyoruz gerçi. Böyle gide yavaş yavaş ağzından çıkan sesin tarifini çizer. Sonra akşam kocası gelir. Acaba, koca var mı bilinmez ama kocaya ne diyorlardı. Bence 'kuçu' diyorlar. Bir çağrı kelimesi ya ondan olabilir. Kuçuşa anlatır; 'Bak ben yazıyı buldum.' Der ve dünyanın tarihi.
Bakır ve güzel bir şey bu der. Bunu ben buldum derse tropikal ortamlarda kullanacağım. Böyle böyle yazıyı yaymaya başlar. Tabi bu yazıyı yazacak bir yer lazım onu nereye yazacağız derken küçük taş parçalarına yazmaya başlıyor. Yazının bu kadar çabuk bulunup yayıldığını hiç zannetmezdim. Sonra adam bakar bu kızların ilgisini çekiyor hemen taahhüt yazlara başlarlar onlara. Oradan. Giderlerini gidadan çıkarmak. Orman orman gezer, o mağara senin bu mağara benim gider durur. Sonun da ilk eşi aklına gelir ve yanına döner. Bir de ne görsün kadının etrafında kalabalık bir sürü insan var. Etrafı çevrili bir köy gibi bir yer. Taştan bir tabela. Bu daima bir tabela çünkü bir kadın bulmuş. Üzerinde 'Kuçular Giremez' yazıyor. Adamın çok konuşması ve konuşması Bir kadın bir kez daha değiştiren o kelimeleri kullanır: 'Ha siktir git be buradan' der. Ve bu o köyde bir kabile sözü girişi kullanmamaya başlıyor.
Adamın kağıdına bakmak için tarihin ilk küfür yiyen adamında tarihin cilalı sayfalarına yazdırdı ismini. Tabi bu sözlerden sonra tarihin ilk gururu kırılmış adam olarak oradan ayrılan kuçu gider ve bu sözlerin üstüne iyice düşünerek. Küfrü geliştirme başlar ve etrafına da yaymaya başlar. Ve kendisine özgü bir küfür bulmaya başlar. Tabi bunlar olurken, kadının adamı böyle bozması da beraberinde bir ilki daha getirir. İnsanlara özel kadınlar kendi aralarında bu olayı konuşarak dedikoduyu bulmuşlardır. Ablamız ablamalarla müsittir. Tabi dedikodu beraberinde ilk fısıltılı konuşmayı başlatmak. Bu da bir şey mi ilk çiğdem (İzmirliyim) eşliğinde dedikodu yapmayı başlatan ve bu kadar çok sevilir ki onu akşam köy meydanında bir ritüel olarak yapılmaya başlıyor bu.
Adam bu köyü izler ve hala beni konuşuyorlar diye iç geçirir, efkarlanır ormanda gezmeye başlar. İstemsizce bir şeyler içmek isterim. Kafasının dağılmasını istiyorum. Bunları düşünmeye çalışıyorum ve imza atar. Rakıyı bulur. (Tabi şimdi nasıl bulur diyeceksiniz ama internete 'evde yapımı rakı' yazınca çıkıyor.) Bu onu akşam yemeği için yapmak için yavaşça etrafına insanlar toplanır, çok erkek tabi. Sonra efkarlı efkarlı konuşurlar, dertleşirler. Bunları tarihin ilk dertleşmeleridir. Ve o büyük olaydan bir daha yaşanır. Çok dertlenen bu kuçu, oğlu yaprağı da kafaya diktikten sonra. Yaprakla iç izler o sır. Kalkar ve kadının evinin önüne gider. Türkçe sözler söyler sonra da sızıp kalır. Bu olayda tarihe ilk 'içip içip kapıya dayanma ve sızıp kalma' vakası olarak geçer.
Bu bir olayın üstesinden gelmek için bir yol düşünün, yeni bir levha yazdırmaya kadar verir. Bu levhada aynen şöyle yazar:
'' Banada 'kelimesinde artık' da 'ayrı yazılacak. Çünkü bu 'da' Kuçudur. Benim bana ait. Biz artık ayrııyız. Ve ayrı ayrı yazılacağız. "Derleme ve tarihin ilk üçlü karışık kezbanlığını yaparak 'de ile da' nın ayrı yazılma kuralını bulmuş olur.
Buradan bu tarihin akışını değiştirerek ablamızı saygınlıkla anıyorum. Rahat uyu güzel kadın. Mirasın emin ellerde.
