5 Temmuz

OXİ be annem.

Hakkaten de SourceForge neydin ne oldun be.

everyone who works on a GitHub project ends up with a copy own their computers. It’s as if everyone who borrowed a book from the library could keep a copy forever, even after returning it. If GitHub vanished entirely, it could be rebuilt using individual users’ own copies of all the projects. It would take ages to accomplish, but it could be done.

Başka mesleklerde nasıl acaba?

A good junior developer can be given a known task, and be expected to execute it quickly, and well.

A good intermediate will build pages out of “Design Patterns” and “Domain Driven Design”. While those are great books for learning how to build large OO systems, direct application of this sort of theory results in over engineered systems that are flexible in ways that don’t matter, and inflexible in ones that do matter.

If you do not have at least one senior developer in a leadership role on your team, your project is doomed to fail. A team of great intermediates will get you very far, but the days of the software you are building are numbered, and the end result is either closing shop, or costly / risky rewrites. A senior developer is the only person fully qualified to choose technology and platforms, so not having one from day one will hurt you.

Ne kadar da tanıdık.

It is suffering a form of entropy whereby the distinctive or special is converted into property values. Its essential qualities, which are that it was not polarised on the basis of income, and that its best places were common property, are being eroded.

In the rest of Britain, a common view of London is that it is a parasitic monster or, as Alex Salmond put it, quoting Tony Travers of the London School of Economics: “The dark star of the economy, inexorably sucking in resources, people and energy. Nobody quite knows how to control it.” Both the SNP and Ukip can be seen as anti-London parties, as expressions of a feeling that national decisions are made in the capital, by the capital, for the capital

On bitcoin

Unfortunately for Bitcoin advocates, the currency uses too much electricity right now — way too much: According to my calculation, a single Bitcoin transaction uses roughly enough electricity to power 1.57 American households for a day.

“The actual figure is likely worse, given that a large number of transactions are exchanges and miners moving bitcoins around and other low-value ‘dust’ transactions,” said Matthew Green, a cryptography expert at Johns Hopkins University. “So each transaction where there’s an exchange of goods or services happening is really representing even more electricity.”

The upshot of all this is pretty clear. Modified blockchain tech may well find a use case behind the scenes in the financial sector. But for now, energy-conscious people looking to use an alternative currency for the masses should probably look somewhere other than Bitcoin.


Because it functions simultaneously as a currency, an asset and a platform, Bitcoin is better described as a global cryptoCAP (currency, asset, platform) — or even as a synergistic form of “cryptocapital” that can help unleash the full economic power of the networked age.
There are many ways to understand platforms, but here are two attributes by which Bitcoin moves from cryptocurrency to cryptocapital system:
First, it distributes transaction-clearing responsibilities across a broadly distributed network of computers known as “miners”, eliminating the need for expensive centralised third parties such as banks and payments processors to authenticate and verify online exchanges of value. Anyone with the appropriate software and hardware can function as a miner on the network. To compensate miners for the resources they commit to the system, Bitcoin issues 25 newly “minted” bitcoins approximately every ten minutes, and miners compete for this reward. (In the Bitcoin system, each unit of account is called a bitcoin, with a lower-case “b”.)
Second, Bitcoin makes money programmable. With Bitcoin, the world’s smartest and most creative software developers have an open platform on which to build products and services that will allow individuals, organisations and even machines to do business with each other more flexibly, more efficiently, more frequently and more productively.

If you die, for example, and this information is communicated to the Bitcoin system through a pre-established protocol, your assets could be distributed to your heirs according to your will, without further intervention from lawyers.

Distract me now!

“At painful times, when composition is impossible and reading is not enough, grammars and dictionaries are excellent for distraction,” the poet Elizabeth Barrett Browning wrote, in 1839. Those were the days. Browning is still right, of course: ask any reader of Wikipedia or Urban Dictionary.

veya TV Tropes veya ekşisözlük

we’re now addicted to liberation, and we regard any situation — a movie, a conversation, a one-block walk down a city street — as a kind of prison. Distraction is a way of asserting control; it’s autonomy run amok.

Bu noktada artık konuyu yazın dünyasına bağlayalım: Karl Marx nedir, Karl Marx kendini bilmektir.

2010 yılında İletişim yayınları, 1500. kitabı için özel bir çaba sarf ederek Louis Bonaparte’ın 18 Brumier’i adlı kitabını, farklı çeviri ve baskılarını karşılaştırarak, Tanıl Bora’nın çevirisi, Ahmet İnsel’in sunumu ve Ömer Laçiner’in sonsözü ile yayımladı.
İletişim Yayınlarının şık kitabını takiben, 2011 senesi içinde yayın dünyasının görece daha yeni yayınevlerinden Yordam, Karl Marx’ın kült eseri Kapital’i “Türkçe’de ilk kez, Almanca aslından” yayınlamaya başladı ve 2011 yılında başlanan bu tercüme, geçtiğimiz günlerde yayınlanan 3. cilt ile nihayete erdi.
2013 yılında da Hil Yayınları’nın da, 30. sene-i devriyesi münasebetiyle, İletişim yayınları ile aynı sebep ile, Marx’ın Etnoloji Defterlerini yayınladığını not edelim.
İletişim yayınlarının 2010 yılında, 1500. kitabı ile başlattığımız ve bugüne kadar gelen süreç içinde, Komunist manifesto pek çok yayınevi tarafından basıldı, yine Yordam yayınları, Manifesto’nun Kürtçe tercümesini yayınladı.
Marx’ın yeniden yayınlanan/ilk kez yayınlanan kitaplarından bir diğeri, sel yayınlarının bastığıMarx’ın gazete yazıları isimli eser. Almanca aslından ilk kez yayınlanan bir diğer kitabı ise, yine Marxizm’in en önemli eserlerinden kabul edilen, Marx-Engels tarafından kaleme alınan Alman İdeolojisi. Alman İdeolojisi, Evrensel basım yayın tarafından yayınlandı.
Geçtiğimiz beş sene içinde Marx’ın eserlerinin yanında Marx üzerine, veya Marx’tan ilham ile yayınlanan pek çok kitap da mevcut. David Harvey tarafından birkaç sene önce İngilizce olarak yayınlanan ve peşisıra Türkçe’ye çevrilen Marx’ın Kapital’i için kılavuz kitabını zikrederek, Marx üzerine yayınlanan kitaplara giriş yapabiliriz. Harvey’in bu kitabı, üniversitede yıllarca verdiği Marx ve Kapital üzerine verdiği derslerin hasıalsı. Sonrasında zikredeceğimiz eser Yine Yordam Yayınları’nın 2014 yılında yayınladığı Yeni Başlayanlar için Kapital başlıklı kitabı.
Marx biyografileri için de bereketli geçen bu dönemde, İletişim yayınları Karl Marx: 19. yüzyılda yaşanmış bir hayat; Yordam Yayınları ise Büyük Dedem Karl Marx isimli birer biyografi yayınladılar.
Marx üzerinden Marxizmden sonra marx; Marx’ın kayıp estetiği ; Dijital emek ve Karl Marx isimli kitaplar da muhtelif yayınevlerinden boy gösterdiler.Bu eserlerin temel gayesi, Marx’ın ölümü sonrasında ortaya çıkan alanlarda ve meselelerde Marxist düşünceyi kullanmak.

Kitap önerilerine yorumlarla yenilerini ekleyerek devam edelim.

Ancillary Sword, Ann Leckie (Orbit US; Orbit UK)

Ödülü kaptı ama bir ara roman olarak hatırımda kaldı. Tabi ki üçlemenin sonunu ve aynı evrende devam edecek hikayeleri merakla bekliyorum.

The Peripheral, William Gibson (Putnam; Viking UK)

Malesef yarım bıraktım. Belki daha hızlı okuyabildiğim bir dönemde yeniden denemeliyim.

The Three-Body Problem, Cixin Liu (Tor)

Bence senenin en iyi romanı. Çin’den çıkma bestseller bir hard SF. Bu bile önemli bence, Çin’in şu an kapitalizmin hangi evresinde olduğunu belli ediyor. Üçlemenin Ken Lui ((ki kendisi de güzel bir Çin soslu fantasy yazmış diyorlar)) tarafından yapılan ilk çevirisi. İkinci kitap başka bir çevirmen tarafından ama son kitap yine Ken Lui olacakmış.

Lock In, John Scalzi (Tor; Gollancz)
Annihilation/Authority/Acceptance, Jeff VanderMeer (FSG Originals; Fourth Estate; HarperCollins Canada)

Bu seri de bence güzeldi, Lost’u özleyenlere özellikle tavsiye ediyorum. Fakat sebep, sonuç, anlam ve cevap arayanlara ise kaçın diyorum.

The Goblin Emperor, Katherine Addison (Tor)

Goblin Emperor’u başlayıp bitiremediğim kitaplar arasında. Ödülü alması sebebiyle kaldığım yerden zorlayacağım.

Steles of the Sky, Elizabeth Bear (Tor)
City of Stairs, Robert Jackson Bennett (Broadway; Jo Fletcher)
The Magician’s Land, Lev Grossman (Viking; Arrow 2015)

Postmodern Harry Potter’ın acı dolu hikayesinin son noktası. Baş kahraman ofluyor pufluyor sürekli bunalımda hep bir eksiklik hep bir tamamlanamama halinde ama etrafındakileri felakete sürükleyip kendi götünü kurtarmakta bir numara. Uzun süredir okuduğum en gıcık ana karakter olabilir. Okumayın demiyorum ama okuyun da diyemiyorum. Zaten dizisi geliyor yakında.

The Mirror Empire, Kameron Hurley (Angry Robot US)

Harry Harrison! Harry Harrison!, Harry Harrison (Tor)

Non-fiction bölümünde ise şunu merak ettim tabi. Bakalım kısmet.

Başyapıt dediğin böyle olur.

Every fantasy reflects the place and time that produced it. If The Lord of the Rings is about the rise of fascism and the trauma of the second world war, and Game of Thrones, with its cynical realpolitik and cast of precarious, entrepreneurial characters is a fairytale of neoliberalism, then Dune is the paradigmatic fantasy of the Age of Aquarius. Its concerns — environmental stress, human potential, altered states of consciousness and the developing countries’ revolution against imperialism — are blended together into an era-defining vision of personal and cosmic transformation.

Books read differently as the world reforms itself around them, and the Dune of 2015 has geopolitical echoes that it didn’t in 1965, before the oil crisis and 9/11.

Actually, the great Dune film did get made. Its name is Star Wars. In early drafts, this story of a desert planet, an evil emperor, and a boy with a galactic destiny also included warring noble houses and a princess guarding a shipment of something called “aura spice”. All manner of borrowings from Dune litter the Star Wars universe, from the Bene Gesserit-like mental powers of the Jedi to the mining and “moisture farming” on Tattooine. Herbert knew he’d been ripped off, and thought he saw the ideas of other SF writers in Lucas’s money-spinning franchise. He and a number of colleagues formed a joke organisation called the We’re Too Big to Sue George Lucas Society.

Ve gelelim büyük finale.

Ya bu yazı o kadar uzun ve içinden quote çekilecek o kadar çok şey var ki ne yapsam bilemedim. Okumam günlerimi aldı, okuduğumu anlayıp doğru mu yanlış mı karar verecek kadar bilgim de yok. Ama içinden ilgi çekici bulduğum kısımları bir süre sonra ayrıca listelerim belki.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Can Özmen’s story.